top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Ebeveynlerin de rüyaları olur.

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Altmış yaşındaki Irvin Yalom, hastanede yatarken ölüme dair bir rüya görür. Rüyasında kapkaranlık korku tüneline girmek üzeredir. Kalabalıkta annesini fark eder ve ona var gücüyle seslenir:


"Anne! Anne! Nasıldım anne?”


Uyandığında, ergenliğinden beri konuşmaktan kaçtığı "cahil, saldırgan ve soğuk" bulduğu annesine neden hayatını kanıtlama ihtiyacı duyduğunu sorgular.


Üstelik annesi öleli on yılı geçmiştir.



Yalom, içindeki düğümü çözmek için annesiyle hayali bir konuşmaya girişir. Ancak deneyimli bir psikanalist için bile bu yüzleşme sarsıcıdır.


Çünkü yaşımız ve yetkinliğimiz ne olursa olsun, ebeveynlerimizle kurulan o köklü bağın zemininde her zaman bir miktar öfke, küskünlük ve suçluluk pusuda bekler. Şöyle yazar Yalom:


"Sevgi dolu ebeveynleri olan çocuklar, anne babalarından daha kolay ayrışabilirler. Ama işlevsiz bağları olan çocuklar, ebeveynlerini zihinlerinden atmakta çok daha fazla zorlanırlar."



Çoğu insan, ebeveynleriyle karşılaştığında psikanalistlerin “regresyon” dediği çocuklaşmayı yaşar. Belki biraz şımarır, biraz mızmızlanır.


Ama zor bir çocukluk geçirdiysek, annemizin belli bir ses tonu, babamızın tek bir eleştirel bakışı, hatta o mutfağın kokusu beynimizdeki eski bir örüntüyü aniden uyandırır.


O an, binbir emekle inşa ettiğimiz "yetişkin" kimliğimiz sessizce geri çekilir ve yerini yıllar önceki savunmasız çocukluk rolümüze bırakır.


Kimimiz sürekli savunmaya geçer. Kimimiz pusuda bekler. Kimimizse hayalete dönüşür.



Çocukluğumuzda haksızlığa uğradığımıza inanıyorsak, yetişkinliğimizde içten içe bir tür telafi bekleriz. Psikolog Lindsay Gibson, bu konuda gerçekçi olmamız gerektiğini söyler.


Eğer “babam beni anlasın, annem pişman olsun, özür dilesin,” gibi fantezilere sahipsek bunu baştan unutmamız gerektiğini tembihler.


Aynı örüntüleri milyonlarca kez tekrarlamış insanların, sadece yeni bilgiler edindi diye farklı davranmalarını bekleyemeyiz.


Özellikle de kendi ailelerinden yeterli duygusal destek görmemiş, bu yüzden duygusal olarak olgunlaşamamış ebeveynlerin.



Belki de ebeveynlerimizle konuşurken, anlaşılmayı ve empati beklemeyi bir kenara bırakma vaktimiz gelmiştir. Artık anlaşılmadan da yaşayabileceğimizi kabul etmeliyiz.


Gibson, döngüden kurtulmamız için, aramızdaki ilişkiye değil her konuşmanın amacına odaklanmamız gerektiğini söyler. Gerçekçi amaçlara örnek verir:


"Gergin olsam da anneme düşüncelerimi ifade edeceğim."


"Tatilde onları ziyaret etmeyeceğimi ebeveynlerime söyleyeceğim."


"Babamdan çocuklarımla nazikçe konuşmasını isteyeceğim."



Ebeveynlerimizle zor konuşmalarda ilişkimize odaklanırsak, on yıllardır devam eden duygusal tuzaklara çekiliriz.


Oysa karşımızdaki insanın sürekli şikayet ediyor olması, illa daha iyi hissetmek istediği anlamına gelmez.


Bazılarımız, hayat boyu sabreden, sınanan, haksızlığa uğramış kurban rolüne tutunur. Bazılarımızsa hayattaki en önemli görevinin eksikleri göstermek olduğuna inanır.


Ve onlar bu rolden çıkmak istemedikçe, elimizden sadece nazik, anlayışlı bir mesafe gelir.



Irvin Yalom, hayali konuşmasında anlaşılamamaktan yakınır. Çünkü ne zaman annesini eleştirse, “ben senin için ne zorluklara katlandım,” cümlesini işitir.


Ama bir noktada, annesi de oğlunun kendisini dinlemediğini söyler. “Bunca yıl, yalnızlıkla ve sessizlikle geçen bir ömürde kimse yardım etmedi bana.” der annesi, “Kimse teşekkür de etmedi.”


Yalom, içtenlikle teşekkür eder. Bu teşekkürün elli yıl almış olmasına inanamaz.



Ayrılma vakti geldiğinde, Yalom, annesinden onu rahat bırakmasını ister. Bütün danışanlarına söylediği gibi herkes kendi yolunda, kendi anlamını bulmalıdır. Oysa annesi, rüyalarına girerek, yoluna gitmesini engeller.


“Oğlum,” der annesi, “her şeyi anladığını sanıyorsun ama birçok şeye tersten bakıyorsun.”


“Hani o rüya vardı ya, senin tünele girmeden önce kalabalıkta beni bulup, hayatta nasıl olduğunu sorduğun… O rüyayı senin zannediyorsun. O rüya benimdi.”


Hayata kendi penceremizden bakarız. Ama ebeveynlerin de rüyaları olur.



Kaynaklar

Irvin Yalom - Annem ve Yaşamın Anlamı

Lindsay Gibson - Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları

Chaster Sunde - Why You Act Like a Child Around Your Family

Michelle R. VanTieghem and Nim Tottenham - Neurobiological Programming of Early Life Stress

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page