top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Seçebildiğimiz acılar ve hayatın anlamı

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Alacakaranlık dizisinin bir bölümünde azılı bir gangster ölür ve kendisini her dileğinin gerçekleştiği yerde bulur.


Güleryüzlü bir rehber taraftından karşılanan gangster cennete kabul edildiği için çok şaşırır.


Hemen her istediğini yapmaya odaklanır; merak ettiği her şeyin tadına bakar, oynadığı her oyunu kazanır, arzuladığı her kadının kalbini çalar.


Ancak bir süre sonra sıkılmaya başlar.


Cennet konusunda hayal kırıklığına uğrayan gangster, kendisini karşılayan rehberin yanına gider ve “ben cennete ait değilim anlıyor musun?” der ve ekler:


“Öbür tarafa gitmek istiyorum.”


Rehber sakince yanıtlar: “Size cennette olduğunuzu düşündüren şey nedir efendim?”


“Burası zaten öbür taraf.”


Ve çılgınca bir kahkaha atar.


--


Acı ve anlam ilişkisi üzerine önemli araştırmalar yapan psikolog Paul Bloom vardığı sonucu şöyle açıklar:


“Eğer bir deneyimde acı çekmemişseniz, muhtemelen o deneyimde anlam bulamazsınız.”


İlla fiziksel acıdan bahsetmez Bloom, bu acılar zorluktan kaynaklanabilir, endişeden kaynaklanabilir, kaybetme ihtimalinden kaynaklanabilir.


“Ama bunlar yoksa,” der psikolog, “anlam da yoktur.”


--


2019 yılında yapılan münazarada psikolog Peterson ve filozof Zizek “mutluluk” konusunda tartışır. İlginçtir, birbirlerinden pek hoşlanmayan, taban tabana zıt bu iki düşünürün fikirlerinde sadece tek bir ortak nokta bulunur: Acının gerekliliği


“Hayatın anlamı,” der Peterson, “katlanabileceğin en büyük yükü bulup ona katlanmaktır.”


Zizek ise hayattaki en derin tatminin sadece mücadeleden geçtiğini söyler.


Bu insanlar mazoşist oldukları için mi böyle der?


Hayır. Çünkü hastalık ve ölüm gibi başımıza gelen felaketlerden değil seçebildiğimiz acılardan bahsederler.


SEÇEBİLDİĞİMİZ ACILAR


Viktor Frankl da “Yaşamak acı çekmektir ve hayatta kalmak acıda anlam bulmaktır” derken mazoşizmi övmez, yalnızca bir gerçeği hatırlatır:


“Çaresizlik, anlam olmadan acı çekmektir.”


Çünkü psikanaliste göre ancak ve ancak çektiğimiz acıda anlam bulabilirsek bu acıyı kendimizi dönüştürme aracı olarak kullanabiliriz.


Yoksa çaresizliğin içinde kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalırız.


--


Mutluluk ve anlamlı hayat hakkında yapılan araştırmalar da bunu bulguluyor.


Genellikle mutlu insanlarla hayatlarını anlamlı bulan insanlar örtüşüyor ancak önemli bir fark var: Roy Baumeister ve Kathleen Vohs’un yaptığı geniş ölçekli bir araştırmaya göre hayatlarını anlamlı bulan kişiler, mutlu olduklarını söyleyen kişilere göre daha çok anksiyeteye, mücadeleye, zorluğa, strese (ve çocuğa) sahip olduklarını söylüyor.


Mutlular ama mücadele içinde bir mutluluk bu.


--


Nasıl ki spor veya diyet yapmak bize hem acı verip hem güçlü hissettirirse, Psikolog Diana Hill de bunlara benzer bazı psikolojik zorlukların listesini yapmış.


- sevdiklerimize hayır diyebilmek


- ailemizde sorun yaşadığımız biriyle yüzleşebilmek


- bizden farklı düşünen birini dinleyebilmek


- anksiyetemiz tetiklendiği halde sosyal ortamlarda kalabilmek


- yemeklerde sevdiğimiz içecek ve yiyeceklerden yeterince aldığımızda durabilmek


- çocuklarla seyahat edebilmek


- yöneticimizden zam veya izin isteyebilmek.


--


Evet, acıdan kaçmaya, hazza yaklaşmaya programlıyız.


Ama bazı hazların bizi kendimizden uzaklaştırdığı gibi bazı acılar da bizi kendimize yakınlaştırır.


Bu nedenle Rollo May, acıdan kaçarken kendimizi ortaya çıkarma fırsatını kaçırabileceğimizi söyler ve Kierkegaard’ı alıntılar:


“Riske girmemek iyi. Kaybetmem. Ama ya riske girmeyerek kendimi kaybediyorsam?”


Sadece hayatta anlam bulabilmek için değil, kendimizi bulabilmek için de acıya yönelik bakış açımızı değiştirmeliyiz.


Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page