Ya tavuk gibi gıdaklarsam?
- 18 Tem
- 3 dakikada okunur
Engin Geçtan, yüksek bürokrat olan danışanının aniden sustuğunu fark eder. Konuşma kopmuştur. Sessizlik uzadıkça uzar. Geçtan, danışanından o anda aklından geçenleri söylemesini ister.
Adam önce kıpırdanır. Utanır, yüzü kızarır. Bunun çok zor olduğunu söyler. Terapisti beklemeye devam edince, aklından geçen düşünceyi ağzından çıkarır:
“Ya sizin yüzünüze ‘gıt-gıt-gıdak’ dersem diye korkuyorum.”
…
Geçtan bu itirafa şaşırmaz. Danışanı daha önce de milletvekilleri ve generallerin bulunduğu bir ortamda bir anda “Heil Hitler!” diye bağıracağından korktuğunu anlatmıştır.
Danışanına bakıp, “Keşke gıdaklasa,” diye düşünür Geçtan. “Bu, onun için bir devrim olurdu.”
Çünkü terapiste göre istemsiz düşünceler, içimizdeki zorba çocuğun çaresiz çocuğa yaptığı eziyetlerdi. Sadece laftaydılar.
Bir kez olsun o çaresiz çocuğun galip gelmesini istedi.
…
Elbette beynimizin içinde çocuklar yok. Ancak bu metaforlar, zihnimize saplanan düşünceleri anlamlandırmamızı kolaylaştırır.
Beynimizde gerçekten bir ikilik vardır: Senaryo üreten devreler ve bu senaryoları denetleyen devreler.
Hepimizin aklına “Ya pencereden atlarsam?” “Ya annemi bir daha göremezsem?” “Ya her yer mikrop doluysa?” gibi düşünceler gelir.
Çoğu zaman denetleyici mekanizma devreye girer ve bu senaryoları ciddiye almadan geçer.
…
Ancak bazılarımızın denetleme mekanizması genetik ve travmatik deneyimler nedeniyle aksar. Kimliğimizle en uyumsuz düşünceleri “gerçekçi” olarak etiketleyebilir.
O zaman ne olur? Sinir sistemimiz alarm verir. Bu noktada Engin Geçtan’ın metaforu harika bir benzetmeye dönüşür:
Çaresiz çocuk, zorba çocuğun tehditlerinin saçma olduğunu bilir ama korkmadan edemez.
İşte zorba çocuk, kimliğimize en aykırı düşünceleri gerçek diye etiketleyen senaryo üreten yanımızdır.
…
Peki zorba çocukla aramıza nasıl mesafe koyabiliriz?
İlk adım, onun hangi yanılgılarla konuştuğunu fark etmektir. Genellikle iki cümle fısıldar:
“Bak, yine aklına geldi. Eğer bunu düşünüyorsan, aslında sen böyle birisin.”
“Bu düşünceyi durdurmazsan, birazdan kontrolünü kaybedip o korkunç şeyi yapacaksın.”
Oysa düşünceler, eylem değildir. Ahlakımızı belirleyen şey, aklımızdan geçenler değil, yaptıklarımızdır. Takıntılı düşünceler de tek başlarına eyleme dönüşmez.
…
Zorba çocuğun bir başka büyülü hilesi ise bizi her şeyden sorumlu tutmasıdır.
Örneğin depresyon üzerine çalışan araştırmacı Nina Sweeney, çocukken okuldan eve dönerken aklına kötü bir düşünce gelirse anne babasının öleceğine inanır. Bu yüzden yolu defalarca baştan yürür.
Evrenin sorumluluğunu bırakmak kolay değildir. Çünkü kontrol duygusuna ihtiyaç duyarız. Ne var ki bu kontrol illüzyonu zihni durmadan çalıştırır ve sonunda bizi tüketir.
…
Sweeney, en çok tekrarlanan istemsiz düşüncelerin, sevdiklerimize zarar, cinsel kimliğimize yönelik sorgulamalar ve hastalık bulaşması hakkında olduğunu dile getirir. Ona göre de en etkili çözüm yöntemi “mesafe bırakmaktır.”
Burada Russ Harris’in eğlenceli taktiklerinden bahsedebiliriz. Örneğin kötü senaryolara film başlığı bulmak gibi: “Değersizliğin Gücü gösterimde” veya “Büyük Sorgulama yeniden Başladı,” gibi.
Bir diğer yöntemi de, zorbanın söylediklerini çizgi film karakter sesiyle “Mutlu yıllar sana!” melodisiyle söylememizi ister.
…
Nina Sweeney, bugün terapi ve akılcı taktikler sayesinde istemsiz düşüncelerin etkisini epey azaltmış durumda. Yine de, kaygılı dönemlerde, bu senaryoların arttığı oluyor.
İstemsiz düşünceleri alerjik reaksiyonlar gibi düşünebiliriz. Ara sıra ortaya çıktıklarında paniklememize gerek yok.
Düşünceler sadece kelimelerdir. Zihnimizde uçuşan, ama aslında hiçbir ağırlığı olmayan kelimeler. Bazen saçma, bazen utandırıcı, bazen de tavuk gibi gıdaklayan kelimeler.
Onlara inanmak zorunda değiliz. Sadece gıdaklamalarına izin verebiliriz.
Kaynaklar:
Engin Geçtan - Hayat
Yasmin Rufo - I was diagnosed with OCD at 10'. Here's how to spot the signs
Daeyoung Roh, Ki Won Jang, Chan-Hyung Kim - Clinical Advances in Treatment Strategies for Obsessive-compulsive Disorder in Adults
Jessica Calza - Altered Cortico–Striatal Functional Connectivity During Resting State in Obsessive–Compulsive Disorder
Daniel S. van Grootheest - Twin Studies on Obsessive–Compulsive Disorder: A Review
Emily O'Leary, Julia J Rucklidge - Thought-action fusion and inflated responsibility beliefs in obsessive-compulsive disorder
Danielle Cath - Environmental Factors in Obsessive-Compulsive Behavior: Evidence from Discordant and Concordant Monozygotic Twins
Russ Harris - Mutluluk Tuzağı







Yorumlar