Haftalık Huzursuz Psikoloji bültenine üye ol.

Teşekkürler!

Huzursuz Psikoloji Bülteni #002



İkinci sayıdan merhaba! Hem ilk sayı sonrası aldığım olumlu geri bildirimler, hem de henüz ikinci sayı olmasına rağmen sekiz yüz aboneyi geçtiğimiz için mutluyum. Çok teşekkür ederim. Bu sayıda, depresyon belirtileri testini çözerken, lütfen bu tür testlerin sizinle ilgili tanı koyamayacağını unutmayın. Dikkat çekmek istediğim diğer konu ise, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) kaynaklı agresif davranışların genetik kaynaklı olduğunu açıklayan makale. Bu konunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. "Normal İnsanlar" bölümü için Instagram'da soru çıkartmama yanıt veren arkadaşlarıma bir kez daha teşekkür eder, huzurlu haftalar dilerim, Huzursuz Beyin Emre ÖZARSLAN



Bu sayıda neler bulacaksınız?

  1. Haftanın psikoloji testi: "Depresyon belirtileri gösteriyor musunuz?"

  2. Normal İnsanlar: "Eşimin hayatına giren o tuhaf kadını kıskanıyorum."

  3. Fırından yeni çıkmış psikoloji makaleleri

  4. Haftanın animasyonu: Coin Operated

  5. Haftanın kitabı: Panzehir

  6. Haftanın dizisi: The Undoing

  7. Haftanın videosu: "Oliver Sacks: Halüsinasyonun zihnimizle ilgili ortaya çıkardıkları"

  8. Beğendiğim içerikler



HAFTANIN PSİKOLOJİ TESTİ "Depresyon belirtileri gösteriyor musunuz?



21 soruluk bu test sayesinde depresyon belirtileri gösterip göstermediğinizi öğrenebilirsiniz. Ancak çok çok önemli bir hatırlatma; bu testten çıkan herhangi bir sonuç depresyonda olup olmadığınızı göstermez. Psikiyatrik veya psikolojik bozuklukların tanısı ancak bir uzmanın yapacağı değerlendirmeyle konulur. Ayrıca detaylı sonuçlara göz gezdirmenizi de tavsiye ederim.

Teste Başla



NORMAL İNSANLAR: "Eşimin hayatına giren o tuhaf kadını kıskanıyorum."



Dün, Instagram arkadaşlarıma son zamanlarda neleri kıskandıklarını sordum. Çeşit çeşit yanıtlar geldi; "değer verdiğim insan tarafından değer gören kişileri kıskanıyorum", "başka ülkelerde yaşayanları", "daha zayıf olanları", "daha zengin olanları", "daha ünlü olanları", "sevgilimin tuttuğu bardağı", "amacı olan insanları", "şımarık kedi ve köpekleri", "atanan öğretmenleri", "dışarıda gezebilenleri", "teraslı evi olanları", "bildiklerini iyi aktaranları" gibi. Bir de daha kişisel hikayelerini paylaşanlar oldu. Yazının tamamını bu bağlantıdan okuyabilirsiniz.


FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ PSİKOLOJİ MAKALELERİ

1. Her yüz konuşmadan sadece ikisi istediğimiz kadar sürüyor. Bu araştırmaya bayıldım. İnsanlarla konuşmayı sevmememin en önemli nedenlerden biri de bu: kontrolüm yok. Sesi kısamıyorum veya diğer kanala geçemiyorum. Araştırmacılara göre diyaloglar ya istediğimizden kısa, ya da uzun sürüyor. Diyalogların uzun sürmesinin birinci nedeni insanların sıkılganlıklarını saklamaları ve nezaketsiz yapmak istememeleri. Kısa sürmesinin nedeni ise “diyalog bitirici” olarak görülen bazı sinyallerin yanlış anlaşılması, “kesin karşı tarafı sıkıyorum” düşüncesi; yani yine nezaketsizlik yapmak istememeleri. Makalenin bulunduğu dergi: PNAS, Mart, 2021 – Makaleye git 2. Daha yüksek gelire sahip insanların duygu durumları genellikle daha iyi oluyor. Ama bir sorun var. 1.6 milyon insan verisi üzerinde yapılan araştırmaya göre daha yüksek gelire sahip olmak, daha olumlu duygusal durumlarla bağlantılı görünüyor. Ancak ortada şöyle bir durum var; kişinin duygu durumunu artıran faktörler hep kendi imgesiyle ilgili; kibir, özgüven, azim ve daha az olumsuzluğa katlanmak zorunda oldukları için; daha az üzüntü, korku, utanç ve anksiyete. Ancak diğer insanlara dair daha olumlu duygular beslemiyorlar; sevgi, merhamet, minnettarlık gibi. Bunlar sabit kalıyor. Makalenin bulunduğu dergi: APA, Emotion, 2021 – Makaleye git 3. “Ben bu odaya neden girmiştim?” sorusunun kaynağı Bazen bir kapıdan geçer geçmez hissettiğimiz “ben buraya neden gelmiştim?” sorusunun, yani “kapı eşiği etkisinin” nedeninin beynimizin meşguliyeti olduğu düşünülüyordu. Ancak 74 gönüllünün sanal gerçeklik ortamında kafalarının karıştırılarak odalara dağıtıldığı araştırmad sonucunda anlıyoruz ki beynimizi asıl karıştıran “lokasyonların farklılığı”. Yani yeni bir odaya, bölmeye, kata geldiğimizde beklemediğimiz veriler beynimizi meşgul ediyor ve neden geldiğimizi unutabiliyoruz. Birbirine benzer odalarda ise beynimiz ne kadar dolu olursa olsun, bu fenomenle daha az karşılaşıyoruz. Makalenin bulunduğu dergi: BMC Psychology, Mart 2021 – Makaleye git 4. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) kaynaklı agresif davranışlar genetik kaynaklı. DEHB ve yıkıcı davranış bozukluğu tanılı 3802 çocuğun yanı sıra herhangi bir tanı konmamış 31305 çocuğun genomları karşılaştırılınca DEHB’i ve yıkıcı davranış bozukluğunu artıran üç önemli nokta keşfediliyor. Özellikle Kromozom 11’de bulunan genetik varyant agresifliği önemli ölçüde artıyor. Daha da dikkat çekici olan; araştırmacılar herhangi bir tanısı olmadığı halde agresif tutum sergileyen çocukların da genomlarını karşılaştırınca yine aynı noktaların benzeştiği bulgulanıyor. Yani DEHB ve yıkıcı davranış bozukluğu tanılı çocukların agresiflik nedenleriyle genel nüfustaki agresifliğin nedenleri aynı genetik faktörler olabilir. Makalenin bulunduğu dergi: Nature Communications, Ocak, 2021 – Makaleye git



HAFTANIN ANİMASYONU: "Coin Operated"


"Hayatın anlamı" temalı, Nicholas Arioli tarafından yazılan ve yönetilen sevimli bir animasyon.



HAFTANIN KİTABI: "Panzehir - Oliver Burkeman"


Kitap daha kapağındaki "pozitif düşünmeye katlanamayanlar..." cümlesiyle tavlamıştı zaten beni. Okuyunca da her hipotezine katılmasam da genel olarak beğendim. The Guardian gazetesi yazarlarından Oliver Burkeman'ın yazdığı kitap, olumlu düşünme çağının insan psikolojisi üzerinde yarattığı baskıyı anlatıyor. Yazara göre mutluluğu aramak mutsuzluğu körüklüyor; daha mutlu bir yaşam için her yerde duyduğumuzun aksine olumsuz düşünmeyi, hedefler koymamayı, güvenlik duygusuna odaklanmamayı ve belirsizliğe alışmaya çalışmayı denemeliyiz. Bol bol budizm ve stoa felsefesinden alıntılar yapan Burkeman, Eckhart Tolle ve Albert Ellis gibi yazar ve psikologlarla da röportaj yapıyor. Kitaptan alıntılar:

  • "Mutluluk biliminin en iyi bilinen genel bulgularından biri, modern hayatın sunduğu sayısız avantajın ortak ruh halimizi iyileştirmekte pek işe yaramadığının keşfedilmesi olmuştur.

  • "Mutlu hissetmeye çalışma yönünde harcadığımız çaba çoğu kez bizi bizzat mutsuz eden şeydir. Güvensiz, kaygılı, belirsiz veya mutsuz hissetmemize neden olan şey de, olumsuzlukları, yani güvensizliği, belirsizliği, başarısızlığı veya kederi gidermek için sürekli harcadığımız gayretlerdir."

  • "Modern zaman Stoacılarıyla, başarısızlık sanatının uzmanlarıyla, profesyonel kötümserlerle ve olumsuz düşünmenin gücünün diğer savunucularıyla tanıştım ve birçoğunun şaşırtıcı biçimde neşeli olduklarını gördüm."

  • "Seung Sahn 1970'lerde Amerika'da bir izleyici kitlesine 'Duru zihin, gökyüzündeki dolunay gibidir.' demiş. "Bazen bulutlar gelir ve ayı kapatır, ama ay her zaman onların arkasındadır. Bulutlar uzaklaşır, ardından ay parıl parıl parlar. O halde duru zihin için endişelenmeyin; o her zaman oradadır. Düşünce geldiği zaman, arkasında duru zihin durur. Düşünce gittiğinde, sadece duru zihin vardır. Düşünce gelir ve gider, gelir ve gider. Gelip gidene bağlanmamalısınız."




HAFTANIN DİZİSİ: "The Undoing"


Muhtemelen izlemişsinizdir ancak yeniden izlemenizi de tavsiye ederim. Dizilerde genellikle eğer bir karakterin psikolojik bir rahatsızlığı varsa dizi bittiğinde birkaç tartışmadan sonra rahatlıkla tanısı konulur. Ancak The Undoing'teki karakter narsisizm, makyavelizm ve psikopati üçgeninin öyle bir noktasına denk geliyor ki bugün hala bazı forumlarda psikologlar tartışmaya devam ediyor. Sadece bu nedenle bile , karaktere odaklanarak yeniden izlenmeyi hak ediyor. Dizinin IMDB sayfası



HAFTANIN VİDEOSU: "Oliver Sacks: Halüsinasyonun zihnimizle ilgili ortaya çıkardıkları"



Altı sene önce kaybettiğimiz, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük nörologu Oliver Sacks'tan halüsinasyonlar hakkında on sekiz dakikalık bir sunum. Her zamanki gibi sevecen anlatımıyla. "Onu görmeye gittim. Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi. Fakat çok korkmuş ve şaşırmıştı çünkü bir şeyler görüyordu. Ve bana dedi ki -- hemşireler bunu belirtmemişlerdi -- kör olduğunu, beş yıldır, makula dejenerasyonu nedeniyle tamamen kör olduğunu söyledi. Fakat şimdi, son birkaç gündür, bir şeyler görüyormuş. Ben de dedim ki, "Ne gibi şeyler?" Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar. Bir adam bana doğru dönüyor ve gülüyor. Fakat ağzının bir tarafında çok büyük dişleri var. Hayvanlar da var. Beyaz bir bina görüyorum. Kar yağıyor, yumuşak bir kar. Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor. Sonra bir gece sahne değişiyor. Bana doğru gelen kedi ve köpekler görüyorum. Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar. Sonra yeniden değişiyor. Bir sürü çocuk görüyorum. Merdivenlerden inip çıkıyorlar. Parlak renkler giyiyorlar, pembe ve mavi, Doğulu elbiseler gibi." Bazen, insanlar belirmeden önce, yerden tavana doğru çıkan pembe ve mavi kareler gördüğünü de söyledi. "Rüya gibi mi?" diye sordum. "Hayır rüya gibi değil, film gibi" diye cevap verdi. "Rengi var, hareket var. Fakat tamamen sessiz, sessiz bir film gibi." dedi. Ve bunun oldukça da sıkıcı bir film olduğunu söyledi. "Bu Doğulu elbiseler içindeki insanlar sürekli şekilde aşağı yukarı yürüyorlar."



BEĞENDİĞİM İÇERİKLER:

1. Bilimfili'de yayımlanan, "Oksitosin Genindeki 'Epigenetik' Değişimler Annenin Empatisini Etkiliyor adlı makale 2. Oggito'da yayımlanan ve okumayı aşka benzeten Italo Calvino çevirisi 3. Tim Urban'ın, geçmişte yapmadığımız seçimler için pişmanlık duymak yerine her günün yüzlerce farklı seçenekle geldiğine odaklanmamız gerektiğini hatırlatan çizimi 4. Pelkas maçta bayılıp hastaneye kaldırınca durumunu öğrenmek için hastaneyi arayan telaşlı Fenerli. (Futbol seven çocuklara izlettim bunu, bayıldılar. :) ) 5. En sevdiğim dinozordan yine bir karikatür - Üzgün hissediyorum + Üzgün hissetmeni gerektirecek bir şey yok - Teşekkür ederim. Artık suçlu da hissediyorum. 6. Psikiyatr Arzu Erkan Yüce'nin "travmatize olmak, tetiklenmek bir lüks değildir" ile başlayan aydınlatıcı twitter flood'u 7. İktisat Bilimi'nde kadınların erkeklerden daha fazla sözünün kesildiğine yönelik araştırmayı kapsayan makale çevirisi 8. Eren Boz'un "Bence" adındaki manifestosu 9. Mert Dolapçıoğlu'ndan "Sıra Sıra Dertli Dağlar" illustrasyonu 10. Oldukça tuhaf psikolojik hikayeleriyle Armağan Çağlayan'ın Nükhet Duru röportajı

Bu hafta böyle geçti. Gelecek hafta görüşmek üzere :) Huzurlu kalın! Huzursuz Beyin.