Beta bölgesi: Bazı krizler hayat kurtarır.
- 18 Tem
- 3 dakikada okunur
Hayatın en sert darbeleri kurtuluşumuzun başlangıcı olabilir.
Beta Bölgesi Paradoksu’na göre bazen öyle bir alanda sıkışıp kalırız ki, başımıza kötü bir şey gelmesi bizim için iyi olur.
Rahatsızlık veren ama tolere edebildiğimiz durumlarda yıllarca kalabiliriz. Oysa biraz daha acı verici olsalardı, kritik bir eşik aşılır, kriz çıkar ve biz de değişim için eyleme geçerdik.
İşte, farkına bile varmadan sıkışıp kaldığımız o belirsiz, donuk alana "beta bölgesi" denir.
…
İlişkimiz beta bölgesinde saplandığında ayrılmak veya çatışmak için büyük nedenler ararız.
Bazılarımız içten içe “Keşke bana büyük bir kötülük yapsa da onu terk edebilsem.” diye düşünür.
Clarissa Estes’in dediği gibi, haklı bir gerekçemiz varken kaçmadığımızda hayatımız soluklaşır; özgüvenimiz zedelenir, enerjimiz yavaşça tükenir. Ama her zaman ortada bariz bir gerekçe olmaz.
Değişimi erteledikçe, sorunlar birikir ve en nihayetinde Biyolog Mark Winston’ın dediği gibi, o büyük darbeyi beklerken binlerce küçük kesikle ölmeyi kabul ederiz.
….
Bazen iş yerinde yaşadığımız büyük bir haksızlık, hatta işten çıkarılma hayrımıza olabilir.
Yıllar boyu hak ettiğimiz saygıyı görmediğimiz bir işte, içten içe tükenirken, belki de hiçbir zaman ayrılmak için o büyük nedeni bulamayacaktık.
Oysa, kaderin sunduğu hediye sayesinde kendi değerlerimize daha uygun bir işte çalışma fırsatı yakalayabiliriz. Steve Jobs, Apple’dan kovulmasını yıllar sonra şöyle anımsar:
“Başarılı olmanın ağırlığı, her şeyden daha az emin, yeni başlayan biri olmanın hafifliğiyle yer değiştirdi. Hayatımın en yaratıcı dönemlerinden birine girmem için beni özgürleştirdi.”
…
Paradoksal olarak, bizi sağlığa en çok yaklaştıran şey bazen bir hastalığın kendisidir.
Bedenimizden gelen uyarıları, dayanabiliyoruz diye görmezden geliriz. Kronik ağrılarımızı ilaçla geçiştiririz. Oysa daha ağır durumlarda hemen hastaneye gider ve sorunu çözmeye girişiriz.
Bazı zararlı alışkanlıklarımızın bizi kötü etkilediğini biliriz ama büyük semptomlar yaşamadığımız için bağımlı gibi de hissetmeyiz.
Ta ki hastalık bizi bulana dek.
Marcel Proust’un bilgece dediği gibi sözü en çok dinlenen hekim, hastalıktır; iyiliğe, bilgiye söz veririz sadece; acıya ise boyun eğeriz.
Beta bölgesinin soruları
Ama daha anlamlı ve sahici bir yaşam için illa o büyük darbeyi, o krizi mi beklememiz gerekir?
Ekonomist Carlos-Alos Ferrer’e göre Beta Bölgesi Paradoksunu anlamak bize yardımcı olabilir. Her şey basit bir denklemin ürünüdür:
1. Mevcut sıkıntının verdiği alıştığımız rahatsızlık.
2. Değişim için adım atmanın getirdiği kaygı.
Ferrer’e göre, çok büyük bir olay yaşamadığımız sürece değişimin getireceği kaygı, mevcut sıkıntıdan daha ağır basar. Dolayısıyla devam etmeye meylederiz.
…
Ferrer, Beta Bölgesi’nden kurtulmamız için düzenli değerlendirmeler yapmamız gerektiğini söyler. Küçük alışkanlıklarımızı haftada bir, büyük meseleleri ise yılda birkaç kez gözden geçirmeliyiz:
“Her rahatsızlıkla karşılaştığınızda büyük bir değişim istemezsiniz ama beta bölgesinde sıkışıp kalmak da istemezsiniz. Kendiniz için bir soru listesi yazabilir ve bunları gözden geçirme haftanızda cevaplayabilirsiniz.”
Ferrer’e göre iki soru yeterlidir:
"Bu durumdan memnun muyum?"
"Değilsem, seçeneklerim neler?"
…
Yazar Faith Harper ise beta bölgesinde sıkıştığımızı anlamamıza yardımcı olacak daha uzun bir soru listesi önerir:
1. Eğer bu durumdan çıkmak için basit bir "düğme" olsaydı, düğmeye basar mıydım?
2. Yaşadığım sıkıntıları, başkalarının daha büyük sorunlarıyla karşılaştırmaya alıştım mı?
3. Kendimi konu hakkında sık sık "keşke" planları yaparken buluyor muyum?
4. Bu kötü durumda değişiklik yapmamı sağlayacak daha kötü senaryo ne olurdu?
5. Sevdiğim biri aynı durumda olsaydı, ona ne tavsiye verirdim?
…
Beta Bölgesi Paradoksu, her sıkıntıda hemen çare aramamız gerektiğini söylemez. Sabır ve tahammül, ilişkilerimizi ve işlerimizi daha anlamlı kılan harika özelliklerdir.
Ancak bazı sıkıntılar zamanla kronikleşir ve hayatımızı dayanılmaz hale getirir.
Değişim için o büyük darbeyi beklemek yerine, geçmeyen yaralarımızı dinlemeyi öğrenmeliyiz.
Binlerce küçük kesik bizi yavaşça tüketirken, tek bir cesur adım hayatımızı yeniden canlandırabilir.
Ve belki de o adımı atmanın tam zamanı gelmiştir.
Kaynaklar:
Daniel T. Gilbert , Matthew D. Lieberman, Timothy D. Wilson - The Peculiar Longevity of Things Not So Bad
Faith Harper - The Region Beta Paradox
Clarissa Estes - Kurtlarla Koşan Kadınlar
Marcel Proust - Sodom ve Gomorra
Steve Jobs - Commencement Speech
Carlos Alas-Ferrer - Stuck in the Beta Zone? When to Revise Your Decisions
Psyche - Why small annoyances can harm us more than big disruptions







Yorumlar