Ne zaman vazgeçmeliyiz?
- 18 Tem
- 2 dakikada okunur
“Kazananlar asla vazgeçmez. Vazgeçenler asla kazanamaz.”
Lombardi’nin ünlü sözü, bütün zorluklara rağmen ısrarla mücadele eden ve sonunda başaran örneklerle birlikte çoğu kişisel gelişim kitabının sayfalarını süsler.
Oysa Seth Godin, bu genellemenin kötü bir tavsiye olduğunu söyler.
“Hayır.” der Amerikalı yazar, “Kazananlar her zaman vazgeçer."
"Ama doğru zamanda doğru şeylerden vazgeçer.”
--
Direttiğimiz her yol bizi aydınlığa kavuşturmaz. Bazıları çıkmaz sokaklarda biter.
Bu yollardan ne kadar erken dönersek o kadar iyi olduğunu biliriz. Çünkü zamanımız da, kaynaklarımız da, enerjimiz de kısıtlıdır.
Buna rağmen hayatımızı sevmediğimiz halde bırakamadığımız kitaplarla, filmlerle, insanlarla, davranışlarla doldururuz.
Ekonomistler “Batık maliyet yanılgısı” der buna.
Bir şey için ne kadar zaman ve emek harcadıysak, bize zarar vermesine rağmen ondan vazgeçmemiz o kadar zorlaşır.
--
“O kadar sene çalıştım...”
“O kadar şeye katlandım...”
“O kadar emek harcadım...”
“O kadar yatırım yaptım...”
der ve çıkmaz sokağa devam ederiz.
Yoruluruz ve yorgunluğumuzu emeğimizin bir nişanı sayarız. Oysa bitkinliğimiz verdiğimiz mücadelenin bizi bir yere götürmeyeceğini bilmemizden kaynaklanır.
Anlamsızlık yorar.
Umutsuz debeleniş yorar.
Yazar Guy Finley’in deyimiyle bir yere doğru son sürat koşup hiçbir yere varamamaktan yoruluruz.
--
Vazgeçemememizin bir başka nedeni ise, başladığımız işe kimliğimizi bağlamamızdan kaynaklanır.
Vazgeçen biri olmanın, aynı zamanda zayıf, güçsüz, vefasız, iradesiz bir insan olduğu anlamı içimize işlenmiştir.
Vazgeçmeyi korkaklık olarak görürüz.
Alain de Botton ise çıkmak sokaklardan vazgeçmenin cesurca olduğunu söyler.
Yolumuzu tıkayan hayallerimizi yakıp şenlik ateşinde her şeye yeniden başlamalıyız.
VAZGEÇMEMİZ GEREKTİĞİNİ NASIL ANLARIZ?
Seneca’ya göre çoğu zaman bilinçli bir şekilde seçim yapmayız. Buna rağmen seçimlerimize sıkı sıkıya bağlanırız.
“Çekip gitmek ayıp değildir,” diye yazar mektubunda, “neden çekildiğini bilmeden sürüklenip durmak ayıptır.”
Vazgeçmekle ilgili kararımızı vermek için bizi bağlayan zincirlerin farkına varmamız gerekir.
--
Ama sadece farkındalık yetmez. Vazgeçebilmek, en çok özgüven göstergesidir.
Yanlış seçimde ne kadar uzun kalırsak özgüvenimiz o kadar düşer. Dolayısıyla vazgeçmemiz zorlaşır.
“İnsanın öncelikli işi, gittiği yanlış yolun farkına en kısa zamanda, henüz özgüveni parçalanmamışken varmasıdır,” der Robert Greene ve ekler:
“İkinci sıradaki görevi ise, kendisini bu yola iten maddi imkanlar, statü, başkalarının beklentileri gibi kuvvetlerle savaşmaktır.”
--
Uzmanlar, vazgeçme kararı alırken yararlanabileceğimiz bazı sinyalleri sıralar:
Mücadelemizin artık bir işe yaramadığını içten içe biliyorsak,
Vazgeçmemiz halinde başka insanların hakkımızdaki düşüncelerini daha çok önemsiyorsak,
Kendi varlığımızı seçimimizden bağımsız düşünemiyor, onsuz bir hiç olduğumuza inanıyorsak,
Kendimize karşı toleransımız her geçen gün azalıyorsa,
Vazgeçme fikri içimizi huzurla dolduruyorsa, muhtemelen vazgeçmek bizim için daha iyi olabilir.
--
Vazgeçme kararı alırken elbette geçirdiğimiz zaman, harcadığımız emek, kurduğumuz hayaller önemlidir.
Ama kendimizi çıkmaz sokakta hissediyorsak, yaptığımız duygusal yatırım tek kriter mi olmalı? Peki ya kaçırdığımız fırsatlar?
Finley’in dediği gibi; belki de artık inancımızı yaşanmışa değil, henüz yaşanmamış olana yöneltmemiz gerekir.
Bizi sürekli hayal kırıklığına uğratan yaşadıklarımız için neden daha fazla umut besleyelim ki?
Kaynaklar:
Seth Godin - The Dip
Alain de Botton - Statü Endişesi
Guy Finley - Vazgeçebilmek
Seneca - Ahlak Mektupları
Robert Greene - Mastery
Peg Streep, Alan Bernstein - Mastering the Art of Quitting







Yorumlar