geçmişte takılı kalmak
- 18 Tem
- 2 dakikada okunur
Irvin Yalom, terapistler için yazdığı rehberde; hayatın içine sıkışmış, değişime direnç gösteren, sorumluluk almayan ve her şey için çocukluğunu ve annesini suçlayan danışanından bahseder.
Durumun açmazlığını göstermeyi dileyen Yalom, danışanından bir cümleyi tekrar etmesini ister:
"Ben sekiz yaşındayken bana farklı davranmadığın sürece değişmeyeceğim anne."
...
Yalom, bunu alaycı bir niyetle yapmaz. Zira, kendisi de uzun süre çocukluk deneyimlerinin artçı yüklerini taşımıştır.
Göçmen ebeveynlerinin cahilliğinden utanarak büyüyen terapist, hayatının en güzel seyahatinde, yani balayında bile çocukluktan kalma ezikliği yaşadığını itiraf eder:
“Dışarıdan her şey güzeldi ama içten içe huzurum yoktu, güvensizdim ve kaygımın kaynağını bir türlü kavrayamıyordum. Çocukluğumun ilk yıllarında derin bir yara aldığıma dair bir his vardı içimde, hiçbir yere ait değilmişim gibi geliyordu, sanki başkaları kadar layık değildim bir şeylere.”
...
Yalom, yetmişinde bile üzülmeden edemez. “Keşke,” der terapist, “o seyahate, şimdiki huzurumla çıkabilseydim!”
Hepimiz gibi o da, Kierkegaard paradoksunun ağlarına takılır: Hayatı geriye bakarak anlar ama onu sadece ileriye bakarak yaşarız.
Yine de, farkında olmadığımız deterministik bir umutla, geçmişi anlamaya değil, onu düzeltmeye çalışır, böylelikle bugünümüzden ve yarınımızdan çalarız.
Yalom’a göre, geçmişimizi düzeltme ümidinden vazgeçmedikçe kendimizi ondan kurtaramayız.
...
Çünkü şu anki zihinsel durumumuzu yalnızca geçmişimiz değil, geleceğimiz de etkiler.
Frontal kortekse sahip canlılar olarak kim olmak istediğimizi, ideallerimizden ne kadar uzak kaldığımızı, kendimizden ne yaratmak istediğimizi sürekli izleriz.
Geçmişteki kararlarımız kadar, daha güzel bir yarın için bugün vermeyi ertelediğimiz kararlardan dolayı da suçluluk hissederiz.
Peki insan, vazgeçtiği geleceği için suçluluk duyarken, geçmişini doğru yorumlayabilir mi?
ANLAŞILMAYA HAZIR ANILAR
Yalom, geçmişin önemini yok saymaz; ona fazla odaklandığımız için kaçırdığımız şimdiki zamanı hatırlatır bize.
Çünkü kendi gelişimimizi engelledikçe geçmişin duvarları da çöker üzerimize.
Beynimizde sürekli yankılanan birkaç anıyı ve birkaç varsayımı bütün geçmişimiz ve hayat hikayemiz sanırız.
Oysa, Rollo May’in onlarca yıl önce söylediği ve bugün nörobilim tarafından gösterildiği gibi, geçmişi her an, yeniden inşa ederiz.
...
Bugün en doğru şekilde yaşayıp yarının suçluluğundan kurtulduğumuzda geçmiş bize bambaşka görünür.
Nasıl ki Suç ve Ceza’yı on sekiz yaşında okuduğumuzda farklı, otuz yaşında okuduğumuzda farklı yorumluyorsak, geçmişimizi de farklı olgunluk seviyelerinde bambaşka şekilde değerlendiririz.
Virginia Woolf’un pek güzel ifade ettiği gibi, geçmiş, ancak şimdiki zaman derin bir nehrin kaygan yüzeyi gibi pürüzsüzce akınca gelir akla.
Yani, “bazı anılar için huzur gerekli,” der yazar.
...
Bazı anılarımız, sanki artık anlaşılacaklarını hissederlermiş gibi, bugünün suçluluğundan kurtulduğumuzda gösterirler kendilerini.
Yetmiş yaşındaki Yalom’un da aklına aniden babasıyla ilgili bir anı düşer. O küçükken bakkal olan babası, dükkanına dadanan iri yapılı bir hırsızın peşinden koşmuş ve adamın çaldığı koliyi muzaffer bir şekilde geri getirmiştir.
Tamamen unutmuş olduğu anı karşısında şaşıran Yalom, “Onunla mutlaka gurur duymuşumdur, aksi mümkün mü?” diye sorar kendine:
“Ama nedense kendime bu anıyı hatırlamama izin vermemişim.”
...
Son yıllarına geldiğinde, terapistin zihnini yaşamı boyunca kemiren gerilimli hatıralar artık yerlerini minnet kokulu güzel anılara bırakır.
“Onları düşündüğümde aklıma beş parasız, eğitimsiz, tek kelime İngilizce bilmez halde bu ülkeye ayak basışları geliyor ve gözlerim doluyor.” diye yazar Yalom; “Keşke onlara 'neler yaşadığınızı, benim için neler yaptığınızı artık biliyorum' diyebilseydim.”
Son sözleriyle de çocukluğundaki yara tamamen kapanır:
“Sizden ve cehaletinizden bu kadar utandığım için ne olur beni affedin.”
Kaynaklar:
Irvin Yalom - Bağışlanan Terapi
Irvin Yalom - Bir Psikiyatristin Anıları
Irvin Yalom - Varoluşçu Psikoterapi
Virginia Woolf - Varolma Anları
Adam Kirsch - Soren Kierkegaard's Struggle With Himself







Yorumlar