Yalnızlık ömür boyu
- 18 Tem
- 3 dakikada okunur
Bazen, en yoğun yalnızlık duygusunu en yakın ilişkimizde yaşarız. İçimiz panikle dolar; doğru kişiyle birlikte olup olmadığımızı sorgularız.
Robin Williams, bir filmin sonunda şöyle der:
“Eskiden hayattaki en kötü şeyin yapayalnız kalmak olduğunu düşünürdüm. En kötü şey, seni yalnız hissettiren insanların arasında kalmakmış.”
Ama bazen de yalnızlık hissi, partnerimizle değil, kendimizle ilgilidir ve kökleri çok daha derindedir.
Buna “varoluşsal yalnızlık” denir.
...
Varoluşsal yalnızlığımız şiddetlendiğinde partnerimizle aramızdaki en ufak farklılığa, uzlaşmazlığa, ayrılığa, yani en ufak mesafeye “ölüm - kalım” tepkisi veririz.
Irvin Yalom, sevgilisiyle ilişkisi her riske girdiğinde panik atak geçiren hastasının düşüncelerini paylaşır bizimle:
“Batı Yakası Hikayesi’nde iki aşığın buluştuğu ve birdenbire dünyadaki her şeyin mistik bir şekilde yok olduğu ve tamamen birlikte kaldıkları sahneyi hatırlıyor musunuz? Öyle zamanlarda bana olan şey de bu. Tek fark orada benden başka kimsenin olmaması.”
...
Varoluşsal yalnızlık, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerde de kendini gösterir ve derinleşir.
Sartre’ın “Çıkış Yok” adlı oyununda birbirini tanımayan üç kişi, öldükten sonra kendilerini bir odada bulur. Çok vakit geçmeden cehennemde olduklarını anlarlar. Ama ortada ne bir zebani vardır, ne de işkence aleti...
Odada ayna bulunmaz. Herkes, kim olduğunu, karşısındakinin bakışlarında hisseder. En sonunda karakterlerden Garcin olayı çözer:
"Demek cehennem bu. Hiç aklıma getirmezdim böyle olacağını… Kızgın ızgaranın ne gereği var: Cehennem başkalarıdır!"
...
Sartre, “cehennem başkalarıdır,” derken insanların kötülüklerinden bahsetmez.
Cehennem, yalnızca ötekinin gözünde var olabildiğimiz yerdir. O, bize bakmadığında yok oluruz. Onun bizde gördüğü şeyden sorumlu tutuluruz. Onun hakkımızdaki yargılarıyla yaşarız.
Bizi kendi ihtiyaçlarına göre manipüle edebilir. Kendimizi bir başkası zannedebiliriz. Başkasının hayallerini, arzularını, hedeflerini taşıyabiliriz.
Kendi sahnemizde başrolde olmak yerine, bir başkasının sahnesinde yan roldeymiş gibi hissederiz.
Yalıtım sorunu
Peki varoluşsal yalnızlığımızı nasıl yatıştırabiliriz?
Carl Rogers, asıl yalnızlığın kişilerarası değil, insanın kendi benliğiyle arasında olduğunu söyler.
Çünkü; kendisinden uzaklaşmış bir insan, yanındaki de gidince “yapayalnız” kalır. Kendisiyle ne yapacağını bilemez.
Rogers'a göre, insanın kendi iç dünyasından kopması 'yalıtım'dır.
Yalıtım, başkalarına uyumlanmak için kendi kıyılarımızda unuttuğumuz her şeydir.
...
Yalom’a göre çoğu psikoterapinin en büyük hedefi, insanı kendi yalıtımından kurtarıp tekrar bir bütün haline getirmektir.
Terapisi başarılı geçmiş hastalara anket sunduklarında, hastaların en çok seçtiği maddenin “Daha önceden kendime ait olan bilmediğim ya da kabul etmediğim parçalarımı keşfedip kabul etmek.” olduğunu söyler.
Yani, insan kendini keşfettikçe varoluşsal yalnızlığı da azalır.
...
Bu keşif süreci için bazı adımlar atabiliriz:
- Günlükler, arşivler, eski tanıdıklarımızla sohbetler sayesinde benliğimizle ilişkimizi güçlendirebiliriz.
- Bilimsel, sanatsal ve felsefi çalışmalar yoluyla dünya ile bağımızı kuvvetlendirebiliriz.
- Kabul etmediğimiz parçalarımızla yüzleşebilir, daha bütünlüklü hale gelebiliriz.
- Beceri ve yeteneklerimize odaklanıp, yeni meydan okumalara kalkışabiliriz.
- İçinde bulunduğumuz topluluğa katkıda bulunarak yeterlilik, özsaygı, anlam kazanabiliriz.
...
Tom Wolfe, hangi kol bizi tutarsa tutsun, hangi dudaklar bizi öperse öpsün, hangi kalp bizi ısıtırsa ısıtsın yalnızlıktan asla kaçamayacağımızı söyler.
Yani yalnızlık ömür boyu sürer. Ama bu yalnız olma hali sayesinde “benliğimiz” oluşur.
Belki de bu yüzden Rilke, birbirini seven iki insanın en yüce görevinin birbirlerinin yalnızlıklarını korumak olduğunu dile getirir.
Bu sayede, hem kendimize sadık kalabilir hem de bir başkasını, gerçekten olduğu gibi sevebiliriz.
Yalnızlığın kaçınılmazlığını kabul ettiğimizde daha derin ve anlamlı ilişkiler kurabiliriz.
Kaynaklar:
Jean Paul Sartre - No Exit
Irvin Yalom - Varoluşçu Psikoterapi
Robin Williams - World's Greatest Dad
Hilal Kaya - A Comparative Study: Existentialism in No Exit by Jean Paul Sartre and Shadowless by Hasan Ali Toptaş
Tom Wolfe - Look Homeward, Angel
Carl Rogers - The Loneliness of Contemporary Man, As Seen in the Case of Ellen West
Rainer Maria Rille - Rilke On Love and Other Difficulties







Yorumlar