Sevginin zıttı nefret değil kayıtsızlıktır.
- 18 Tem
- 2 dakikada okunur
Vietnam Savaşı’nda insanoğlu ilk kez binlerce insanın öldüğü görüntüleri bir seyirci gibi izledi.
Rollo May, 1969 yılında yayımladığı Aşk ve İrade adlı eserinde, bu alışkanlığın gündelik hayata da sirayet ettiğini yazdı. İnsanlar sokak ortasındaki cinayetleri seyirci gibi izliyor, kimse sorumluluk alıp harekete geçmiyordu. Psikanalist, şu sonuca vardı:
“Sevginin zıttı nefret değil kayıtsızlıktır.”
“İradenin zıttı kararsızlık değil yabancılaşmaktır.”
..
Bugünün modern insanı, binlerce kişi tanır ama kimse tarafından tanınmaz. Her şeyi görür ama kimse tarafından görünmez. Her şeyden etkilenir ama o hiçbir şeye etki edemez.
Dünyaya bir etki bırakamadığına inandıkça kayıtsızlığın konforlu kabuğuna çekilir.
“Kayıtsızlık tuhaf bir durumdur” der Harry Sullivan, “bozguna uğramış kişinin eski gücüne kavuşana dek dinlendiği bir korunma mucizesi gibidir.”
...
Oysa Rollo May, kayıtsızlığın uzaması halinde bir kişilik durumuna dönüşebileceğini söyler ve kayıtsızlığa bir isim takar:
Şizoid kişilik.
Psikanalistin şizoid kişiliklerden bahsettiği yıl, King Crimson bir albüm çıkarır.
Şarkılardan birinin ismi de ilginç bir şekilde “Yirmi Birinci Yüzyılın Şizoid Adamı”dır:
“Bombalar patlar, çocuklar ölür; gereksinim duymadığı her şeye sahiptir, yirmi birinci yüzyılın şizoid adamı!”
...
İletişim teknololojileri vasıtasıyla küçüklüğü, çaresizliği, yetersizliği sürekli hatırlatılan modern insan, bir yandan da rasyonelliği, parası, eşyası, soğukkanlılığı ve kayıtsızlığıyla övülür.
Artık yakın ilişkileri bile kontrol aracına dönüşür.
Yani, vermeden almak ister.
Yani, etkilenmeden etkilemek ister.
Hayatı, kişisel gelişim sözlerinin yankılandığı boş bir çekirdeğe dönüşür.
Umursamama rolü yapa yapa kendi değerlerini unutur.
YAPICI ŞİZOİD
Rollo May her şeyin performansa, istatistiğe ve mekaniğe dönüştüğü, sayıların, bir lav seli gibi acımasızca kimliğimize saldırdığı bu şizoid dünyada aşk ve iradenin gitgide sorunlu hale gelmesinin şaşırtıcı olmadığını söyler:
“İrademizi kullanmayız çünkü bir şeyi veya bir kişiyi seçersek diğerini kaybedeceğimizden korkarız. Kendimizi şansımızı deneyemeyecek kadar güvensiz hissederiz.”
Umursamamış rolü yapıp acıdan kurtulmaya çalışırız.
..
Halil Cibran, umursamanın canlılığın yarısı, kayıtsızlığın ise ölümün yarısı olduğunu söyler.
Kayıtsızlığın cansızlığını, kişisel gelişimin canlılığıyla telafi etmeye çalışırız. Ama Rollo May’e göre bu, beyhude bir çabadır:
“Artık danışanlarımız epey bilgili,” der psikanalist, “sorunları hakkında gayet bilinçliler, bıraksak kıyamet gününe kadar sorunlarını anlatabilirler.”
“Ama yaşayan makinelere dönüşmüşler. Samimi duygularını yaşayamıyorlar."
...
Otto Rank kaygısından dolayı kayıtsızlaşmış kişiyi, çatışmalarını sanata dönüştürememiş sanatçıya benzetir.
Duygularından uzaklaşmış, talepkar ama bir o kadar da kırılganlaşmış kayıtsız insan, teknolojik insanın bir yan ürünüdür. Ama olur da duygularıyla yeniden buluşabilirse, edindiği bilgelikle kendi başyapıtını yaratabilir.
Atmamız gereken ilk adım, kayıtsızlığımızın umursamamaktan değil, aksine fazla umursamaktan kaynaklandığını içtenlikle kabul etmektir.
...
Rollo May, umursamaktan korkmadığımızda, her eylemimizin mayasında aşk ve irade bulacağımızı müjdeler.
Alman filozof Heidegger’ın umursamayı iradenin kaynağı gördüğü gibi, o da, sevginin ve şefkatin kaynağı olarak görür:
“Kayıtsızlığın zıttı umursamak ve varlığımıza yeniden kavuşmaktır.”
Yeter ki umursamakla kalmayıp, gücümüz dahilinde sorumluluk alalım ve her gördüğümüzü değiştiremesek bile dünyaya kendi izimizi bırakalım.
Kaynaklar:
Rollo May - Aşk ve İrade
Rollo May - Kendini Arayan İnsan
Halil Cibran - Kum ve Köpük
King Crimson - In the Court of the Crimson King







Yorumlar