Bir kadının sıradan bir günü




Kadına yönelik şiddet üzerine yapılan teorik tartışmalar, içerikleri bakımından doğru bile olsalar, kadınların hissettikleri olumsuz duyguları nakletmekte eksik kalıyorlar. Dün Hande Çağla (@yasehavin) adlı kullanıcının başından geçen ve Twitter hesabında paylaştığı olay, milyonlarca kadının gündelik hayatlarinda hissettiği güvensizlik duygusunun tipik ama capcanlı bir örneği olarak karşımıza çıktı.


Herhangi bir şey katmadan, yalnızca düzenleyerek paylaşıyorum.





"Bugün Marmaray'da iken takip edildiğimi fark ettim. Bunun üzerine Marmaray'da oturduğum vagonu iki kere değiştirdim. Kendisi de iki kere vagon değiştirdi. En sonunda en kalabalık duraklardan birisi olan Üsküdar’da iner gibi yapıp kendisini şaşırtmaya karar verdim. Üsküdar’a gelmeden Marmaray'ın duraklarda ne kadar süreyle durduğunu hesap ettim.


Tren Üsküdar’da durunca hesapladığım süre kadar bekledim. Kalabalık çok da dağılmadan trenden inen insanların arasına karıştım. Beni takip eden şahsın ters yöne gideceğimi tahmin edemeyeceğine olan inancımla arkama dahi bakmadan hızlıca vagonları tersine yürümeye başladım.


Dikkat çekmemek adına koşmamaya özen gösterdim. Kararında hızlı yürüdüm. Ne beni görebileceği kadar yavaş ne görebileceği kadar hızlı -anlarsanız ki eğer- kafamda yaptığım kabaca uzaklık hesabına dayanarak beşinci veya altıncı vagona kendimi büyük bir panikle attım. Herkes bana baktı.


Yeni vagonumda kendime bir yer seçtim ve oturdum. Beni takip eden şahıs, eğer ki hala trendeyse sağımda kalıyordu. Sağıma hiç bakamadım. Yüzümü görür, tanır diye hiç bakamadım. Ama korkuyor ve merak ediyordum: acaba hala trende ve beni mi arıyor yoksa trenden indi ve benim de dışarıda olduğumu mu sanıyordu.


Eğer ki trende ise hala ne yapacağımı düşünmeye başladım. Kasabını, bakkalını tanıdığım semtimde inmek mi daha güvenli olurdu yoksa semt bilgimi elde etmesi bir başka gün yaşanacak bir felakete, felaketime mi sebep olurdu, bunları düşünüyordum. Bir yandan ara ara göz ucuyla sağımı kontrol ediyor, beni takip eden şahıs etrafımda oturuyor mu, ayakta dolaşarak beni arıyor mu bilgi edinmeye çalışıyordum.


Bu düşüncelerle duraklar geçti Marmaray semtimin durağına vardı. Trenden indim, benle inenler arasında yoktu. Ne olur ne olmaz diye eve hızlı hızlı yürüdüm. Arkama sık sık baktım. Sokağıma girdim. Arkama baktım. On adım attım. Arkama baktım. Apartman kapısını açarken, arkama baktım Apartman kapısından içeri girdim, artık arkama bakmıyordum, kapıyı kapattım ama yine de güvende hissetmedim.


Asansöre bindim, güvende hissetmedim. Asansörüm kapısı kapandı, güvende hissetmedim. Katıma geldim evimin kapısını açtım, güvende hissetmedim. Evime girdim koltuğuma oturdum, güvende hissetmedim. Ben hiçbir gün kendimi güvende hissetmiyorum. Haykırıyorum: BEN KENDİMİ GÜVENDE HİSSETMİYORUM.


İstanbul Sözleşmesi hakkında apolitik kalamazsınız, bir gün öldürülürsem bu tivitlerimi sosyal medyanızda paylaşıp sonrasında arkamdan ağlayamazsınız İstanbul Sözleşmesi yaşatır ve ben yaşamak istiyorum!"


Orjinal paylaşımlar: