Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Tutkunuzu bulmak için çocukluğunuza bakın




“Hayatımızın en büyük bölümü kötü iş yapmakla, büyük bir bölümü hiçbir iş yapmamakla, tüm yaşamımız ise yapmamız gerekenden başkasını yapmakla geçiyor.”


Bu sözleri mesai saatleri, instagram ve Netflix arasına sıkışmış biri değil, iki bin sene önce yaşamış bir filozof söylüyor.


Seneca devam ediyor, “zamana değer veren, gününün değerini bilen, her gün biraz daha ölmekte olduğunu anlayan bir kimse gösterebilir misin bana?”


Anlıyoruz ki zamanı yönetememe modern bir sorun değil.


Binlerce yıldır “ne yapmamız gerektiğini” arıyoruz.


Halbuki sürekli bir koşuşturma içindeyiz.


Amerikan başkanlarından Eisenhower’ın adını taşıyan prensip, bize önemli olanın nadiren acil, acil olanınsa nadiren önemli olduğunu söyler.


Oysa acil olana çok fazla zaman harcıyoruz, önemli olana ise az.


Peki nedir önemli olan?


Amin Maalouf, zamanın iki boyutu olduğunu söyler; uzunluğunu güneşin seyri belirler, derinliğini ise tutkular.


Robert Greene ise tutkumuzu bulmak için çocukluğumuzu hatırlamamızı tavsiye eder:


“Eğer çocukken bir şeye kafayı takmışsanız, bunun bir nedeni vardır.”


İki Nobel ödüllü Marie Curie’yi örnekler Greene:


“Marie Curie dört yaşındayken babasının laboratuvarındaki cam şişelere aşkla bakardı. Büyüyüp, onlara yeniden kavuştuğunda devrim yarattı.”


“ Çocukken bir çırpıda anlardık neyi sevip neyi sevmediğimizi. Keskindi çizgiler.”


Kendimi düşündüm bu cümleyi okuyunca.


Çocukken en bağlı olduğum şey legolarımdı. Bayılırdım parçaları farklı farklı takıp, türlü türlü şeyler yaratmaya.


Bugün de oradan buradan derleyip birleştiriyorum bu satırları.


Seneca’nın en çok kızdığı kişiler, gereksiz yere vaktimizi çalanlardı:


“Öyle akılsızlar ki; bir kimseden küçük, değersiz, yerine konabilir bir şey aldılar mı, kendilerini borçlu hissederler de, karşılığı verilmeyecek tek şeyi, yani zamanı aldıklarında borçlu saymazlar kendilerini.”


Bu nedenle zamanını başkaları için harcamış ve tüketmiş birinin kaderini, elinde olmadan fakirleşmiş kişiye benzetirdi Seneca:


“Herkes affeder onu ama kimse yardım etmez ona.”