Bilge kavrayışın 7 adımı




Spinoza konusunda uzman olan Moris Fransez, onun felsefesinin yapı taşlarının Uzak Doğu Düşünce Sistemi ile benzerlik taşıdığını söyler. Spinoza'nın Etika'sındaki geometrik metodun üslubu elbette budist veya taoist doktrinlere benzemez ancak nedenler, amaçlar ve vardıkları sonuçlar şaşırtıcı derecede benzerdir.


Fransez'e göre uzak doğu doktrinleriyle Spinoza felsefesi yedi noktada birleşirler. Buna "bilge kavrayışın yedi adımı" diyorum:



1. adım: İnsan yaşamının en belirgin niteliği, yoksunluk duygusu ve sıkıntıdır. Felsefi arayış içinde olmamızın nedeni, yaşamakta olduğumuz hayattan hoşnut olmamamızdır.


2. adım: Çektiğimiz sıkıntının nedeni, çevremizde algıladığımız şeylerin, kalıcı olmayıp, değişken olduklarını kabul etmekte zorluk çekmemiz ve bu şeylere (ya da kişilere ya da fikirlere) sahip olmaya ve onları muhafaza etmeye çalışan bir doğaya sahip olmamızdır.


3. adım: Halbuki, bir şeylere bağlanmak isteyen benliğimiz de, evrendeki her şey gibi sürekli bir değişim içindedir. Bilgisizliğimiz yüzünden bu gerçeğin farkına varmaz, gerçeğin akışkan biçimlerini zihnimizin yarattığı sabit kategorilere hapsetmek isteriz. Bizi tutsak eden tutkularımızın kaynağı bu tutumumuzdur.


4. adım: Ne var ki, evrendeki her şey gibi, insan doğası da nedensellik yasasına tabiidir ve bu yasa kullanılarak ona biçim ve yön verilebilir. İnsanın, doğasının gerektirdiği gibi yaşaması, eş deyişle "daha" kusursuz kılınması sağlanabilir.


5. adım: Evrendeki bütün şeyler, olaylar ve benliğimiz, birlik ve karşılıklı etkileşim içindedir. Dünyadaki tüm şeyler ve tüm olaylar, bir tek bütünün, birliğin çeşitli görüntüleridir.


6. adım: Sıkıntımızın sona ermesi, tüm şeylerin ve zihnimizin, hem maddenin, hem de düşüncenin tözü olan "O" bengi (ebedi) varlığı anlamamıza bağlıdır. (Brahma, Tathata, Tao, Deus Sive Natura, Doğa)


7. adım: Varmayı umut edebileceğimiz en üstün varoluş hali, o kalıcı ve sonsuz varlığın bir tezahüründen başka bir şey olmadığımızı, aklımızı aşan bir anlayış biçimiyle kavramaktır. İşte o zaman, tutkularımızdan özgür olur, yaşamın birliğinin sürekli bir duygu haline geldiği ve o bengi mutluluğun hüküm sürdüğü varoluş biçimine (Hinduizm için Samadhi, Budizm için Nirvana, Zen için Satori ve Spinoza için Beatitudo) erişiriz.



Spinoza öldüğünde odasında 161 kitap ve 86 mektup bulunuyordu. İçeriklerinde uzak doğu felsefelerine değinen herhangi bir metin yoktu. Zaten o yıllarda herhangi bir uzak doğu metni Avrupa'da çevrilmemişti. Bir batı diline çevrilen ilk Sanksritçe metin, Spinoza öldükten sekiz sene sonra Londra'da yayınlanan Bhagavad Gita oldu.


Dolayısıyla Spinoza uzak doğu felsefesinden esinlenmedi. Benzer sonuçları ve elde ettiği bilgeliği kendi aklı, zekası ve sürekli didik didik ettiği kısa hayatında buldu. Tek bir insan için, ne kadar büyük bir keşif!


Alıntılar: Moris Fransez - Spinoza'nın Tao'su