Neden Hala Berbat Şarkılar Dinliyorum?



Öğle yürüyüşü esnasında kulağımda kulaklıkla dolanırken sevimli bir köpek görüyorum. Kimsenin beni görmediğini düşünerek aptalca bebeksi mimikler eşliğinde onunla konuşup başını ve çenesinin altını okşuyorum.


Meğer yedi cihanın sultanı ve muhtarı rahmetli anneannem gibi sotede yatmış yaşlı bir teyze beni izliyormuş. Bakışlarımız kesişiyor; o bana “ne kadar temiz yüzlü iyi bir çocuk” diye bakıyor. Kızarıyorum. Bu da yetmezmiş gibi konuşuyor, “Keşke herkes sizin gibi nazik olsa” diyor. Tamam. Artık utanç transformasyonum tamamlanıyor ve bala bandırılmış sevgi dolu bir çöreğe dönüşüyorum.


Oysa o sırada kulaklığımda Slayer vokalisti Tom Araya şöyle bağırıyor:


“Bedeninizi deli gibi deşen bıçakları hissedin işe yaramaz aşağılık insan sürüleri / baş aşağıya bağlanmış şekilde ölmeyi dilerken benden”


Daha huzurlu bir hayat için taşındığım Bodrum’da, nefes almak için çıktığım sokakta kafayı yemiş bir subay gözünden işkencelerin anlatıldığı çığlık çığlığa bir şarkıyı neden dinliyorum ki?


Uzmanlara göre müzik tercihlerimizi etkileyen birçok neden var, en önemli üçü ise şunlar:


1. Kişisel Özelliklerimiz


Genellikle kişiliğimizle bütünleşen müzikler dinleriz.


Mesela, yaratıcı ve entelektüel uyarılmaya dair içsel bir çekim duyuyorsak klasik müzik veya caz gibi geleneksel olmayan, daha karmaşık müzikler bizi çeker. Sosyal, girişken ve daha coşkulu biriysek muhtemelen daha enerjik ve canlı müzikleri tercih ederiz.

İçedönük biri olarak, dönemsel bazı değişiklikler dışında enerjik, mutlu, coşkulu müzikler pek ilgimi çekmedi. Sahip olduğum pasif agresifliği ve içsel memnuniyetsizliği ergenlik döneminde örnekteki şarkı gibi, metal müzik dinleyerek atlattım. Yaşım ilerledikçe hayata, beklentilere ve hayal kırıklıklarına karşı bakış açım da değişti; sanırım kızgınlık yerini alaycı bir melankoliye devretti; bu sebeple daha çok Leonard Cohen, Cenk Taner ve Damien Rice tarzı ozanları tercih ettim.


2. Kimlik güdümüz


Müziği kimliğimizin bir parçası olarak görürüz. Kendi algılarımızı doğrulayan ve bu bilgileri çevremize iletebilecek müzik tarzlarına yöneliriz.


Örneğin daha deneysel müzik dinlemek kendimize ve etrafımıza ne kadar farklı bakış açılarımızın olduğunu göstermenin bir yolu olabilirken, protest müzik isyankarlığımızın, aşkla harmanlanmış şarkılar ise duygusallığımızın göstergeleri olabilir.


Bu nedenle müzik tercihlerimizi ifade ederken ortaya değerler ve inançlar dizisi koyarız.

Ama sadece olduğumuz değil, olmak istediğimiz ideal kimliği de yansıtırız. Yoksa mindfulness’ın, ustalık gerektiren kafaya takmama sanatının ve Hande Yener tarzı “umrumda değil” şarkılarının aynı dönemde sükse yapması kimliğimizdeki duyarsızlığımızın değil, kırılganlıktan bıkkınlığımızın simgesi olarak görülebilir.


3. Yaş


Ergenlik dönemimizde şekillenen müzik zevkimiz yetişkinlik döneminde renklenip farklılaşabilse de, bu dönemde dinlediğimiz şarkılar bizde nostalji duygusu yaratıyor ve yerleri ayrı kalıyor. Bu yüzden örnekteki şarkı gibi bugün ilk defa dinliyor olsam “bir insan bunu neden dinler ki, kulağına matkap soksun daha iyi” diyeceğim birçok şarkıyı geçmişte onları dinlerken yaşadığım duyguların anısına zevk alarak dinlemeye devam ediyorum.


Bu nostalji artısına rağmen genellikle insanlar yaşlandıkça daha yumuşak ve sofistike müziklere yöneliyorlar. Çünkü sosyal ve psikolojik gelişimimizdeki değişimler dinlediğimiz müziklere de yansıyor. Tabii, istisnai dönemler olabilir, örneğin Azgın Teke Sendromu’ndan muzdarip bir amcamız, yaşlanmadığının ispatı için Iron Maiden dinlemeye başlamıştı. Yüzüne karşı “Dinlediğin grubun yaş ortalaması senden daha yaşlı abi, Ersan ve Dadaşlar dinle istersen” diyemedik ama arkasından konuştuk.



Yazan: Emre Özarslan (Huzursuz Beyin)

Alıntılar: Rentfrow PT, Levitin DJ Foundations in Music Psychology: Theory and Research