Ebeveynleştirilmiş çocuklar
- 18 Tem
- 2 dakikada okunur
Placebo’nun Song to Say Goodbye klibinde, bir çocuğu arabanın sürücü koltuğunda, babasını gezdirirken buluruz. Bununla da kalmaz; babası sinir krizi geçirdiğinde sakinleştirir, düştüğünde kaldırır, geceleyin ise uyutur.
Klipteki sahneler abartılı gelse de, bazılarımız, çocukluğunda alması gerekenden çok daha büyük sorumluluklar alır.
Kimin neye, ne zaman ihtiyacı olduğunu sürekli tarayan hassas bir duygusal radar taşırlar.
Onlar “ebeveynleştirilmiş” çocuklardır.
…
Ebeveynleştirilmiş çocuk, ailede huzuru sağlamak için birçok görev üstlenebilir. Örneğin çevresindekilerin ihtiyaçlarını karşılar, bir ebeveyni diğerinden korur, dert dinler ve arabuluculuk yapar. Maddi ve manevi sorumluluk alır.
O küçük yaşında, ailenin tutkalı olarak yaşamaya başlar.
Empati duygusundan mı? Hayır.
Yapar, çünkü başka seçeneği yoktur.
Bu ağır sorumlulukları, suçluluk duygusuyla birlikte yetişkinliğine taşır.
…
Her zaman sorumluluk beklenen bu çocuklar;
- Ebeveynleri arasındaki tartışmalara ya da sorunlara dahil edilirler.
- Oyun oynamayı veya içten bir şekilde “kendilerini bırakmayı” öğrenemezler.
- Sürekli “ne kadar olgun” veya “ne kadar sorumluluk sahibi” oldukları için övgü alırlar.
- “Çocuk olmanın” ne demek olduğunu hatırlamakta zorlanırlar.
- Kendilerinden ödün verseler bile başkalarına bakmanın onlara iyi geldiğini hissederler.
- Çoğu zaman, çevrelerinde barışı sağlamak zorunda olduklarını düşünürler.
…
Ebeveynleştirilmiş çocuklar, yetişkinliğe eriştiklerinde “sürekli destek verme” odaklı ilişki kurmaya devam ederler. Böylelikle geçmişten gelen o “destek verdikçe değerlisin” hissinden uzaklaşmamış olurlar.
İstismara uğradıklarında durumu kolay kolay anlayamazlar. Kullanılmaları o kadar tanıdıktır ki, beyinleri uyarı vermeye bile gerek duymaz. Zaten ilişkiler onlar birilerini “onarsın” diye vardır.
Zararı anladıklarında ise sınır çizmeleri kolay olmaz. Çünkü ebeveynleştirilmiş bir çocuğun iç sesi aynı cümleyle yankılanır:
“Senden başka yardım edecek kimse yok.”
Sahte benlik, öfke ve anlatı
Psikolog Nivida Chandra, meslektaşlarının gündelik hayatı hakkında tezini yazarken ilginç bir keşifte bulunur: Yüz yüze görüştüklerinin neredeyse hepsi, çocukluklarından itibaren başkalarının ihtiyaçlarını karşılamayı öğrenmişlerdir.
Konuyu araştırınca kendisinin de ebeveynleştirilmiş çocuk olduğunu fark eder.
Peki nasıl olur da bu uzmanlar çocukluktan gelen problemleri aşmışlardır?
Üç aşama sayabiliriz.
...
1. Sahte benlikten sıyrılmak
Sürekli başkalarının ihtiyaçlarına odaklanan kişi, kendi ihtiyaçlarının farkına varamayabilir. Daha kötüsü, başkalarının ihtiyaçlarını karşılamanın kendi asıl ihtiyacı olduğuna inanabilir.
Duygularını fark edemez. Arzularını fark edemez. İhtiyaçlarını fark edemez.
Yani, sahte bir benlik geliştirebilir.
İyileşme süreci, kendi duygularının, arzularının ve ihtiyaçlarını fark etme ve onu suçlayan iç sesini yumuşatma sürecidir. Bu sayede özgün benliğine ulaşır.
...
2. Öfkeyi doğru anlamak
Haksızlık hissi, yetişkinin içini öfkeyle doldurur. Kaybolan çocukluğuna anlam vermeye çalışır.
Erken yaşta büyük sorumluluklar yüklenen çocuklar, bu durumun kaynağını anlamadıklarında öfkelerini hedeflendirmekte zorlanabilirler.
Asıl acı çekenler, bu sorumlulukların neden yüklendiğini anlamayanlar olur. Çünkü hayattaki en büyük acılardan biri, kişinin, taşımak zorunda kaldığı yükte anlam bulamamasıdır.
Böylelikle kişi neden arada sırada öfke krizlerine girdiğini, hüsrana uğradığını fark etmeye başlar.
…
3. Doğru sınırları çizebilmek
Placebo’nun klibindeki çocuk, en nihayetinde sınırlarını anlar ve babasını doktorlara bırakır. Son sahnede onu, sürücü koltuğunda değil, arka koltukta mahzun bir şekilde otururken görürüz.
Chandra’nın ifade ettiği gibi, amacımız, ebeveynlerimizi suçlamak değildir:
“Bizim için sağlık, sevdiğimiz insanların kendi sorumluluklarını yüklenmesine izin vermektir.”
Böylece, duygusal radarımızı ve yardım becerimizi tükenmeden, öfkelenmeden ve suçluluk duymadan kullanabiliriz.
Kaynaklar:
The parentified child - Nivida Chandra
Parentification - The Psychology Today
Lauren Dennelly - The Parentified Rescuer: How to Manage Your Impulse to Fix
Chicago Psychology Blog: Exploring the Role of Winnicott's False Self in Psychotherapy







Yorumlar