Medya bizi değil, onları kandırıyor




Aslında medyanın gücü konusunda hemfikiriz. Geleneksel medya abartılı ve tek taraflı propagandalarıyla milyonlarca insanın fikirlerini değiştirme gücüne sahipti. Sosyal medyayla birlikte buna, etki gruplarının başı çektiği dedikodu bombardımanları da eklendi. Herkes de kabul ediyor bunu.


İşin ilginçliği şu noktada başlıyor; çoğu zaman kendimizi bu propagandanın etkilerinden muaf olarak görüyoruz.


Yani elimizde iki bilgi var:


1. insanlar yalan haberlerden ve dedikodulardan çok kolay etkilenirler.


2. Ben asla yalan haberlerden ve dedikodulardan etkilenmem.


Dolayısıyla şöyle bir sonuçla karşılaşırız; diğer insanlar oltalara rahatlıkla takılırken bizler bu tür haber ve dedikodulara karşı bağışıklıyız.


Manipülasyondan kimlerin etkilendiğine dair oluşan bu inanç farkı genellikle “üçüncü kişi etkisi” diye bilinir.


Kent Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bir araştırmaya göre üçüncü kişi etkisinin en önemli nedeni ise şu; insanlar ikna edilmeyi bir tür naiflik ve düşük bilişsel zekayla ilişkilendiriyor.


Bu nedenle, özdeğerimizi yüksek tutmak için diğer insanların manipülasyondan etkilenme gücünü abartır, kendimizin ne kadar manipule edildiğini ise küçümseriz.


Örneğin ülkemizde bir grup, diğer grubu “Almanya bizi kıskanıyor” veya “ hepsinin arkasında Soros var” haberlerine safça ve akıl yürütmeden inanmakla suçlar.


Ama aynı gruptaki insanlar, ellerinde herhangi bir bilgi olmadığı halde medyada çıkan veya whatsapp gruplarında duydukları “Lozan Antlaşması'nın gizli maddeleri” veya “Koronavirüs 5G’nin oyunu” gibi haberleri araştırmadan inanmakta ve bunları yaymakta bir saflık veya bilgisizlik görmez.


Çünkü sadece kendimizi değil, kendi inanç grubumuzun da yalan haber ve propagandalardan manipüle edilmediğine inanırız. Yani kendi özdeğer alanımızı, aitlik hissettiğimiz grubumuza kadar genişletiriz.


Bu yüzden kendimizi hangi grup içinde tanımladığımız önemli; AKP’li, CHP’li Fenerbahçeli, feminist, muhafazakar, vegan, ateist, sünni, alevi...


Ne kadar akıllı veya "farkında" hissedersek hissedelim, büyük ihtimalle en çok, kendimizi ait hissetiğimiz grupla ilgili konularda manipülasyonlara ve yalan haberlere açık oluyoruz.




Yazan: Emre Özarslan (Huzursuz Beyin)


Alıntılar: Karen M. Douglas ,Robbie M. Sutton, Sofia Stathi - Why I am less persuaded than you: People's intuitive understanding of the psychology of persuasion


Instagram: https://www.instagram.com/huzursuz.beyin/

Facebook: https://www.facebook.com/huzursuzbeyin/

Twitter: https://twitter.com/huzursuz_beyin LinkedIn: https://www.linkedin.com/in/huzursuzbeyin/