Otobüste 23 soru 23 cevap
- 18 Tem
- 6 dakikada okunur
Bu hafta seyahatte olduğum için bülten çıkaramadım. Ama 16 saatlik Mersin - İzmir otobüs yolculuğunda Instagram üzerinden soru alıp yanıtladım. Burada da paylaşmak istedim.
İyi okumalar :)
---
1. Hocam yolculuk nereye?
İzmir'e, memleketime, anne ocağıma. :)
2. Fazla empati kurma, insanların acılarını fazlasıyla içselleştirme duygularımdan nasıl vazgeçebilirim?
Şimdi yolda olduğum için kitaba bakamıyorum ama Daniel Goleman'ın Budist rahiplerin ve diğer bilim insanlarının katıldığı bir sempozyumun konuşma metnini derlediği bir kitap var: Yıkıcı Duygularla Nasıl Başa Çıkabiliriz. İnkilap'tan çıktı ve sonrasında yeniden basılmadı. Nadirkitap'ta var. Tavsiye ederim çünkü Budistler bir yandan tüm duyguları kabul ederken diğer yandan o duygularla aralarına mesafe koyabiliyor. Sorun empatiden ziyade duyguya kapılmak gibi sanırım. Dolayısıyla çözüm de empatiden vazgeçmek değil, duyguya kapılmamak.
3. Kendime sorduğum sorulara verdiğim cevapların samimiyetinden nasıl emin olurum?
Eğer gerçekten kendimize karşı dürüst olmak istiyorsak verdiğimiz her yanıtı da soru bombardımanına tutmalıyız. Örnek olarak diyelim ki ben Ahmet diye birini sevmiyorum ve düşününce bunun nedeninin onun kaba olmasına bağlıyorum. a) davranışı kaba olan herkese yönelik duygum böyle mi? b) onun nötr davranışlarını da kaba olarak algılamış olabilir miyim? c) onu kaba olarak nitelendirdiğim durum aslında istisna olabilir mi? d) kabalığı bana olumsuz bir anıyı çağrıştırıyor olabilir mi? e) kişiliği veya fiziki yapısı bana sevmediğim birini çağrıştırıyor olabilir mi? f) eğer kaba olmasaydı gerçekten sevecek miydim? g) neden? vsvs
En iyisi yazarak düşünmek :)
4. Kendinizi nasıl bu kadar güzel geliştirdiniz?
Düşünceniz için teşekkür ederim. Burada bilgili olduğum konularda yazdığım için öyle görünüyor ama hayatın birçok noktasında kendimi geliştiremedim. Örneğin elime not tutuşturup market alışverişine gönderin, doğru ürünü satın alma ihtimalim %60 filan. Yani lemurdan hallice. Ki bu en masumu. Eşime sorun geliştiremediğim konuların ayrıntılı bir listesini size verecektir.
Ama spesifik olarak yazdığım konulara gelirsek, en büyük avantajım okuduğum kitaplar konusunda çok seçici olmam. Bu nedenle çoksatan birçok psikoloji kitabını okumadım. Çünkü öncesinde araştırıp yazarların hangi etik değerleri ihlal ettiğini' hangi bilimsel makaleleri çarpıttığını öğrendim. Bu nedenle doğru bilgiye ulaşma konusunda kendimi geliştirdim diyelim.
5. Jung’u anlamak ve okumak için nasıl ve nereden başlamalıyız sizce?
Bence en iyi başlangıç kitabı Frieda Fordham - Jung Psikolojisinin Ana Hatları.
Jung'un fikirlerinin bağlamını anlamak için Schultz'ların Modern Psikoloji Tarihi var ama çok kalın. (Yine de bence eğlenceli) Daha kısa ve öz bir anlatım için Engin Geçtan - Psikanaliz ve Sonrası. Özyaşam öyküsü - Anılar, Düşler, Düşünceler. Ancak ondan sonra Jung'un kendi kitaplarını tavsiye ederim.
Ama diyorsanız ben direkt Kırmızı Kitap'tan başlayacağım ve yanlış da olsa ne anlarsam onu anlayacağım. Hak eder Jung. Bu kadar soyuta kaçmasaydı o da.
6. Psikoloğa nasıl güvenilir, güvenilir psikolog nasıl bulunur?
Bence bu konu giderek daha ciddi hal alıyor. Bir yandan ekonomik şartlarımız zorlaşıyor ve boş yere bu paraları vermek istemiyoruz diğer taraftan terapi süreci genellikle uzun olsa da ortalık kısa yoldan halledebilecegini iddia eden şarlatanlarla dolu. Psikologlar bas bas bağırıyor "meslek yasası" diye ama yasayı çıkaran yok. Burada en suçsuz olanlar da psikologlar / psikiyatristler.
Ben olsam referansla giderdim. Ama referans aldığım kişinin karakterinin de bana benzemesine dikkat etmeye çalışırdım. Terapi yontemini ve uzmanlık alanlarını araştırır ve ilk seansta bütün şüphelerimi anında dile getirdim.
7. Beni özledin mi?
"Ne olur gitmeeeaa çoooook üzülüyorum" dedikten üç dakika sonra şakıya şakıya makyaj yaptıktan ve "sen cenazeme de böyle hazırlanırsın" deyince "ünlüler gelebilir" diye yanıtladığından beri, evet.
8. Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını okuduysanız düşünceleriniz nedir?
Üslubu, örnekleri, benzetmeleri, değinmeleri, kapsayıcılığı, sembolizminin tonu ve ufuk açıcılığıyla muazzam bir kitap. Çok faydalandım. Haklı olarak kadınlar arasında popüler ancak bence herkes okumalı. İyice anlayıp üzerinde seminerler vermek isterdim.
9. Psikolojiyle bu kadar ilgilenmek sizi yormuyor mu? Ben şahsen bazen çok yoruluyorum…
Beni bozuk cümleler, akılsız sözler ve üzerinde kontrolümün olmadığı sesler yoruyor. En az yoran şey psikoloji :)
10. Bizimle okuduğunuz kitapları tavsiye ya da içerik olarak paylaşsanız güzel olmaz mı?
Geçen senelerde bir ara paylaşmıştım ama o kadar ilgi görmemişti. Belki ileride yeniden şansımı denerim. Konularına göre ara ara Huzursuz Bülten’de zaten paylaşıyorum.
11. Birisini kurtarma isteği neden olur? Ki o kişi değerimi anlamamışsa bile?
Olumsuz yönden ele alırsak, konu hakkında benim denk geldiğim farklı teoriler oldu. Birisi "özel olma," içten içe özel olduğunu düşünen kişiler diğerlerini psikolojik veya fiziksel olarak kurtararak kendi özel olma duygularını pekiştirir. Bu sayede içlerinde yatan ölüm korkusunu dizginler. Bir diğer teori, geçmişteki benzer ebeveyn ilişkisini yeniden yaşayarak düzeltme arzusu. (Partneri düzelterek sembolik anneyi / babayı düzeltme) Bir de yetersizlik ile ilgili bir teori var: partnerini elinde tutmayacağına inanıyorsan onun için yüksek bedeller ödeyip kurban rolüne bürünerek onu kendine bağlamaya çalışabilirsin.
12. İnsan iç sesi “güven” derken, beyin “sorgula” der ve arada kayboluruz, neden?
Çok basite indirgersek beynimizde bizi 'iten' ve bizi 'durduran' kuvvetler var. İten güçler 'haz ilkesiyle' harekete geçiyor. Durduran güçler ise 'olumsuzluk önyargısıyla' yani olumsuz bir deneyimin bize etkisi olumluya göre kat be kat daha etkili oluyor.
Bu iki kuvvet arasında gitmek yorucu olsa da bizi hayatta tutuyor. Sadece haz ilkesine bağlı olsaydık bir tutam haz için gereksiz riskler alıp nalları dikerdik. Sadece olumsuzluğun tesiri altında olsaydık bu sefer yerimizden kıpırdayamaz ve üreyemezdik. Bu iç sesler iyi yani.
Karar vermek yorucu olabiliyor ama nasıl karar vermemiz gerektiğine dair iyi kitaplar mevcut. Örneğin Dan Ariely ve Malcolm Gladwell kitapları.
13. Sevgilime gösterdiğim şefkati neden kendime gösteremiyorum?
İnsanın kendine bakması, şefkat göstermesi, iç dünyasıyla ilgilenmesi kendiliğinden olmalıymış gibi gelir ama aslında öğrenilmesi gereken alışkanlıklardır. İnsan otomatik olarak kendini sevmez, kendine şefkat / anlayış göstermez, en fazla davranışlarına, kendince makul, onu temel inançlarıyla çelişkiden kurtaracak kılıflar uydurur.
Özşefkat temalı çokça kitap mevcut bana fazla spiritüel geldikleri için okumuyorum ama belki sizin işinize yarar. Daha ciddi açıklamalar ve öneriler için Engin Geçtan - İnsan Olmak okuyabilirsiniz.
14. Psikolojiye meraklı fakat okumaya nereden başlayacağını bilmeyen birine ilk kaynak tavsiyeleriniz nelerdir?
Okuma alışkanlığı kazanmak için okuyucu nelerden hoşlanıyorsa onu okumalı. Bu nedenle psikolojiyi ne içinde okumak istediğiniz de önemli. Örneğin ben felsefeden ve kurgudan hoşlandığım için Irvin Yalom'un Aşkın Celladı, Nietzsche Ağladığında ve Schopenhauer Tedavisi gibi romanları ve Varoluşçu Psikoterapi kitabı beni alana iyice itmişti. Sosyolojiden hoşlanıyorsanız Ernest Becker - Ölümü İnkar ve Erich Fromm kitapları daha çok ilginizi çekebilir. Evrim Teorisi hakkında okumayı seviyorsanız Evrimsel Psikoloji kitaplarını deneyebilirsiniz. Bir de tabii, her zaman, Dostoyevski var.
15. Kontrol edemediğimiz seslerin yoruculuğuyla başa çıkma konusunda bir yönteminiz var mı?
Savaşmamaya çalışıyorum. Eğer bir işle meşgulsem kulaklık veya tıkaç kullanıyorum. Çevremdeki insanları bu konuda duyarlı olduğum hususunda uyarıyorum. Elbette bazıları kibirli buluyor bunu, memleketimizde empati "ben bu halimle yapabiliyorsam sen hayli hayli yapmalısın" denkleminde hapsolduğu için o konuda yapacak bir şey kalmıyor. Bir de eğer ses çok yüksek değilse o sesi bastıracak daha yüksek ama düzenli ses açıyorum. Eğer uzun sürmeyecek bir sesse her ne iş yapıyorsam ara veriyorum.
16. Kendinize en sık sorduğunuz soru nedir?
“Bunu yapmama, almama, paylaşmama gerçekten ihtiyacım var mı”?
17. Sizce kuşku incinmiş ruhların sadizmi midir?
Bence kuşku zeki yaratıkların tacıdır. Ancak kuşku duyacak kadar zekaya sahipken onu yönetebilecek kadar akla sahip olmadığımızda o tacın altında eziliyoruz.
18. Mesleğiniz nedir? Sizce yazı yazmak yetenek mi yoksa öğrenilebilir bir şey mi?
Öncelikle reklam fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim :) Ben sosyal medya danışmanlığı yapıyorum. İlgilenenler kurucularından olduğum ajansa mesaj atabilirler (Sociabrand)
Yazmaya gelirsek, Stephen King o inanılmaz, muhteşem yazarlık için doğuştan bazı yeteneklerin olması gerektiğini söyler. Ama bunun dışında, gayet iyi, hatta çok iyi yazarlık için çalışmanın ve çabalamanın yeterli olduğunu belirtir. Ben de böyle düşünüyorum. Ama geri bildirim almak çok önemli.
19. Bizi çeken ve zarar veren aynı şeyse buna nasıl mesafe alırız?
Bir öneri: Mesafe koyabilmenin pragmatik matematiği basittir aslında. (Olumlu özellikleri küçümse) + (olumsuz özellikleri büyüt) = ister istemez uzaklaşırsın.
Bizi "çeken" ve "iten" derken karşımızdaki kişiyle ilişkimizi ikiye bölmüş oluyoruz. Aynı bölme işlemine devam edebiliriz, bu sefer 'iten' kısmı üzerine odaklanır, parçalara böler, her parçanın bize neye mal olduğuna uzun uzun kafa yorarız. Buna odaklandığımızda zaten çekici gelen taraflara odaklanmamış oluruz.
Daha etkileyici bir yöntem ise olumsuz yanları uzun uzun yazıp sürekli yanımızda taşımak ve seçimimizden kuşkulandığımızda tekrar tekrar bakmak.
20. İçimizdeki buz denizini nasıl kırabiliriz? Yoksa vazgeçip korunmayı mı tercih etmeli?
"Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı."
Kırılmaktan korkmak ne ayıp ne de mantık dışı. Sorun, bu konumdan kurtulmak istediğimizde bir superkahraman veya roman karakteri gibi bir anda üstümüzden atabileceğimize inanmamızdan kaynaklanıyor. Oysa kabuğu sertleştirmek zaman, irade ve yüreklilik gerektiriyor. Bence en iyi yol güvenilir insanlara kendini adım adım açmak.
Çünkü bazı insanlar, hata yapsalar da, daha derinlerdeki bizi tanımayı, bilmeyi, anlamayı ya da en azından çabalamayı hak ediyor.
21. En sevdiğiniz şarkı?
En sevdiğim şarkıyı seçmem imkansız. Ama uzun otobüs yolculuklarında dinlediğim albümler:
Cenk Taner - İzin Vermedi Yalnızlık
Leonard Cohen - Live in London
Damien Rice - O
Yüz Yüzeyken Konuşuruz - Akustik Travma
22. Hayata geç kalmış olduğumuz hissi, telaşı sebebi nedir? Not: Henüz 21 yaşındayken.
Bence en büyük nedeni bolluk paradoksu. Eğer atalarımız gibi bir köyde doğup başka bir yer görmeden orada öleceğimizi bilsek ve hayatımızın sonuna dek ana-baba mesleğini devam ettirip neredeyse her gün aynı yemeği yiyeceğimize inansak, hiç geç kalmış hissi yaşamazdık. Hatta zaman asılı kalırdı.
Ama bugün milyonlarca seçenek arasında debeleniyor ve sürekli "ya yanlış yola saptıysam, acaba dönmek için çok mu geç kalıyorum" diye telaşa düşerek hayatımızı harcıyoruz. 21 yaşındayken bile.
23. Dilim kuvvetli, toplumda laf cambazı denilen biriyim ama kendimi ifade edemiyorum. Ne yapmam gerekiyor?
Alıştırmalara yazarak başlayabilirsiniz. Aktif bir dil kullanarak, duygu / düşüncelerinizi belirtmeye çalışın. Örnek: "Benim yanımda sürekli arkadaşlarımın başarıları hakkında konuşmanızdan rahatsızlık duyuyorum. Çünkü kendimi yetersiz, zayif, hayal kırıklığı olarak görüyorum. Başarılarımın önemsenmediğini düşünüyor, haksızlığa uğradığımı hissediyorum."
–
Seyahatimiz sona erdi.:)
Bu yolculukta bana eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. Birçok soru geldi, bir kısmına bakamadım bile, denk geldiklerimi elimden geldiğince yanıtladım.
Verdiğim cevapları birkaç gün içinde Huzursuz Bülten abonelerine göndereceğim. Abone olmak için e-mail adresinizi DM'den göndermeniz yeterli.
Sevgiler.







Yorumlar