O şiir Borges'in değil




Diyelim ki ben Jorge Borges'im. Bugüne dek, birçok yapıtımla edebiyat çevrelerinin dikkatini çekmişim. Kendimi Nobel Edebiyat Ödülü'nü hak eden bir yazar olarak görüyorum; "Ah," diyorum "Nobel Ödülü'nü bana vermemeleri bir İsveç geleneğidir. Doğduğumdan bu yana vermiyorlar." Eğer yapıtlarımı İngilizce yazmış olsaydım çok daha fazla tanınacağıma inanıyorum. Dünyaya karşı biraz kırgın hissediyorum bu yüzden.


Buna rağmen, birçok insan benim ismimi, başka birine ait bir şiir sayesinde duyuyor. Üstelik ben yazmışım bu şiiri! Şiir şöyle bir şey:


Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,

İkincisinde, daha çok hata yapardım.

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.

Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,

Çok az şeyi

Ciddiyetle yapardım.

Temizlik sorun bile olmazdı asla.

Daha çok riske girerdim.

Seyahat ederdim daha fazla.

Daha çok güneş doğuşu izler,

Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.

Görmediğim birçok yere giderdim.

Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.

Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.

Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan

İnsanlardandım ben.

Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.

Farkında mısınız bilmem.

Yaşam budur zaten.

Anlar, sadece anlar.

Siz de anı yaşayın.

Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,

Gitmeyen insanlardandım ben.

Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.

Eğer yeniden başlayabilseydim,

İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.

Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.

Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,

Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.

Ama işte 85'imdeyim ve biliyorum...

Ölüyorum...




Bu şiir yazdığım hiçbir şiire de benzemiyor. Hani, bazı ünlü ressamların eserlerinin bire bir kopyasını yapan başka ressamlar vardır. Uzmanlar yıllarca uğraşır durur, bu eser gerçek bir Monet mi diye. Birçok galeri gerçeğini sahtesinden ayırdedemediği için yıllarca sahtesini sergiler.


Oysa benim durumumda Monet yerine ona benzeyen bir kopyayı da vermemişler, Monet diye Kenan Evren tablosu satıyorlar ve birden herkes hayranım oluyor!


Türkiye'deki bir dostumun hayatında kitap okumamış yengesi selamlıyor beni bu şiirim için. Mozambik'te de anılıyorum, Yeni Zelanda'da da, kendi ülkemde bile!


İyi tarafından bakmaya çabalıyorum; hiç olmazsa ülkemin adı duyuluyor. (Biz ne yazık ki Eurovision'a katılamıyoruz) Yerli ve milli bir şairim ben, diktatör desteklemişliğim bile var.


Ama o İrlanda'nın Feridun Düzağaç'ı sayılan Bono, o konserlerinde alkışlayarak her dakikada bir masumu öldüren yardımsever şeytan, Meksika'daki bir televizyon kanalına bu şiiri okuduktan hem bu şiirin bana ait olduğunu söylüyor, hem de Şilili olduğumu!


Şilili mi? Bir Arjantinli'ye bir Meksika kanalında Şilili demek ne demek biliyor musun?


Hikayenin giderek dramatikleştiğinin farkındayım. Ancak son zamanlarda hayatı olumlama terapisi uyguluyorum ve halime şükrediyorum. Her şey daha kötü olabilirdi. Mesela Gebze - Harem hattı minibüsünün arkasına yazılan arabesk şarkısı sözünün altına benim adım yazılabilirdi.


Dostum Bukowski'ye böyle olmadı mı?


Alıntılar: Anlar - Kim bilir kim yazdı ama Borges değil