Haftalık Huzursuz Psikoloji bültenine üye ol.

Teşekkürler!

Romantik şablon ve gerçek dışı beklentilerimiz




Aşık olduğumuzda o kadar yoğun duygulanırız ki, aşkımızla ilgili her şeyin tamamen bireysel ve otantik olduğuna inanırız.


Birisi bize beklentilerimizin en çok on sekizinci yüzyıl İngiltere'si, Hollywood ve Yeşilçam tarafından üretilen “romantik şablon” tarafından şekillendirildiğini söylerse onu aşkı anlamamakla ve bize terbiyesizlik yapmakla suçlarız.


Oysa büründüğümüz aşık rolü ve sevgilimizden beklentilerimiz kültürümüze ve yaşadığımız döneme göre değişiyor.


Küreselleşme nedeniyle Japonya’daki bir adamla, Honduras’taki bir kadın aynı romantik şablonun gerçekçi olmayan beklentileri altında ezilebiliyor.


Nedir bu beklentiler?






Romantik şablonun beklentileri



- Aşıksak evlenmeliyiz. Çünkü evlilik bu yolun doğal durağıdır. Doğru kişiyle evlenmişsek aşkımız da tutkumuz da ilişki boyunca sürer.


- Sevmeden sevişilmez. Romantik şablona göre seks ancak ve ancak birbirini seven kişilerce yapılmalıdır. En büyük cinsel doyum ancak aşıklar arasında gerçekleşebilir. Aksi sadece yanlış değil, aynı zamanda iğrençtir.


- Gerçek aşkı bulduğumuzda bütün yalnızlığımız biter. Sevgilimiz, eksik hissettiğimiz bütün boşlukları tamamlar, biz de onunkini tamamlarız.


- Gerçek sevgili bizi tamamen anlar. Üstelik konuşmamıza ve kendimizi açıklamamıza gerek kalmadan.


- Aşkımızla ilgili bir konuda mantığa başvurmak cinayete teşebbüs sayılır. Aşk zaten mantığın yokluğu demektir. Eğer mantık ve duygularımız arasında kaldıysak her zaman duygularımızı seçmeliyiz.


- Maddi konuları konuşmak aşkı incitir ve kirletir. Aşkın kendisi soyut dünyanın en büyük ifadesidir. Maddi endişeler bu büyüklüğün yanında hiç sayılır.


- Sevgilimizin her özelliğini beğenmeliyiz. Onu bütünsel olarak sevebilmeli, onu her durumunda kabul etmeliyiz. Elbette o da bizi. Eksiklik görüyorsa, bizi sevmiyor demektir.


Yani;


1. Eğer birine karşı bambaşka bir çekim hissediyorsak mantığımıza başvurmadan kendimizi vermeliyiz.


2. Sadece ilk günlerde değil, bütün ilişki boyunca tadına doyulmaz bir cinsel hayatımız olmalı.


3. İlişki sırasında asla ve asla başkasından etkilenmemeliyiz.


4. Partnerimizi içgüdüsel olarak anlayabilmeliyiz.


5. Asla gizlimiz olmamalı ve her anı beraber geçirmeliyiz.


6. Hiçbir cinsel tutku kaybetmeden çocuk büyütebilmeliyiz.


7. Partnerimiz hem en iyi dostumuz, hem ruh arkadaşımız, hem ortak çocuk büyütücümüz, hem idari menajerimiz, hem de muhasebecimiz vs olmalı.







Artık klasik şablona geri mi dönsek?


Bundan iki yüzyıl evvel romantiklerin yaptığı, ideal aşka dair özlemlerini kurallara dönüştürmek oldu. Bu kuralların dışında bir sevgi anlayışı giderek kabul edilmez sayıldı. En nihayetinde bu yücelik ve imkansızlık altında hepimiz ezildik.


Ezildik çünkü aşık olduklarımız tarafından bütün yalnızlığımız giderilmedi, arzumuz ve tutkumuz doruk noktada sabit kalmadı, sonsuza dek odaklanamadık, karşımızdakini çaba göstermeksizin, içgüdüsel olarak anlayamadık ve aşkı gündelik sorunlardan ve maddi problemlerden soyutlayamadık.


O zaman şunu sorduk: yoksa yeterince sevmiyor muyum?


Alain de Botton, bu romantik şablonu daha olgun ve gerçekçi klasik şablonla değiştirmemiz gerektiğini söyler:


- Aşk ve seks her zaman yan yana gitmeyebilirler.


- İlişkinin başında, ortasında ve sırasında para durumu gibi maddi konuları konuşmak aşka ihanet sayılmaz.


- Birbirimizin saçmalıklarını, eksikliklerini, başarısızlıklarını fark edebilmek, toleransımızı ve merhametimizi yükseltebilir.


- Hiç kimse bizim için mükemmel olamaz ve biz hiçkimse için mükemmel olamayız.


- Karşımızdakini asla içgüdüsel olarak anlayamayız, bunun için enerji ve zaman harcamalı, çokça çabalamalıyız.


- Belki de en önemlisi; havluların veya çöplerin yeri gibi gündelik konularda tartışmak ciddiyetsiz veya saçma değildir.


Aşkı, şairlerin coşkulu dizelerini okuyarak büyümek nefes kesiciydi.


Ama en çok da bu şairlerin ilişkilerinde gördük sonsuz aşka olan ihanetleri.


Yalancı veya sahtekar oldukları için mi? Sanmıyorum.


Hayatın bu doğal duygusunu, sahip oldukları yetenekleriyle büyük bir coşkuyla tanrısallaştırmaya çalışsalar da, ilişkilerini yürütürken bizim gibi sıradan insanlar oldukları için yuttular söyledikleri bütün o büyük sözleri.


Alıntılar:


The School of Life - Relationships