Korktuğumuz zaten başımıza gelmiştir.
- 18 Tem
- 3 dakikada okunur
Ünlü psikanalist Donald Winnicott, son yıllarında yazmaya başladığı, ancak tamamlayamadığı eserinde gizemli bir itirafta bulunur:
“Şaşırtıcı bir şey keşfettim. Belki şairler benden çok daha önce bulmuşlardır. Ama şairlerin değinmiş olması, sancılı da olsa cehaletimizden adım adım uzaklaşarak hedefimize doğru ilerleme görevimizden bizi kurtarmaz.”
Winnicott’ın son görevi yeni öğrendiği gerçeği kapsamlı bir şekilde açıklamaktır:
“Korktuğumuz zaten başımıza gelmiştir.”
--
Winnicott’ın eserinden yıllar sonra, görünmez hissettiği için acı çeken ve kendisine ilgi gösteren erkeklere hemen aşık olan, ancak bir süre sonra ilgi azaldığında duygusal olarak çöken Bayan L, araba satın alırken galeri sahibinin gösterdiği yakın ilgiye bayılır. Ancak arabayı satın alınca, sıradan bir müşteriye dönüştüğünü anlar.
İki hafta boyunca arabasını galerinin karşısına park edip adamı izler. Aylar boyunca adamın etkisinden kurtulamaz.
Sonunda büyük utanç içinde psikanaliste gider.
--
Aylar süren verimsiz seanslardan sonra psikanalist Ogden, Winnicott’ın sözlerini hatırlar ve Bayan L’ye şöyle der:
- Hayatınıza giren adamların bu şekilde izini sürmeniz bence yaptığınız en sağlıklı şey.
- Dalga mı geçiyorsunuz?
- Hayır, çocukken babanız sizi terk etmiş, anneniz sizi hiç önemsememiş, kendi kendinize büyümüşsünüz. Bence çocukken görünmediğiniz için siz ölmüşsünüz. Bugün de bir dedektif gibi bu ölümü aydınlatmak istiyorsunuz. Çünkü kendinizden vazgeçmediniz. Vazgeçseydiniz zombiye dönüşürdünüz.
--
Bir başka vakada psikiyatr Paul Conti, son yedi ilişkisinde de kendisine kötü davranan adamları seçtiğini söyleyen danışanına şu yanıtı verir:
“Hayır, yedi farklı seçim yapmadın. Aynı seçimi yedi kere tekrarladın. Hepsi de babanla ilişkine benzeyen ilişkiler. Beynin sanki zamanda asılı kalmış gibi, aslında babanla ilişkini düzeltmeye çabalıyor ve sonunda da aynı korkun hep başına geliyor.”
Anlaşılan o ki, bazı deneyimler zamandan bağımsız bir şekilde içimizde hüküm sürüyor.
Sanki deneyimlemediğimiz bir depremin artçı sarsıntılarına katlanıyoruz.
GEÇMİŞ GEÇMİŞ BİLE DEĞİLDİR
Küçükken, dünyanın tam da bizim ihtiyaçlarımızı karşılamak için var olduğu ilüzyonuyla yaşarız. Büyümek de, beynimizin gelişimiyle birlikte adım adım bu ilüzyondan çıkmaktır aslında.
Ancak bazen, gelişimimizin çok üstünde bir deneyim yaşarız. Öyle ki onu tam olarak yutamaz, içimize işleyemeyiz, bu nedenle hiçbir zaman geçmişimize ait olmaz. Geçmişimizde olmadığı için bugün de bilemeyiz, bu nedenle güncele de ait olmaz.
Ama hayatımızın her anında, bütün zaman kiplerinde hakimiyet kurar.
Peki nasıl mümkün olur bu?
--
Beynimizin tepe bölgesi sayesinde konuşur, düşünür, planlar yaparız.
Değer yargılarımız, inançlarımız, hepsi o bölgededir. Bir işi daha vardır: Bize zamanı söyler. Korteksimiz sayesinde neyin geçmişte, neyin bugünde olduğunu biliriz.
Ancak küçüklüğümüzde bizi çaresiz bırakan aşırı duygusal deneyimler, daha ilkel bölgelerimize işlenebilir. Psikiyatr Bruce Perry’nin deyimiyle, “zamanı bilmeyen” bölgelere.
Winnicott’a göre “olguyu yaşar ama onu deneyimlemeyiz.”
Yani terk edilmekten korkuyorsak yalnızlığın, aşağılanmaktan korkuyorsak utancın, itilmekten korkuyorsak karşılık verememenin, kontrolsüzlükten korkuyorsak dağılmanın, yetersiz kalmaktan korkuyorsak muhtaçlığın çaresizliğini belki de çoktan yaşadık.
Beynimiz, o gün savunmamızı yıkan ve bizi tarumar eden çaresizliklere karşı aşırı bir hassasiyet geliştirdi. Öyle ki, bugün bize anımsamadığımız çaresizliğimizi hatırlatan sinyalleri görür görmez tetikleniyor ve üstümüze korkular salıyor.
Zaten yaşamış olduğumuzu hiç yaşamamak için.
--
Korktuğumuz zaten başımıza gelmiştir; biz onu hatırlamasak da. Yine de makuliyetin sınırlarına dönebilmek için şu iki soruyu sorabiliriz:
1. O gün, belli ki güçsüzmüşüm. Bugün, hassasiyet gösterdiğim konularda gerçekten hissettiğim kadar güçsüz müyüm?
2. Her şey beynimin gösterdiği kadar tehditkar ve siyah beyaz mı?
Dünya, hala endişe verici olasılıklarla dolu bir yer. Ama biz de güçlüyüz. Budist rehberin dediği gibi; “güçsüzlükten ne kadar korkarsak korkalım, korkumuzu inceleyecek gücü içimizde her zaman bulabiliriz.”
Kaynaklar:
Donald Winnicott - The Collected Works Volume 6
C. Fred Alford - Trauma, Culture, and PTSD
Thomas Ogden: Reading Winnicott
Thich Nhat Hanh - Fear







Yorumlar