Haftalık Huzursuz Psikoloji bültenine üye ol.

İstanbul sözleşmesinden beri cinayetler arttı (mı)




Türkiye’de bir yıldır koronavirüs tedbirleri uygulanıyor. Ama hasta sayısı rekor düzeye çıktı.


“Bir yılda ölü sayısı katlandı, demek ki tedbirler insanları öldürüyor” demiyoruz. Eğer bu tedbirler olmasaydı daha çok insanın öleceğini biliyoruz.


Üstelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanmadığını da görüyoruz. Örneğin on binlerce kişi farklı şehirlerden otobüslerle akın akın AKP kurultayına katılabiliyor.


Aynısı İstanbul Sözleşmesi için de geçerli.


Sözleşme imzalandı. Ama etkin bir şekilde uygulanmadı. Bunu Ayşe Tuba Arslan, Emine Bulut, Şule Çet ve Güllü Yılmaz cinayetlerinde de görüyoruz.



Ayşe Tuğba Arslan Cinayeti (11 Ekim 2019)


Ayşe Tuğba Arslan, eşinden 23 kere şikayetçi olmuştu. On başvurusundan beşi “delil yetersizliğinden” takipsizlikle sonuçlandı. Son başvurusunda “bu şahıstan ölüm tehditleri alıyorum, öldüğümde mi bana yardım edeceksiniz?” demişti. İstanbul Sözleşmesi’ne göre Yalçın Özalpay’ın tutuklanması gerekirdi ama bir gün bile yatmadı. Eve girdi, dövdü, tecavüz etti.


En sonunda Ayşe Tuğba Arslan’ı sokak ortasında satırla öldürdü.


Ayşe Tuğba Arslan, yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı için öldürüldü.



Emine Bulut Cinayeti (18 Ağustos 2019)


Emine Bulut bir lokantada yemek yerken altı yıl önce boşandığı Fedai Varan tarafından kızının gözleri önünde bıçaklandı. “Ölmek istemiyorum” haykırışını hepimiz duyduk.


Emine Bulut, öldürülmeden dört saat önce şikayet için polis merkezine gitmişti. Yarım saat karakolda kaldı. Ancak korunmadı. Raporda “6284 kapsamında herhangi bir risk görülmedi, bu nedenle koruma kararı uygulanmadı.” söylendiği iddia edildi. Görevli polisler açığa alındı. Sonra görevlerine iade edildiler.


Emine Bulut, yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı için öldürüldü.



Güllü Yılmaz Cinayeti (23 Eylül 2019)


Güllü Yılmaz öldürülmeden önceki son bir ayda iki defa eşi tarafından darp edildi, ölümle tehdit edildi, darp raporu alıp şikayetçi oldu. Üstelik zanlı da suçunu kabul etti. Ancak tüm bunlara rağmen serbest bırakıldı. Son şikayetinden iki hafta sonra zanlı Can Yılmaz, çocuklarının önünde eşinin üzerine benzin dökerek yaktı. Ağır yaralanan Güllü Yılmaz 12 gün sonra hayatını kaybetti.


Güllü Yılmaz, yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı için öldürüldü.



Şule Çet Cinayeti (29 Mayıs 2018)


Şule Çet’in ölümü günler boyunca “ekonomik sorunu olan bir kadın, kendi isteğiyle gittiği lüks plazada alkol aldıktan sonra intihar etti” şeklinde servis edildi.


Olay yerinde etkin inceleme yapılmadı, parmak izleri alınmadı, onu tecavüz edip öldüren Çağatay Aksu ve Berk Akand, şüpheli bile sayılmadı.


Kamuoyundaki yoğun baskıdan sonra, ancak ve ancak soruşturma savcısı değiştikten sonra tutuklama kararı geldi.


Şule Çet soruşturmasında İstanbul Sözleşmesi kriterleri uygulansaydı, sosyal medya baskısına gerek kalmadan zanlılar tutuklanacaktı.


Cinayet sayılarının artışı


Son yıllarda cinayet sayılarının artışının iki nedeni daha var. Birincisi, artık kayıt altına alınmaları.


İstanbul Sözleşmesi’nden önce devlet “kadın cinayetleri” hakkında herhangi bir veri tutmuyordu. 2014 yılında bir milletvekili 2008 – 2014 arasında erkek şiddeti sonucu öldürülen kadınları sorduğunda, Adalet Bakanlığı “bu tür bir istatistik tutmadıklarını” belirtti.


Aynı yıl Aile Bakanı Ayşegül İslam'a göre “koruma altında öldürülen kadın yoktu. Oysa davaları takip eden kadın platformları 2013 yılında 10, 2014 yılında 11 kadının devlet koruması altında öldüğünü gösteriyordu.


Diğer neden ise geçmişte kadın cinayetleri sıklıkla “intihar süsüyle” örtülüyordu.


Örneğin 1999 yılında dünyadaki eğilimin aksine Türkiye'de kadın intiharlarının erkek intiharlarından yüksek olması; Batman ve merkez ilçelerinde 2000 yılının ilk sekiz ayında intihar ortalamasının Türkiye genelinin iki katı olması ve intihar edenlerin %80'inin kadın olması aslında şunu gösteriyordu: yüzlerce kadın cinayetinin üstü intiharla örtülüyordu.


Ancak Şule Çet örneğinde gördüğümüz gibi, sosyal medya ve kadın platformları sayesinde artık bu o kadar kolay değil.



Son Söz


Son yıllardaki kadın cinayetlerine baktığımızda, sosyal medya baskısı sayesinde tutuklanan canileri, iyi hal indirimi alan katilleri, üstün körü yapılan kovuşturmaları, katilleri yüreklendiren siyasileri görüyoruz.


Ve şu sonuca rahatlıkla varabiliyoruz:


Kadın cinayetleri İstanbul Sözleşmesi etkin uygulanmadığı için arttı. Sözleşmenin iptali ise şiddetin iyice tırmanmasına neden olur.



Alıntılar:


Evrensel - Yaptığı 23 suç duyurusuna takipsizlik verilen kadın eski eşi tarafından öldürüldü

Diken - Bakan İslam’ın hesabına göre koruma altında öldürülen kadın yok!

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu - Gülsüm Kav röportajı

Gazete Karınca - Emine Bulut cinayeti: Valilik soruşturmaya neden izin vermedi?

Duvar - Emine Bulut böyle ölüme yollanmış

Bianet - İstanbul Sözleşmesi Ne Diyor? Devlet Ne Yapıyor?

Bianet - Kadınlar Eşitlikte, Devlet Eşitsizlikte Israrcı

Evrensel - İstanbul Sözleşmesi'ni asla unutmayacak bir kamuoyu var

Evrensel - Cinsel saldırı bulgusu olay yerinde yok ama Çet'in bedeninde var

BBC - Güllü Yılmaz: Diyarbakır'da eşi tarafından kızının gözleri önünde benzin dökülerek yakılan annenin hikayesi


Haftalık Huzursuz Psikoloji bültenine üye ol.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn