Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Huzursuz Psikoloji Bülteni #018


On sekizinci sayıdan merhaba, Ne yazık ki orman yangınları nedeniyle dehşet dolu bir haftayı geride bırakıyoruz. Büyük acının yanında, yalan yanlış içerik bombardımanının altında olduğumuzun farkındayım, bu nedenle okuyucularıma en değerli gördükleri içerikleri sordum ve bültenin sonunda derledim. Öneri veren bütün okuyucularıma teşekkür ederim. Haftanın kitabı olarak Yaşar Kemal’in “Yanan Ormanlarda Elli Gün”ünü seçtim. Ormanları koruma konusunda nasıl yetmiş yıldan beri bir arpa boy alamadığımızı okuyabilirsiniz. Bir teşekkür de "Normal İnsanlar" için yazar arkadaşlarıma. Bu bunaltıcı gündemde bile yazmayı başardılar. Tebrik ederim. Sevgiler, huzurlu haftalar, Huzursuz Beyin Emre ÖZARSLAN


 

NORMAL İNSANLAR: Normal İnsanlar: Romantik ilişkiler ve pişmanlıklar

Bu haftanın normal insanlar konusu " romantik ilişkinizde pişman olduğunuz bir davranış" idi. Katılan bütün yazar arkadaşlarıma saygılarımı sunuyor, emeklerine sağlık diyorum. - Hadi Beraber Kitap Yazalım projesi hakkında daha geniş bilgi almak için tıklayabilirsiniz. - Yazarlar için yazdığım bir mektubu okumak için tıklayabilirsiniz.

 

BAŞKA BİRİNE AŞIK OLDUM - edward bloom - Yaklaşık üç yıl olmuştu birlikteliğimiz başlayalı. Yumuşak iniş çıkışlarla ilerlemeyen, başlarda duygusal yoğunluğun en abartılı şekilde yaşandığı, gözlerin dış dünyaya tamamen kapandığı her -haydi çoğu diyelim- ilişki gibi zirveyi çabuk görmüş ve hızlı bir şekilde inişe geçmeye başlamıştı. Zor olansa inişe tek başıma geçiyor olmamdı. O hâlâ zirvedeydi ve ona orada yalnız olduğunu hissettirmemek için yorucu bir rol üstlenmiştim; aşıktım ve mutluydum. Ve rolü herhangi bir mecburiyetim olmadığı halde onu üzmemek için oynuyordum. Bırakırsam yere çakılırdı. (Bu düşüncem kibirimden değil; her fırsatta bana hatırlatılmasından kaynaklanıyordu) Başta şımartan ilgisi boğmaya, değerli hissettiren kıskançlıkları bunaltmaya başlamıştı, ama gidemiyordum. "Ben artık yapamıyorum!" diyemiyordum. Çünkü zamanla duygusal şiddete dönüşen vicdan sömürüsüyle çocukluğumda annemle tanışmıştım. "Sen benim her şeyimsin!"le başlayan o ağır yükün sırtımda bir kambur olmasını çaresizce seyretmiştim. Kimsenin "her şeyi" olmamam gerektiği bilgisi vardı, ama bilinci gelişmemişti. Frodo'nun yüzüğü taşıdığı gibi taşımam gerekiyordu bu yükü; taşımayı ben seçmemiştim ama taşımakla yükümlüydüm. Yazının devamını oku Normal İnsanlar'ı Oku


 

FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ PSİKOLOJİ MAKALELERİ

1. Genç kızlar erkeklere göre pandemiden daha olumsuz etkileniyorlar. İzlanda’da 523 genç arasında yapılan araştırmada kızların erkeklere göre pandemiden daha olumsuz etkilendiği bulgulandı. Genç kızların depresif semptom göstermelerindeki başlıca nedenler pasif sosyal medya kullanımı, aile üyeleriyle görüşme azlığı olarak sıralanırken, erkeklerde uyku azlığı ve daha sık online oyun oynama gösterildi. Makalenin bulunduğu dergi: JCPP Advances, Temmuz, 2021 Makaleye Git

 

2. Yeni bir dil öğrenmek müziğin beynimizde nasıl işlendiğini de etkiliyor. Pek çok araştırmaya göre müzikle ilgili bir hobi geliştirdiğimizde bu beynimizdeki konuşma sürecini de etkiliyor. Yeni araştırmaya göre tersi de mümkün; yabancı dil öğrenmek, müziğin beynimizdeki sürecini de etkiliyor. Makalenin bulunduğu dergi: Cerebral Cortex, Temmuz, 2021 Makaleye Git

 

3. Liderlik özellikleri abartılıyor. Liderliği doğuştan veya çok zor kazanılan bir özellik olarak görüyoruz. Ancak yeni bir araştırmaya göre, herkesin tamamen eşit özelliklere sahip olduğu modellerde bile bir lider ortaya çıkıyor. Çünkü, insanlar etraflarında birleşecekleri, ve bundan fayda sağlayabilecekleri- birini buluyor ve o kişi popülerleştikçe grubuna daha fazla kişi katılıyor. (kartopu etkisi) Özelliklerinden bağımsız olarak, takipçisi olana bakıp “işte bu lider” diyoruz. Takpçi satın alarak guru olan fenomenler gibi. Makalenin bulunduğu dergi: Economic Modelling, Nisan, 2021 Makaleye Git

 

4. İletişim bilimindeki makalelerde kadınlar az, erkekler fazla alıntılanıyor. Akademi dünyasında makalenizin ne kadar alıntıladığı başarınız için büyük önem arz ediyor. 1995 ile 2018 yılları arasındaki 14 İletişim dergisini inceleyen araştırmacılar, kadınların çok az, erkeklerin çok fazla alıntılandığını ortaya koyuyor. İyi haber; son yıllarda bu eğilim azalmış. Makalenin bulunduğu dergi: Annals of the International Communication Association, Temmuz, 2021 Makaleye Git

 

5. Çok içen insanların çocukları farklı riskler altında. Yeni bir araştırmaya göre, çok alkol tüketen ebeveynlerin çocukları daha sık zihinsel sağlık bozuklukları, hastaneye yatış ve suç davranışı gösteriyor. Araştırmacılara göre insanlar, alkol nedeniyle yabancılara verdikleri zararları, kendi hanehalkı içindekilere verdikleri zararlardan daha fazla bildiriyor. Dolayısıyla ebeveynlerin çocuklarına verdikleri zararlar daha nadir araştırmalara dahil ediliyor. Makalenin bulunduğu dergi: Journal of Studies on Alcohol and Drugs, Ağustos, 2021 Makaleye Git

 

HAFTANIN VİDEOSU: "Yangınlar nasıl aynı anda başladı? Felaketin sebebi insan mı? Yangın sonrası ağaç dikilmeli mi?

Özellikle Yangın Ekoloğu Prof. Dr. Çağatay Tavşanoğlu'nun konuştuğu bölümler izlenmeli.

 

HAFTANIN KİTABI: "Yaşar Kemal - Yanan Ormanlarda Elli Gün"

1949 yılında Cumhuriyet Gazetesi, ülkede baş gösteren orman yangınlarını araştırması için Yaşar Kemal’i görevlendirir. Yazar, bölge bölge dolaşarak yöre insanlarıyla röportaj yapar ve bu kitap ortaya çıkar. Doğaya yaptığımız kötülükleri yazarın akıcı ve zengin dilinden okumak, bugün yaşadığımız dehşetle birlikte karşılaşınca, tüyler ürpertici bir deneyime dönüşüyor. Sözü, kitabın giriş yazısını yazan Türkiye Ormancılar Cemiyeti’ne bırakıyorum: “Cumhuriyet Gazetesi’nin orman yangınları üzerine röportaj teşebbüsünde büyük muvaffakiyeti, röportajı yapacak kimseyi isabetle seçmiş olmasında görünüyor. Çünkü Yaşar Kemal sadece bir gazete yazarı değildir. Aynı zamanda kavrayıcı ve sürükleyici bir üslup sahibidir. Asıl mühimi yazarın orman dertlerini kendine dert edinmiş olmasıdır.” Kitaptan seçtiğim bölüm: Bakım memurunun adı Hasan Aydın. Bandırma’nın bilmem ne köyünde bakım memurluğu ediyor. Köyün adını bellemiştim ya, unuttum. Hasan yirmisinde ya var, ya yok. Hoş, güleç bir adam. Hasan’ın bir de güzel karısı var. On yedisinde. Köy dağlık köy. Yokluk gırtlağa kadar. “Yürü be fıkaralık elinden. Dolanıp belime kuşak olursun,” dediği. Her neyse, Hasan’ın karısı hastalanır. Hasan’ın maaşı 52 lira 36 kuruş... Hasan karısına delicesine aşık... Amanın bre! Hal nolacak? Doktor. Doktor nerdesin? Hasan bir gün karısını sırtına vurup dağdan indirir bin bela. Kıyıda bir motora atıp Bandırmaya doktora götürür. Doktor kadını iyicene bir muayene eder. Bakar hasta son halde. İnce hastalık ciğerini delik delik eylemiş. Başlar ince hastalık öğütleri vermeye: “Oğlum Hasan, karına tereyağı, bal, yumurta yedireceksin. İstirahat edecek. Şu şu ilaçları alacaksın... En mühimi Hasan oğlum, çam havası aldıracaksın karına. Mutlak çam havası almalı... Belki kurtulur.” Hasan karısını gene sırtlar. Hasan kurşun yemiş gibi. Eve gelirler. Hasan ne yapar yapar tereyağını, balı yumurtayı, ilaçları bulur... Bunları bulur ama... Ammavelakin çam havası yok. Orman olur da çam havası olmaz mı diyeceksiniz. Ormanda yıllar yılı yene yene bir tek çam ağacı kalmamış. İlaç için arasan bir tek çam yok. Netsin eylesin Hasan. Kadına çam havasını mutlaka aldırmak gerek. Bu yanlarda da çamlı hiçbir şey yok. Hasan’ın aklına gelir: Filan dağın doruğundaki eski manastırın önünde bir yaşlı çam ağacı vardı. Tamam. Çam havası için bire bir. Hasan manastırın avlusundaki ağacı sökmeye başlar. Söker yüklenir. Ağaç, ağaç değil bir beter. Köylüler Hasan’ı yarı yolda, yarı baygın, koca ağaçla cebelleşirken bulurlar. Hasan kan tere batmış, eli ayağı yırtılmış, kan içinde. Hasan, ne pahasına olursa olsun ağacı dağdan indirir, getirir evinin kapısına diker. Her gün de içerde yatan karısının yatağını çam ağacının altına yapar. Kadın böylece çam havası alır. Hasan mesut, karısı bahtiyar... Ama günden güne çamın yaprakları solmaya başlar. Bir ay sonra da çam kurur. Çamla birlikte Hasan’ın karısı da ölür.

 

HAFTANIN İÇERİKLERİ:

Bu hafta okuyucularla birlikte seçtiğimiz içerikler:



Bir ulusal kriz neden ve nasıl yönetilemiyor? İçerik yaratıcısı: @aposto Platform: Instagram İçeriğe Git

 




 


Afet Platformu'ndan sık sorulan sorular İçerik yaratıcısı: @afetplatformu Platform: Instagram İçeriğe Git



 

Prof. Dr. Doğanay Tolunay'dan çok önemli bir bilgisel İçerik yaratıcısı: @DoganayTolunay Platform: Twitter İçeriğe Git

 


Yangın söndürme uçakları etrafındaki sorular ve bilinenler (I) Mevcut yangınla mücadele hava gücü İçerik yaratıcısı: @teyitorg Platform: Web sitesi İçeriğe Git

 

Yangından sonra ne yapılmalı? İçerik yaratıcısı: @arkitektcom Platform: Instagram İçeriğe Git

 

Orman yangınlarıyla mücadelede doğru bilinen yanlışlar İçerik yaratıcısı: @Tuncayneyişçi Platform: Web Sitesi İçeriğe Git

 

Yangın Tipleri ve Söndürme Yöntemleri: Su, Yangın Tipine Göre Ateşi Söndürür, Etkilemez veya Güçlendirir! İçerik yaratıcısı: @evrimagaci Platform: Web sitesi İçeriğe Git

 

Orman yangınından zarar görmüş bir hayvan bulunduğunda ne yapılmalı? İçerik yaratıcısı: @changetr Platform: Instagram İçeriğe Git

 

Podcast: Prof Dr. Doğanay Tolunay Röportajı: "Orman yangınlarından sonra nasıl bir yol izlemeli?" İçerik yaratıcısı: @esmiyor.podcast Platform:Instagram İçeriğe Git

 

Podcast: Prof. Dr. Çağatay Tavşanoglu röportajı "Ormanlarımız için şimdi ne yapabiliriz?" İçerik yaratıcısı: @esmiyor.podcast Platform: Instagram İçeriğe Git

 

Akdeniz Tipi Bölgelerde Çıkan Orman Yangınlarına Yönelik Yönetim Anlayışında Paradigma Değişimi Şart! İçerik yaratıcısı: @evrimagaci Platform: Web Sitesi İçeriğe Git