Bir yanım çılgın nar ağacı, bir yanım buz sarayı
- 18 Tem
- 3 dakikada okunur
Duygularını göstermekten kaçınan bir partnerle ilişki sürdürmek zordur. Sürekli şüpheye düşeriz: Beni gerçekten önemsiyor mu? Üzerine gitsem iyice kaçar mı?
Başkalarının rahatça paylaştığı duygular, onlar için sıkı sıkı korumaları, hatta saklamaları gereken, kırılgan bir özdür. Nietzsche, duygularını göstermekte zorlanan insanlarla birlikteyken, biraz rol yapmamız gerektiğini söyler:
Duygularını fark etmemiş gibi yapın. Şakaya vurun. Hatta nesnel konuşun. Böylelikle kendilerini çıplak hissetmesinler.
…
Filozof, kaçınganın kırılganlığını şöyle tarif eder:
“Bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar. Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam: ‘Bu köprüyü geçip bana gelir misin?’ İşte o anda artık bunu istemezsin; sorumu tekrarlasam öyle suskun kalırsın.
O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer; bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar örülür ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız.
Ama o küçücük köprüyü düşündüğünde, sözcüklere sığmayacak kadar büyür gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın."
…
Gördüğümüz gibi, kaçıngan kişi bile kendi kaçışından şaşkınlık, hatta pişmanlık duyar. Sanki öyle bir sistemle donatılmıştır ki, duygusal yakınlık belli bir eşiği geçince otomatik olarak kendini geriye çekmek zorunda hisseder.
Bu içsel mekanizmayı bağlanma üzerine yazılmış bir makalede geçen şu cümle çok iyi özetler:
“Sonuçta insanlar, ilişkilerde o an ne yaşandığına değil; zihinlerinde, kendi ilişki kalıplarından süzülerek kalan anılara tepki verir.”
Ve bir kaçınganın zihni, geçmişte güvenlerinin sarsıldığı anılar tarafından şekillenmiştir.
Okyanus meselesi
Kaçıngan insanlar, geçmişte güvenlerinin sarsıldığı anları çok daha güçlü bir şekilde kaydeder.
Çaresizlik anıları algoritmalarını değiştirir: “Aman bir daha çaresiz hissetmeyeyim” diye başkasının sıradan algılayacağı sözleri, mimikleri, davranışları mesafeli, reddedici, incitici olarak algılarlar.
Genellikle alaya vuran, güçlü bir savunma geliştirirler. Ama bu, benliklerinin güçlü olduğu anlamına gelmez.
Çünkü hayal kırıklıklarından kaçarken, kendilerinin de bir bölümünü geride bırakırlar.
…
Duyguları saklamak üzerine kurulu savunma mekanizması, ifşa olduğunu hissettiğinde saldırganlaşabilir. Bu saldırının güçten değil de acizlikten kaynaklandığını Murathan Mungan’ın muhteşem dizelerinde görebiliriz:
“Saldırgan diyorlar bana, oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher, saklıyorum herkesten.”
Şiirin sonlarında ise kaçınganın, başkalarına göstermekten çekindiği, belki de yansıtamadan hayata veda edeceği yaratıcı, coşkulu, sıcak tarafını öğreniriz:
Bir yanım çılgın nar ağacı,
Bir yanım buz sarayı.
…
Güçlü bir benliğe sahip olabilmemiz için kendimizi bir bütün olarak tanımalıyız. Kaçınganlar, başkalarından değil, kendi duygularından kaçar. Anathema’nın “Fragile Dreams” şarkısı kişinin duygularıyla ne kadar geç tanışabileceğini anlatır:
“Bugün kendimi tanıttım kendi duygularıma. Yıllar sonra nihayet konuştular benimle.”
Kendi duygularına yabancı biri, dışarıdan göründüğü kadar özerk değildir. Çünkü yarımdır; içindeki buz sarayı tamamlanmışken, çılgın nar ağacı henüz filizlenmemiştir.
Yakınlığı, iki kişilik yalnızlığa dönüşür.
…
Kaçınganlık, aşırı abartılı bir güvenlik önlemidir. Sadece dışarıdaki köprüleri yıkıp duvarlar örmez, aynısını içimizde de yapar.
Oysa Martha Beck’in dediği gibi, korku seçimlerimize hükmettiğinde dünyadaki hiçbir güvenlik önlemi, korktuğumuz şeylerin başımıza gelmesini engelleyemez.
Ama kaçınmaktan kaçınmayı başarır, tüm duygularımızı hissetme cesaretini taşıyarak yaşayabilirsek, yani içimizdeki o çılgın nar ağacını beslemeyi sürdürebilirsek, dünyanın tehlikeleri benliğimize asla nüfuz edemez.
…
Bir sufi anlatısında derler ki; nehir de denizle buluşmadan önce korkudan titrermiş.
Geriye dönüp katettiği yollara bakar; hangi dağların zirvelerinden, hangi ormanları ve köyleri geçtiğini anımsarmış. Önüne baktığında ise engin okyanusu görür, ona karışmanın, sonsuza dek yok olmaktan başka bir şey olmadığını düşünürmüş.
Ama nehir geri dönemez. Hiç kimse geri dönemez. Varoluşta geri dönmek imkansızdır. Nehir, risk alıp okyanusa karışmalıdır, çünkü ancak o zaman korku yok olur. Çünkü ancak o zaman anlar ki, mesele okyanusta kaybolmak değil, okyanus olmaktır.
Kaynaklar:
Friedrich Nietzsche - Şen Bilim
J. Simpson, W. Rholes - Attachment Working Models Twist Memories of Relationship Events
C. Fraley, G. Karantzas, O Gilath - Adult Attachment
Murathan Mungan - Kırılgan
Anathema - Fragile Dreams
Martha Beck - The Willingness Factor: Learn to Avoid Avoidance
Vishnu, Osho - Beyond Enlightenment







Yorumlar