Biten bir yılın hüznü
- 18 Tem
- 2 dakikada okunur
Aslında geçen sayıda yeni yılın ilk haftasında bülten olmayacağını belirtmiştim. Amacım yeniden yapılanmak için biraz soluklanmak ve yeni fikirler üretmekti. Ama bir şeyler hazırlamadığımda da kendimi eksik hissettim.
Bu nedenle, hem yeni yıl biterken aklıma sık sık gelen eski bir yazımı sizinle paylaştım, hem önümüzdeki haftalarda değinmeyi planladığım bir konu için size anket hazırladım (yeni yıl kararları), hem de geçtiğimiz hafta yayımladığım uzun röportajdan en çok geri dönüş aldığım soruları sizin için ayıkladım.
Sizden gelen yüzlerce değerli yorumu ise söz verdiğim gibi siteye ekledim. Geldikçe de eklemeye devam edeceğim.
Yılı bitirirken de yorumlarınızdan bir video hazırlayıp Instagram’da paylaştım.
Hazırlarken epey duygulandım.
Umarım yeni yıl hepimiz için mutlu, huzurlu, anlamlı ve birlikte geçer.
BİTEN BİR MACERANIN TUHAF HÜZNÜ
“Bu yeri ve bu zamanı iyi kaydet aklına. Bir daha asla görmeyeceksin.”
Seul’u hiç sevmemişti. Hong Kong, Singapur veya Bangkok’ta hissettiği o özel hissi asla alamamıştı bu şehirden.
Peki neden şimdi oradan ayrılırken kendini böyle üzgün hissediyordu?
Dünyanın bütün ülkelerini gezmek amacıyla yola çıkan ve bu deneyimini kitaplaştırıp en çok okunan yazarlar arasına giren Chris Guillebeau, Seul’dan ayrılmak için havaalanına giderken bunu düşünüyordu.
O güne dek 168 ülke gezen genç maceraperestin hedefini tamamlamasına sadece 25 ülke kalmıştı.
Yüzüncü durak olan Sri Lanka ziyareti dün gibi aklındaydı. Vardığında jetlag yaşamış, akşam üstü dörtte uyuyup gecenin köründe uyandığı için sabaha kadar otelin plajında kitabını yazmıştı.
“Bu, 68 ülke önceydi. Zaman nasıl da çabucak geçti.”
Aslında bitirmeye hazırlıklıydı. Gittiği her ülkede ona aynı soruyu sormuşlardı:
“Hedefini gerçekleştirince ne yapacaksın?”
Önceleri geçiştirirken, sonunda en iyi cevabı bulmuştu:
“Beğendiğim ülkeleri yeniden gezeceğim. Kaldı ki seyahat etmek benim hayatımın sadece bir parçası.”
Doğru bir cevaptı bu. Artık ülkeleri teker teker gezmek zorunda kalmayacaktı. Dilediği ülkeye dilediği zaman gidebilecekti. Peki neden özgürleştirici bir ferahlık yerine hüzün duyuyordu?
Tiyatrocu arkadaşının sözlerini hatırladı:
“Bir oyun bittiğinde, onu sevmesem, hatta o an kafamda başka bir oyunla ilgileniyor olsam bile perdeler son kez kapanırken hüzün kaplar içimi. Çünkü sadece oyuna değil, büyük emek harcadığım, hayatımın yoğun bir dönemine de elveda dediğimi bilirim."
Durumunun bilincine varan Chris, bir sonraki durağı Özbekistan’dan ayrılırken havaalanındaki bütün havayı içine çekti ve kendi kendine şöyle dedi:
“Bu yeri ve bu zamanı iyi kaydet aklına. Bir daha asla görmeyeceksin.”
Hepimiz hissetmişizdir bu hüznü; hiç bitmeyecekmiş gibi görünen üniversiteden mezun olurken, bizi yıpratan sevgiliyi terk ederken, büyük umutlarla başka bir ülkeye göç ederken veya yıllardır sürdürdüğümüz işimizi bırakıp güneye kaçarken.
En sevineceğimizi düşündüğümüz anda bile peydahlanır derinlerden, büyük bir macerayı bitirmenin hüznü.
Çünkü her büyük maceranın bitimi, en büyük macera olan yaşamımızın sonunu hatırlatır bize.
Ve iyi kaydetmemiz lazım aklımıza her yeri ve her zamanı.
Bir daha görmeyeceğiz asla.







Yorumlar