Dibe vurmanın öğrettikleri
- 18 Tem
- 3 dakikada okunur
Seni öldürmeyen şey ruhunu yara bere içinde bırakabilir ve kendini haftalarca ucuz yağlı cipsler eşliğinde dizi izlerken bulabilirsin.
Sunucu Conan O’Brien, kariyeriyle ilgili yaşadığı büyük hayal kırıklığı sonrasında saatlerce dizi izleyip, tuhaf tuhaf şeyler denediği, sonrasında bilgelikle geri döndüğü dönemi şöyle anlatır:
“Hayatımda kendimi bu kadar yaptıklarıma daha çok ikna edebildiğim bir dönem olmadı. Neden mi? Kimseyi umursamadım. En büyük korkunuzun başınıza gelmesinden daha özgürleştirici bir şey yok.”
--
Harry Potter serisinin yaratıcısı ve şu an en çok kazanan yazarlardan biri olan J.K. Rowling, kariyerine berbat bir giriş yapar: Evliliği kısa sürede biter, kızına tek başına bakmak zorunda kalır, hiçbir işinde tutunamaz, hatta bazen başını koyacak ev bulamaz.
Hayatının peri masalı gibi yansıtılmasından hoşlanmaz. “Size romantik gelebilir,” der, “ama ben o günlerde tünelin ucunu göremiyordum.”
Yine de diplerde aldığı bir karar bütün hayatını değiştirir:
“Özümde olmadığı halde üzerime yapışmış, bana ait olmayan ne varsa yırtıp atıyorum.”
Yazar, altında ezildiği beklentileri bir kenara fırlatır, olduğundan farklı biriymiş gibi hayal etmeyi terk eder ve bütün enerjisini kendisi için tek önemli olan işi bitirmeye adar: Harry Potter ve Felsefe Taşı'nı.
“Eğer o günlerde herhangi bir işte başarılı olmuş olsaydım,” der Rowling, “o işe tutunur, gerçekten ait olduğum bu alanda başarılı olacak azmi asla gösteremezdim.”
İstediği gibi yırtmakta, parçalamakta ve devam etmekte özgürdü çünkü kendi deyimiyle “en büyük korkuları gerçekleşmiş olsa bile hala hayatta olmanın özgüvenini yaşıyordu.”
--
Ölçülü derecede iyimserlik ve uygun eylem kabiliyeti muhtemelen hepimizin hayalini süsler.
Yine de ilginç bir gerçektir: Bazen geçmişe bakar ve en doğru adımlarımızı dibe vurduktan sonra attığımızı fark ederiz.
Rowling’in dediği gibi, romantikleştirilecek bir yanı yoktur dipte olmanın; hiç düşmemiş olmayı; o utancı, çaresizliği, pişmanlığı, acıyı hiç yaşamamış olmayı dilerdik elbette.
Ancak acı verici olması, bazı durumlarda dibe vurmanın eşsiz bir eğitici olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
--
DİBE VURMANIN ÖĞRETTİKLERİ
Dibe vurmak, yalancı bir umutla sürekli ertelediğimiz acıyı, üzüntüyü, yası sonunda yaşamamızı sağlar.
Yalancı umut, gerçekleşmeyecek bir gelecek için geri alamayacağımız tek şeyi, yani şimdiki zamanımızı harcamamıza neden olur.
Blaise Pascal, “Umut ettikçe bizler hiç yaşamayız, hep yaşamayı umarız.” derken gerçeğin acısını hissetmemek için bugünlerimizden vazgeçebildiğimizi söyler.
--
Dibe vurmak, gerçekçi olmayan beklentilerimizin baskısından kurtulmamızı ve elde edilebilir hedeflere odaklanmamızı sağlar.
Kendimize yönelik saygının en basit formulü, beklentilerimizle elde ettiklerimizin oranıdır.
Dolayısıyla gerçekçi olmayan beklentiler, aynı zamanda hiçbir zaman ulaşamayacağımız özsaygı anlamına gelir. Epikuros, elinde olanı kendine yeterli saymayan kişinin, dünyanın efendisi olsa bile mutsuz olacağını söyler.
Dibe vurduğumuzda beklentilerimiz gerçeğe uygun bir şekilde güncellenir. Bu sayede doğru eylemlerle özsaygımıza ulaşabiliriz.
--
Dibe vurmak, neyi kontrol edip, neyi kontrol edemediğimizi; dolayısıyla hayatın gerçeklerini idrak etmemizi sağlar.
Epiktetus’un ilk uyarısı gibi: “Bazı şeyler bize bağlıdır, bazıları değildir.”
Biz eylemlerimizi ve söylemlerimizi kontrol edebiliriz. Ama insanların bunlardan ne anlayacağını ve nasıl karşılık vereceğini kontrol edemeyiz.
Dolayısıyla eğer hayatımızı kontrol edemediğimiz bu gibi değişkenlere bağlarsak mutsuzluğumuz kaçınılmaz olur.
--
En önemlisi, dibe vurmak yaratıcı köklerimizle karşılaşmamızı sağlar.
Clarissa Estes’in dediği gibi “Dibe vurmak, son derece acı verici olsa da, aynı zamanda tohum ekmenin zeminidir.”
Bizi öldürmeyen şey canımızı çok ama çok yakabilir. Ama belki de düşündüğümüzden çok daha güçlü bir iradeye ve disipline, çok daha anlamlı ilişkilere, çok daha gerçekçi bir bakışa ve yaratıcı bir başlangıca da sebep olabilir.
Rowling’le bitirelim: “Dipte edindiğiniz bilgelik gerçek hazinedir, acı içinde kazanılır ve bütün meziyetlerden değerlidir.”
Kaynaklar:
Clarissa P. Estes - Kurtlarla Koşan Kadınlar
E. Borgna - Şu Bizim Kırılganlığımız
Blaise Pascal -
Epiktetos - Enkheiridion
Seneca - Ahlak Mektupları
JK Rowling, Conan OBrien - Commentment Speeches







Yorumlar