top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Nasihat değil anlayış bekliyorum.

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Bir Genç Kız Yetişiyor’da küçük Francie, babasının kaybının ardından sefalet ve açlık hakkında yazmaya başlar. Yazılarına hep “A” veren öğretmeni bu sefer “C” verir:


“Hayatın güzelliklerine odaklanmalısın. Git bu yazıları ateşe ver ve onlar yanarken ‘çirkinlikleri yakıyorum’ de. İleride bana teşekkür edeceksin.”


“Ah, keşke büyükler bunu söylemekten vazgeçse…” diye düşünür Francie.


“Daha şimdiden çevremdeki bütün yetişkinlere borçlandım.”


...


Yetişkinliğe geçtiğimizde de durum değişmez.


Ebeveynlerimizden, akrabalarımızdan, arkadaşlarımızdan istemediğimiz halde nasihatler duymaya devam ederiz.


Hep de aynı cümleyle biter: “Senin iyiliğin için!”


Nasihatlere uymayınca da bu sefer açıklamalar yapmak zorunda kalırız.


Oysa yapılan araştırmalar istenmeyen nasihatler duymanın bizi çok daha güçsüz, yetersiz, değersiz ve anlaşılmamış hissettirdiğini bulgular.


...


İstemediğimiz halde üzerimize bocalanan ve gerçeklerimize uymayan nasihatler, aslında karşımızdaki insanın bizi anlamadığının ve bizi anlamak için çabalamadığının ispatına dönüşür.


En yakınlarımızın, özerkliğimizi yok sayarak “iyilik” adı altında kendi düşüncelerini empoze edebilmeleri rahatsız edici bir hale gelir.


Sanki nasihat verilmiş, görev yapılmış ve kişi borçlandırılmıştır.


İçten içe öfkelenmeye başlarız.


Çünkü sıklıkla istediğimiz çözüm önerisi değil anlayıştır.


...


Papaz Henri Nouwen’e göre anlayış gösterme çabasına girmeden uzaktan problem çözmeye odaklanmak çağımızın en çirkin yönüdür.


“Oysa bir düşünün,” der papaz Nouwen, “kimleri şükranla anarız?”


Onlar, bizi nasihatlere boğanlar değil anlayışlı zihinleriyle acımızı paylaşanlar ve şefkatli elleriyle yaralarımıza dokunanlardır.


Umutsuz hissettiğimizde yanımızda kalabilme ve bazen de çözümsüzlüğe bizimle birlikte tahammül etme cesaretini gösterebilenlerdir.


İyiliğimizi isteyen, yanımızda hissettirir.


Nasihat ve açıklama yorgunluğu


Sınırlar hakkında yazan Henry Cloud, alakasız nasihatlerle bizi ne kadar öfkelendirseler de sevdiklerimizden bir çırpıda kopmamamız gerektiğini söyler. Yapmamız gereken topyekun kaçma halinden ziyade bazı konularda sınırlama getirmektir:


Örneğin: “Diğer konularda ne düşündüğünü merak ediyorum ama…”


“İlişkim hakkında nasihat istemiyorum.”


“Partnerim hakkında nasihat istemiyorum.”


“Çocuklarım hakkında nasihat istemiyorum.”


“İşim hakkında nasihat istemiyorum.”


...


Nasihat vermeye alışmış kişiler bundan kolay vazgeçmezler. Birçoğu için bu nasihatleri verebilmek veya bizden açıklama duymak onları güçlü ve hakim kılar.


Cloud, en önemli adımın, sorunu “psikolojik” değil “pratik” görmek olduğunu söyler.


Karşımızdaki kişi bizi duygusal borçlarımızla, vicdanımızla, yani suçluluk duygusuyla yönetmeye çalıştığında her defasında kendimize hatırlatmamız gerekir:


“Hiçbir vicdani sorgulamaya girmeme gerek yok. Tek yapmam gereken sınır koymak.”


...


Sevdiğimiz birine "bu konuda nasihat verme" demek rahatsız edicidir. Ama sadece özerkliğimiz için değil, karşımızdaki insanı sevebilmemiz için de sınırlar gereklidir.


Brene Brown’un dediği gibi eğer sınırlar koyup insanları davranışlarından ötürü sorumlu tutmazsak kendimizi kullanılmış ve haksızlığa uğramış hissederiz. Peki o zaman ne yaparız? Onların davranışlarına değil kimliklerine saldırırız:


“Sen kötü bir annesin,” “sen kötü bir babasın,” “sen kötü bir eşsin,” “sen kötü bir arkadaşsın.”


Sınır, sınırı çizdiğimiz kişiyi de korur. Bunu unutmamalıyız.


....


Romanın sonunda Francie eve gider ve “A” aldığı bütün kompozisyonları ateşe verir. Yakarken de “çirkinlikleri yakıyorum!” diye bağırır. Ona göre gerçek olan düşük not aldığı yazılardır.


Binbir baskı yediğimiz bir dünyada yiğitçe kendimiz olmaya çalışıyoruz. Hatalar yapabiliriz. Yanlışlar yapabiliriz. Çünkü risk alıyoruz.


Enerjimizi zorluklar kadar, yanımızda olmaları gerekirken soğuk nasihatler verenler ve açıklama bekleyenler de emiyor. Belki de her seferinde Godard’ın sözünü anmak gerekiyor:


“Boşluğa atlamış kişi, durup izleyenlere hiçbir açıklama borçlu değildir."



Kaynaklar:

Betty Smith - A Tree Grows in Brookly

Henri Nouwen - Out of Solitude

Yulia E. Chentsova-Dutton and Alexandra Vaughn - Let Me Tell You What to Do : Cultural Differences in Advice-Giving

Henry Cloud - Sınırlar

Henry Cloud - The Dr. Cloud Show - Episode 258

Brene Brown - The Gifts of Imperfection

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page