top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Dile getirmenin zorluğu

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Ekşi Sözlük’te karşılaştığım anda sevdiğim başlıklardan biriydi: “İkinci meşrubatı isteyebileceğini fark etme yaşı.”


Çocukluğum, içeceğimi yemekle aynı anda bitirmeye çalışmakla geçti. Olur da içeceğimi erken bitirsem, kimse yenisini sormayacaktı, ben de isteyemeyecektim.


İstemekle dile getirmek arasındaki farkı bilmiyordum. İkisi de ayıptı.


Ben de utana sıkıla, belki biri görür de önüme meşrubat koyar diye umut ederek büyüdüm.



Ekşi Sözlük yazarı, büyüyüp kendi paramızı kazandığımızda bile ikinci meşrubatı kolay kolay sipariş edemediğimizden yakınıyordu. Bir gün, muhtemelen tek başımıza yemek yerken birden bire fark ediyorduk:


“Madem bu kadar istiyorsun, söylesene o zaman!”


O basit sözcük yani 'istiyorum' demek, yetişkinlikte bile güçtü. Özellikle de bir başkasından istediğimizde. Öyle ki, istemek zorunda kalmayacağımız ilişkiler hayal ettik.


Gerçekleşmeyince de hayal kırıklığına uğradık.



Benzer bir olayı ilişki uzmanı Brene Brown da anlatır. Terapiste gittiğinde, evlendikten sonraki ilk doğum gününde, hiçbir özel plan yapmamış eşinden yakınır. Tüm günü sürpriz beklentisiyle geçirmiş, sonunda sıradan bir kutlamayla karşılaşmıştır.


Terapisti, beklentisini eşine açıkça söyleyip söylemediğini sorar.


Brown, hepimizin tanıdığı o inancı seslendirir: “İstemem gerekiyorsa anlamı kalmaz ki.”


Terapisti başını hafifçe eğer: “Kendi ihtiyacını dile getirmekten kaçınıyorsan, belki de bu iletişim değil, özdeğer meselesidir.”



Sözsüzlük özgüvenimizi zedeler.


Beş parasız Van Gogh, yatacak yeri olmayan hamile kadına yardım eder. Bunu öğrenen arkadaşından hiç beklemediği bir suçlamayla karşılaşır. Ressam, çok üzülür ama konuşamaz, kaçar. Kardeşi Theo’ya mektup yazarak dert yanar:


“Kelimeler olmadan anlaşılacağımı sanmıştım.”


Kaderin cilvesi, kardeşine bu olaydan önce yazdığı mektubunda çok etkilendiği bir alıntıdan söz etmiştir:


“Kendimi kötü ifade etmektense, hiçbir şey dememeyi yeğlerim.”



Nasıl oluyor da yetişkinler olarak istemekten, dile getirmekten bu kadar çok korkarız. Giovanni Pozzi dahiyane bir basitlikle açıklar:


“Sözcüklerle oluştuk da ondan.”


“Akıllı,” “zeki,” “ahlaklı” gibi duymaya can attığımız en güzel kelimeler, bugün bir türlü geçemediğimiz sınırların gardiyanlarına dönüştüler.


Gerçekten kanaatkar mıydık, yoksa bencil damgası yemekten mi korkardık?


Ya bugün de istemediğimiz sözcüklerle karşılaşmaktan korktuğumuz için susuyorsak?



Geçmişte duyduğumuz ve atlatamadığımız sözcüklerin sızısı o kadar evrenseldir ki, bir death metal şarkısında bile çıkar karşımıza:


“O ‘asla’ sözcüğünü duyduğumdan beri saklanıyorum.” diye haykırır In Flames vokalisti Anders Friden. Çocukluğun sığınağına geri dönmeyi ister; çünkü yetişkin olmayı becerememiştir.


Artık tek dileği zaman yolculuğuyla geri dönüp baştan büyümektir:


Beni düne geri götür, yeniden büyüyeyim


Yeni bir deriye ihtiyacım var, yoksa delireceğim.



Oysa zaman yolculuğunda geri gidip yeniden büyümemize gerek yok. Psikiyatrist Eugenio Borgna’ya göre tek yapmamız gereken sözcüklere karşı kırılganlığımızı insani varoluşumuzun merkezine yerleştirmek.


Borgna, kırılganlığımızı anlayışla karşıladığımız bir dünyada hem iletişimimizin hem de umudumuzun güçleneceğini söyler.


Gerisi sadece zamana kalır. Devam eder Borgna:


“İletişim ve umutla önce duygulanımlar değişir, sonra ruh halimiz değişir ve en nihayetinde dünyaya bakışımız değişir.”



Dile getirmek korkutucudur. Doğru sözcükleri bulamamaktan, yaralayıcı sözcüklerle karşılaşmaktan korkarız. Larkin’in iki sevgilinin iletişimsizliğini aktaran dizelerindeki gibi:


niye daha zor, neden,


o sözcükleri bulmak, hem sevecen, hem içten,


ya da en azından, ne kırıcı, ne de yalan.


Yine de sahici ilişki, iki tarafın da sessiz kalmadığı ve güçlerini, incinebilirliğini, zayıflığını dengeli bir biçimde ifade etmesiyle oluşur.


Bazen sahne çoktan hazırdır; küçük bir isteği dile getirmemizle başlar her şey.



Kaynaklar:

Ekşi Sözlük - İkinci Meşrubatı iİteyebileceğini Fark Etme Yaşı

Eugenio Borgna - Ruhun Yalnızlığı

Vincent Van Gogh - Theo'ya Mektuplar

In Flames - Satellites and Astronauts

Philip Larkin - Yatakta Konuşmak

Brene Brown - Atlas of the Heart

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page