Querencia: İçimizdeki sığınak
- 18 Tem
- 2 dakikada okunur
Yersiz öfke, haset, şüphe, kıskançlık gibi duygularımızın köklerini fark edebilirsek, bu duygulardan sonsuza dek kurtulacağımıza inanırız.
Sanki hayatımız bir noktada tıkanmış da, onu tıkayan nedeni bulup çektiğimizde bütün istenmeyen özelliklerimizden arınıp ferahlayacağımızı düşünürüz.
Elbette böyle olmaz. Yıllar boyunca sürekli tekrarlayan, kendisinden geri beslenen ve her geçen gün güçlenen örüntüler, sadece onları fark ettik diye öylesine solup gitmez.
--
Anlatılanlara göre, Buda’nın kendisi bile, aydınlanmasından yıllar sonra dahi bu tür olumsuz düşüncelerle savaşırdı.
Meditasyonun ortasında çıkagelen bu duygu ve düşünceleri, şeytan Mara’nın onun dengesini bozmaya çalışan orduları olarak hayal eden Buda, onlarla savaşmak yerine şöyle seslenirdi:
“Seni görüyoum Mara.”
“Kim olduğunu biliyorum.”
--
Farkına varmak, döngüyü yok etmez. Ama döngüyü zamanla yok edebileceğimiz sığınağı inşa etmemizi sağlar.
O daracık sığınağımızda duygularımıza kapılmak yerine, onları anlayışlı bir metanetle sorgulayabilirsek, davranışlarımızı da ufak ufak değiştirebiliriz.
Davranışlarımızı değiştirdikçe de yeni yollar açılır zihnimizde. Bu alternatif yollar bizi yersiz duygu ve düşüncelerimizin boyunduruğundan kurtarır.
Bir isim verebiliriz o sığınağa.
Örneğin, Hemingway'in dediği gibi, “Querencia” diyebiliriz.
QUERENCIA
Querencia, kişinin kendi karakterinden güç ve ilham aldığı gözde alanını simgeler. Metafizik bir kavramdır; yani fiziki bir alandan ziyade zihinsel bir durumu anlatır.
Hemingway, boğa güreşlerinde boğanın kendisini daha güçlü hissettiği bir köşe olduğunu ve sürekli oraya gitmek istediğini söyler. Güreşçi ise, şeytan Mara gibi, elbette onu oradan çıkarmak derdindedir.
Alandaki güvenilir yerin, mücadele sırasında boğanın zihninde yavaş yavaş oluştuğunu söyleyen Hemingway, o bölgede kaldığı sürece boğanın yenilmez olduğunu iddia eder.
Hermann Hesse de, içimizde dilediğimiz zaman ziyaret edebileceğimiz ve kendimize yakışır şekilde davranabileceğimiz dingin bir sığınak olduğunu yazar.
İstemediğimiz halde sürekli tekrarlanan duygu ve düşüncelerimizle karşılaştığımızda hemen tepki vermek yerine düşünsel sığınağımıza, kendimizi güçlü, yenilmez bulduğumuz alana girmeyi alışkanlık edinebilir ve orada kalma süremizi artırmaya çalışabiliriz.
Çünkü bu tür duygu ve düşünceler, negatif çerçeveleme diyebileceğimiz bilişsel bir paket ile gelir. Dünyayı çarpık görmemize neden olur.
Hemen tepki vermek yerine zihnimizin sığınağına geçebilirsek, belki şu soruları sorabiliriz:
- bu durumu kişiselleştiriyor olabilir miyim?
- bu durumu aşırı genelliyor olabilir miyim?
- karşımdakinin niyetini yanlış yorumluyor olabilir miyim?
- kendi sorumluluğumu inkar ediyor olabilir miyim?
Bu soruları sorunca, her zamanki otomatik tepkimizden farklı davranırız.
Bunu alışkanlık haline getirdiğimizde ise, döngü kırılır, geçmiş bir kader olmaktan çıkar.
Bu nedenle Jack Kornfield, duygular tarafından esir alındığımızda, derin bir nefes almamızı, aklımıza Hemingway'in Querencia'sını getirmemizi ve şu cümleyi tekrar etmemizi tavsiye eder:
“Seni görüyorum Mara.”
“Kim olduğunu biliyorum.”
“Ne yaparsan yap, ben kendi değerlerime uygun şekilde davranacağım.”
--
Tepkisel davranmak yerine içimizde genişlettiğimiz, mantık ve hoşgörü pencereleriyle havalandırdığımız bir sığınak, kendimiz için yaratabileceğimiz, dünyanın en güzel hediyesi olabilir. Böylesi bir güzelliği de şairlerden başka kim anlatabilir?
Yaşamanın bir yolu var, melekleri mest içinde şarkılar söyleten.
Yaşamanın bir yolu var, her hücreni yıldıza dönüştüren.
Gel, yanımda kal. Biliyorum burası soğuk, sessiz ve hareketsiz.
Ama nefes al ve bir kez daha...
Bir sonraki nefes geçirecek seni yeni yaşamına.
Alıntılar:
Ernest Hemingway - Death in the Afternoon
The Buddha triumphing over Mara - Khan Academy
Hermann Hesse - Siddhartha
Morgan Farley - Clearing
Jack Kornfield - Tim Ferris
Bernard Golden - Whta Makes Us Prisoners of Hate







Yorumlar