top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Dışa bakan hayal görür, içe bakan uyanır.

  • 18 Tem
  • 3 dakikada okunur

Carl Gustav Jung, yolunu kaybettiğine inanan ve panik halde yardım dileyen danışanına mektup yazarak seansları ertelemeyi teklif eder.


“Vizyonunuz ancak kendi kalbinize baktığınızda netleşecektir,” diye yazar psikanalist:


“Korkarım, benim hayatınızdaki varlığım bile sizi kendinizden uzaklaştırıyor.”


“Kendi bireyselleşme yolculuğunuza yönelmeniz için hayatınızdaki değerimi düşürmenizi öneririm.”



Jung’un beklenmedik çıkışının gizemi, mektubun sonunda gizlidir:


“İçimizdeki gerçekliği dışarıya yansıtırız. Dışa bakan hayal görür, içe bakan uyanır.”


Psikanalistin “dışarıdaki hayallerden” kastı, bizi sabır ve yüzleşme isteyen kendi zorlu bireysel yolculuğumuzdan koparan kısayollardır.


Jung’a göre kendi gerçekliğimizle karşılaşmak yerine, çözümü sürekli dışarıda aradığımızda, en derinlerimizdeki sorularımıza yanıt vermeyiz.


Sadece kendimizi yatıştırır, semptomlarımızı yumuşatır, asıl problemleri erteleriz.



Bu olay bize ünlü Zen kuanını anımsatır: “Kendi yolunda Buda ile karşılaşırsan, onu öldür.”


Kuana göre, bizi yatıştıracak “sırlar” arar, bu sırra sahip olanların peşinden ayrılmayız. Hayatımız, sırlar peşinde kendi yolumuzu erteleme sanatına dönüşür.


Oysa asıl sır, bir sırrın olmadığıdır.


Jung, kendisini bir rehber olarak değil de “sırra sahip şifacı” olarak görmeye başlayan danışanını bu sayede gerçekliğe davet eder ve kendi yoluna dönmesini bekler.



Bugüne kadar kısayollar ve çabuk çözümler için harcadığımız enerjiyi ve zamanı içimizdeki gerçekliği anlamak için harcasaydık nasıl olurdu?


Jung ve danışanı bir süre mola verdikten sonra seanslara devam eder.


Seanslar bittikten kırk yıl sonra, Jung’un eşi Emma vefat ettiğinde, artık seksen bir yaşına gelmiş danışanı hem başsağlığı dilemek hem de teşekkür etmek için bir mektup daha yazar:


“Birkaç yıldır el ve takı sanatlarıyla uğraşıyorum. Görenler çarpıcı bir orijinalliğe sahip olduğumu söylüyor. Özgünlüğümü ve zihinsel sağlığımı o dönemdeki rehberliğinize borçluyum.”


...


Dehşetler ve uzmanları


Bilge Pema Chödrön’e göre mükemmel olmak isteriz ama gördüklerimiz sadece eksikliklerimiz, kusurlarımız ve sonlu halimizdir.


Gerçeği görmek, içimizde dehşet yaratır. Dehşetten kaçmak ve kurtulmak isteriz; işte dışarıdaki hızlı çözümleri o an aramaya başlarız.


“Oysa, her şeyin darmadağın olduğu an, kılıcın çiçeğe dönüşeceği andır.” der Chödrön:


“O an, gerçeği olduğu gibi kabul edebilir, hissetmeye izin verebilir ve içimizdeki bilgelikle bağlantıya geçebiliriz.”



Ama öyle olmaz.


Yaşadığımız psikolojik sorunları sınav gibi görürüz. Onları sonsuza dek başarıyla geçebilmek için kısayollar, taktikler, sırlar, formüller, cevap anahtarları ararız.


Oysa Chödrön’e göre sorunlarımız asla tamamen çözülmez. Sorunlar, bir araya gelir ve darmadağın olur, bir araya gelir ve darmadağın olur.


“Şifa dediğimiz bütün bunların olması için yer bırakmaktır," der Chödrön, "Keder için, rahatlama için, bedbahtlık için, sevinç için yer bırakmak....”



Psikanalist Adam Phillips, meslektaşlarının bile bazen bu “şifacı” rolüne kendilerini fazlaca kaptırabildiklerini söyler.


Oysa psikanalist de, herkes gibi aynı dehşetle yüzleşmek zorunda kalan ve kendi yolunu bulması gerekendir.


Dolayısıyla “Ben iyi bir analist olabiliyor muyum,” diye sormak yerine “ben ne tür bir insan olmak istiyorum” diye sormaları gerektiğini söyler.


“İlkinin uzmanı çoktur,” der Phillips, “ikinci sorunun dehşetleri olabilir ama uzmanı yoktur.”


Herkes kendi özel yolundadır.



Pema Chödrön, içsel karmaşamız dışında hiçbir şeyin bize saldırmadığını söyler.


Tek düşmanımız, gerçekliğin şu anki halinden hoşlanmayan ve çabucak gitmesi için hızlı çözümler arayan yanımızdır.


Bazen, hızlı çözümler bulma telaşına kapılmak yerine, her şeyin darmadağın olmasına ve yıkıntılarda kendimizi bulmamıza izin vermemiz gerekir. Chödrön, kısayollardan kaçınmamız için küçük bir hatırlatma yapar:


“Boşuna uğraşmayın. Hiçbir sıkıntı, bize bilmemiz gerekeni öğretene kadar gitmez.”



Kaynaklar:

C. G. Jung - Letters of C. G. Jung Vol 1 1906-1950

Sonu Shamdasani - Cult Fictions: C. G. Jung and the Founding of Analytical Psychology

Sheldon Kopp - If You Meet the Buddha on the Road, Kill Him! The Pilgrimage of Psychotherapy Patients

Pema Chödrün - Her Şey Darmadağın Olduğunda

Adam Phillips - Dehşetler ve Uzmanları

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page