Haftalık Huzursuz Psikoloji bültenine üye ol.

Teşekkürler!

HUZURSUZ PSİKOLOJİ BÜLTENİ #005



Beşinci sayıdan merhaba! Hafta içinde o kadar farklı insandan "Normal İnsanlar" bölümünün onları rahatlattığını duydum ki, sorulara detaylı ve içten yanıtlar veren bütün arkadaşlarıma yine çok teşekkür ediyorum. Bir de çok sevdiğim ve kitaplar hakkında sürekli konuştuğum dostum Arzu, beğendiği -sıklıkla psikoloji temalı olan- kitapları Instagram'da detaylıca anlatmaya karar verdi. Özellikle sıklıkla önerdiğim Engin Geçtan - İnsan Olmak ve Irvin Yalom - Schopenhauer Tedavisi incelemelerini okumanızı tavsiye ederim. Bu hafta menüde biraz sosyal anksiyete; biraz da insanların yüz ifadelerinin evrenselliği var. İlginç bir karışım oldu. Keyifli okumalar, Huzursuz Beyin Emre ÖZARSLAN


Bu sayıda neler bulacaksınız?

  1. Haftanın psikoloji testi: "Başkaları tarafından değerlendirilmekten ne kadar çekiniyorsunuz?"

  2. Normal İnsanlar: "Yetiştirilme tarzınızdan kaynaklandığına inandığınız olumsuz özellikleriniz neler?"

  3. Fırından yeni çıkmış psikoloji makaleleri

  4. Haftanın animasyonu: "Overcomer"

  5. Haftanın kitabı: "İnsan Olmanın Psikolojisi"

  6. Haftanın dizisi: "Lie to Me"

  7. Haftanın videosu: "Sophie Zadeh - Yüz İfadelerimiz Evrensel Mi?

  8. Beğendiğim içerikler




HAFTANIN PSİKOLOJİ TESTİ "Başkaları tarafından değerlendirilmekten ne kadar çekiniyorsunuz?"


Sosyal fobinin olgularından biri de sosyal ortamlarda başkaları tarafından incelenme / değerlendirilme / eleştirile korkusudur. Bu 11 soruluk test de başkaları tarafından değerlendirilmek konusunda ne kadar kaygılı olduğunuzu ölçüyor.

Teste Başla


NORMAL İNSANLAR: "Yetiştirilme tarzınızdan kaynaklandığına inandığınız olumsuz özellikleriniz neler?"




Instagram hesabımda hafta sorduğum soru yetiştirilme tarzımızdan kaynaklanan olumsuz özelliklerimizle ilgiliydi. Gelen yanıtlar çoğunlukla "günah işlemek, utangaçlık, isteyememek, aşırı stresli olmak ve sinirli olmaktı." Bazılarını burada paylaşıyorum. Bir takipçim, sanırım terapi almasının da yararıyla, bir liste şeklinde özetlemiş: Yazının tamamını bu bağlantıdan okuyabilirsiniz.


FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ PSİKOLOJİ MAKALELERİ

1. Romantik partnerle yürümek müthiş bir şey ama bizi yavaşlatıyor olabilir. Purdue Üniversitesi hemşirelik, sağlık ve kinesiyoloji araştırmacıları tarafından yapılan yeni bir araştırma, çiftlerin birlikte yürürken genellikle hızlarını düşürdüğünü gösteriyor. (El ele tutuşurlarsa hızları iyice azalıyor.) “YİNE DE” diyor araştırmacılar; sadece partnerlerinin ittirmesiyle yürüyüşe çıkanlar için “Hiç yoktan iyidir.” Ama yavaş olana uyum sağlamak yerine hızlı olana uyum sağlarsak daha iyi olur. Makalenin bulunduğu dergi: Elsevier Gait & Posture, Mart 2021 Makaleye git 2. "Çok televizyon izlemek çocuklarda dikkat eksikliği yaratıyor" söylemi için yeterli bulgu yok. Oysa medyada hep fazla tv izlemenin çocuklarda dikka teksikliğine yol açtığına dair söylemler görüyoruz. "Araştırmalarımız ayrıca bize gösteriyor ki", diyor araştırmayı yapan Bay Wallace Dixon, (bakın burası çokomelli;) "her x çocuklarımıza zarar veriyor şeklindeki söylemlere inanmamalıyız. Olağanüstü iddialar olağanüstü kanıtlar gerektirir.” Yani eğer “fazla ekran süresi çocuklarda ileride dikkat bozukluğuna yol açar” diyorsanız; bunu doğru düzgün testlerle kanıtlamanız gerekir. Makalenin bulunduğu dergi: Psychological Science, Mart 2021 Makaleye git 3. İki tür narsist var ve aralarındaki fark önemli. Huzursuz Beyin okuyucuları elbette bunu biliyor. Bu hafta iki ayrı test paylaşmıştım bu konuyla ilgili. New York Üniversitesi'nden Mary Kowalchyk'e göre yeni araştırmalarda bu ikililiği doğrular vaziyette. Güvensizlik ve suçluluk duygusu yüksek olan insanlar kırılgan narsisizme daha yatkın. Büyüklenmeci narsisizmde ise, tam tersine, psikopatlık ve düşük suçluluk seviyesinden söz edebiliyoruz. Makalenin bulunduğu dergi: Personality and Individual Differences, Temmuz 2021 (Önokuma) Makaleye git 4. Açıkça acı çektikleri belli olduğu halde kadınların ağrıları erkeklerinki kadar önemsenmiyor. Araştırmacılara göre, kadınların genellikle acıya karşı daha hassas ve dışavurumcu olduğuna inanıldığı için, ağrılarını abarttığı düşünülüyor. Tersi şekilde erkeklerin de yetiştirilme tarzı nedeniyle çektikleri acıyı göstermemeye meyletmelerinden dolayı, bir kadın ve bir erkek aynı seviye acı gösterdiğinde erkeğinki daha çok önemseniyor. Üstelik acı çeken kadınlara daha çok psikoterapi önerilirken, erkeklere ağrı kesici yazılıyor. Makalenin bulunduğu dergi: Journal of Pain, Mart 2021 Makaleye git 5. Depresyonu olan bireyler düşüncelerini sosyal medyada daha çarpık bir şekilde ifade ediyorlar. Araştırmacılar, depresyon tanısı konulduğunu beyan eden kişilerin sosyal medya iletilerini okuyorlar ve bunları rastgele örneklerle karşılaştırıyorlar. Sonuç: depresyondaki bireylerin akıl yürütmeleri ve ifadeleri daha çarpık. Bu da, aslında, bilişsel davranışçı teorileri destekler nitelikte. Makalenin bulunduğu dergi: Nature Human Behaviour, Şubat 2021 Makaleye git


HAFTANIN ANİMASYONU: "Overcomer"




Beş dakikalık bu animasyon biraz da haftanın sorusuyla ilgili. Büyürken kendimizi açığa çıkardığımızda karşılaştığımız olumsuz deneyimlerin bizi nasıl mutsuz bir geleceğe "kelepçelediği" hakkında.


HAFTANIN KİTABI: "İnsan Olmanın Psikolojisi - Abraham Maslow"



Bu sene Abraham Maslow'la çok sık karşılaştım. Bunun en önemli nedeni, batı akademilerinin son yıllarda "pozitif psikolojiye" gösterdiği yoğun ilgiydi. Maslow yazdıkları için hiçbir zaman "pozitif psikoloji" tanımlamasında bulunmamıştı, ancak insanın kendini gerçekleştirmesiyle ilgili yazdığı eserler, bugün pozitif psikoloji alanının eşsiz göstergeleri olarak kabul ediliyor. Maslow'la ilgilenen arkadaşlarıma Scott Barry Kauffman'ın "Transcend: The New Science of Self-Actualization" kitabını öneririm. Çevirisi yok; muhtelemen de olmayacak. Kitaptan altını çizdiğim bazı yerler:

  • "'Algılarımızın gereksinimlerimiz tarafından belirlenmiş olduğunu fark edemeyebiliriz. Ama kendimiz bu şekilde algılandığımızda; yani bir para kaynağı, yemek, güvenlik kaynağı olarak, yaslanılabilecek biri ya da bir garson ya da buna benzer bir hizmetçi ya da araç olarak algılandığımızda bunu fark ederiz. Böyle bir durumdan da hoşlanmayız. Kendimiz olarak eksiksiz ve bütün bir şekilde görülmek isteriz. Kullanılmak hoşumuza gitmez."

  • "Eksikliğe göre güdülenmiş olan kişi, çevresine karşı daha korkak olur, ne de olsa her an başarısız olup hayal kırıklığına uğrayabilecektir. Artık, bu tip kaygılı bir bağımlılığın düşmanlığı beslediğini de biliyoruz."

  • "İlerleme küçük adımlar halinde gerçekleşir. İleri doğru atılan her adımı olası kılan ise güvende olduğu, güvenli bir yuvadan bilinmeze doğru hareket edildiği duygusu ve geri dönüşün mümkün olduğunu bilmektir."

  • "Sevgi açlığı tuz eksikliği ya da vitamin eksikliği gibi bir eksiklik hastalığıdır."


  • "Ne yazık ki insanların çoğunun karşılaştıkları kötü davranışlara tepki vermediği kanısındayım. Kendilerine yapılanı sineye çeker, tepki vermeye yıllar sonra başlarlar. Bu tepki de nevroz ya da psikoz olarak kendini gösterir."

  • "Sağlıklı olmak hiçbir belirti taşımamak mı demektir? Sanmıyorum. Auschwitz ya da Dachau'daki Naziler arasında hangileri sağlıklıydı? Vicdan azabı çekenler mi yoksa vicdanı rahat, temiz, mutlu olanlar mı? Tam anlamıyla insan olan bir kişinin o durumda çatışma, azap, depresyon, öfke yaşamaması mümkün müdür?"

  • "Açıkça görülmektedir ki kişilik sorunları çoğu zaman insanın aldığı psikolojik yaralara, gerçek içsel doğasının uğradığı saldırılara karşı bir başkaldırıdır. Bu durumda hastalıklı olan, böylesi bir saldırıya başkaldırmamaktır."

  • "Neye uyum göstermek? Kokuşmuş bir kültüre mi? Baskın bir anne ba­baya mı? Olabildiğine uyumlu çalışan bir köle için ne söylene­bilir ki? Ya da uyumlu davranan bir tutsak için?"

HAFTANIN DİZİSİ: "Lie to Me"


Lie to Me benim için çok özel bir diziydi. Nedeni ise, sevdiğim bir bilim insanından esinlenmiş olmasıydı: Paul Ekman. İnsanların (ve bazı hayvanların) yüz ifadeleri üzerine araştırmalar yapan bu bilim insanı, çalışmaları sayesinde duyguların ve yüz ifadelerin nasıl evrensel olduğunu gösterdi bize. Bu da çok önemli. Çünkü yüz ifadeleri kendimiz için değil, çevremizdekiler için evrildi. Herkesin anlayabileceği bir dil: Tarihin herhangi bir dönemindeki herhangi bir yerdeki insan, yüz ifademiz sayesinde neler hissettiğimizi anlayabilir. Neyse diziden kopmayayım. Lie to Me'de Paul Ekman'dan esinlenen Call Lightman'ı mikroifadeler konusunda abartılı şekilde başarılı bir psikolog olarak görürüz. Ekibiyle birlikte CIA'ye danışmanlık verir ve vakaları beraber çözerler. Dizi boyunda hangi yüz ifadesinin veya mikromimiğin hangi duyguyu gösterdiğini de öğreniriz. Bir nevi kurs gibi yani. IMDB Sayfası


HAFTANIN VİDEOSU: "Sophie Zadeh - Yüz İfadelerimiz Evrensel Mi?"


Aslında dizide değindiğim Paul Ekman'ın birçok videosu var; ancak ben Türkçe altyazılı olanları göremedim. Bu nedenle araştırmacı Sophie Zadeh'in kısa bir TED videosunu ekledim.


BEĞENDİĞİM İÇERİKLER:

1. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, zincirlikuyu'daki bir binaya devasa "Ölmek İstemiyorum" başlıklı bir dilekçe afişi asmıştı. Tabii ki hemen kadldırıldı. Sanatçı Sadi Tekin'in dilekçeyi sonsuzlaştırdığı illüstrasyon: 2. Arzu Uysal'dan Irvin Yalom'un çok sevdiğim Schopenhauer Tedavisi'nin detaylı analizi 3. Doğuştan “tourette sendromu” olan Siirtli genç sanatçı Seyidxan Sevinç'in konuşma 4. Evrim Ağacı: Ezbere Dünya Haritaları ve Şehir Silüetlerini Çizebilen Dehaların Otizm ile İlişkisi Nedir? 5. Yankı Yazgan'ın katıldığı otizm ile ilgili program 6. Bilimfili: Heyecanlandığımızda neden midemizde kelebekler uçuşur? 7. Yine Yankı Yazgan'ın uzaktan eğitimle ilgili Sol Gazetesi'ne verdiği röportaj 8. Dr Tomris Cesuroğlu'nun Covid ve yalan haberlerle ilgili uyarısı 9. Teyit.org: 2007'de Ekşi Sözlük'e yazılan bir trolleme entry'si olarak başlayan Contorium elementinin tuhaf macerası 10. Ahmet Ümit'in Umberto Eco yayını


Bu haftalık da bu kadar. Gelecek hafta görüşmek üzere. Huzurlu kalın! Huzursuz Beyin.