Her şeyi bırakıp gitme arzusu
- 18 Tem
- 3 dakikada okunur
1800’lü yıllarda Amerika’daki mülk sahibi beyazlar, çiftliklerinden kaçan siyah kölelere tuhaf gözle bakarmış. Yediği önünde, yemediği arkasında, başını koyabileceği güvenli yeri olan bir siyah neden belirsizliğe kaçarmış ki?
“Demek ki hasta bunlar” diye düşünmüşler ve bir isim vermişler bu hastalığa: Drapetomania.
Kölenin durduramadığı kaçma arzusu.
Oysa Amerika, başka ülkelerden kaçanlar tarafından kurulmuştu.
...
Hümanist coğrafyanın öncülerinden Yi-Fu Tuan’a göre insanlık tarihi, uzun ve bitmeyen bir göçün hikayesidir.
Atalarımız, avlanma alanlarına, verimli topraklara, uygun ekonomik koşullara ulaşmak için bulundukları yerleri terk ettiler.
Bugünse değerlerimize uygun yaşayabilmek, potansiyelimizi gerçekleştirebilmek, kendi hikayemizi yazabilmek için bilindik olanı terk ederiz.
Yani, Cemil Meriç’in deyimiyle, kaderin hatalarını düzeltmek için gideriz.
...
“Hangimiz kaçıp gitmeyi istemeyiz ki?” diye sorar Yi-Fu Tuan. “Ama nereye?”
Yeni bir yere varınca bu istek biter mi? Yoksa, bizi çocukluğumuzdaki yara almamış halimizi hatırlatan her sahnede yeniden mi hortlar?
Çünkü benliğimizi korumak için gitmek başkadır, sıkıntıya katlanamadığımız için gitmek başka...
Korkup kaçan her yere götürür korkusunu. Üstelik her kaçışında daha da korkak olur. Seneca’nın dediği gibi;
“Neden şaşırıyorsun? Kaçtığın şeyler eskiden önündeydi. Artık onları içinde taşıyorsun.”
...
Clarissa Estes, benliğimizi korumak için kaçmanın psişik bir manevra olduğunu iddia eder.
Onsuz, bastığımız yerin sağlamlığı azalır.
Onsuz, neden burada olduğumuzu unuturuz.
Onsuz, hareket etmemiz gerekirken dururuz.
Onsuz, ya çok şey üstlenir ya da hiçbir şey yapmayız.
Onsuz, ateş üstündeyken bile suskunlaşırız.
Daha güvenli bir alana kaçar, orada güçlerimizi toplar, parçalarımızı birleştirir ve benliğimize tehdit olan unsurların karşısına yeniden çıkarız.
Giden, kendine daha güçlü dönmek için gider.
Gitmek ve geri dönmek
Hermann Hesse, benliğini korumak için yurdundan uzaklaşanın aslında yurduna yaklaştığını söyler. “Orası ya da şurası değildir yurdun” der Hesse:
“Yurt ya içindedir ya da hiçbir yerde.”
Ve yollara düşme özlemi, illa acıdan kaçıp gitme arzusu değildir:
“Her yol eve götürür, her adım doğumdur.”
Yurt da, mutluluk da, ana kucağı da, kişinin, kendisi dışında başka bir şey olmama isteğidir.
...
Seneca da gitmenin tek başına çare olmadığını, gidenin yanına ne götürdüğünün - ve neyi götürmediğinin daha önemli olduğunu söyler.
“Ah! Kimi insanlar için bir yerden değil, önce kendilerinden kaçabilmeleri ne büyük mutluluk olurdu!” diyen filozofa göre hedefimiz daha radikal olmalı:
“Hastaya deva aranmalı, yer değil. Bu kadar burkulmuş bir ruh, yer değiştirmekle iyileşir mi?”
“Seni hırpalayan kötülüklerden kurtulmak istiyorsan, başka yerde değil, başka biri olmalısın.”
...
Özellikle romantik ilişkilerde, gidenler sıklıkla bencillikle, hatta ihanetle suçlanır. Çünkü terk edilmiş hissetmek hayatın bize verebileceği en acı duygulardan biridir.
Rupi Kaur’un dizelerindeki gibi; insanlar gitse de terk edişleri daima bizimle kalır.
Ama olgunlaştıkça gerçeği fark ederiz:
Giden iyi iki gider. Bizi, yarım ilgiden, eksik benlikten, maskelerle dolu ilişkiden, samimiyetsiz yaşamdan, uzun süreli pişmanlıktan kurtarır.
Giden iyi ki gider. Çünkü belki de asıl gitmesi gereken bizken, hiç o gücü bulamayız kendimizde.
...
İnsanlık tarihi, uzun bir göç hikayesidir. Kişisel tarihlerimiz de öyle.
Değerlerimize, yeteneklerimize, potansiyelimize aykırı bir hayat yaşadığımızda zihnimiz kaçış hayalleriyle dolar. Her şeyi bırakıp gitmek isteriz.
Sıklıkla aradığımız bir yer değil, parçalarıyla bütünleşmiş bir benliktir.
Pratchett’in cadı olmak için yurdundan göçen ve serüvenin sonunda olgun, cesur ve bilinçli bir şekilde yurduna dönen sevimli karakterinin dediği gibi:
"Başladığımız yere dönmek, hiç gitmemiş olmakla aynı şey değildir."
Kaynaklar:
The New York Times - Bigotry as Mental Illness Or Just Another Norm
Yi-Fu Tuan - Bir Kurucu Unsur Olarak Kaçış
Cemil Meriç - Bu Ülke
Seneca - Ahlak Mektupları
Clarissa Estes - Kurtlarla Koşan Kadınlar
Hermann Hesse - Ağaçlar
Rupi Kaur - Süt ve Bal
Terry Pratchett - Gökyüzü Dolu Şapka







Yorumlar