top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Bekleyenin ödülü

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Jung, “çöl günleri” dediği, kendini çorak, verimsiz ve kaybolmuş hissettiği bir dönemde, yaratıcı gücü yeniden hissedebilmek için kendi ruhuna yazmaya başlar. Ama ne söyleyeceğini bilemez.


“Bir dosta geldiğinde, ne almak için gelirsin,” diye sorar ruhu.


“Yakınlık” diye yanıtlar Jung; “ama sabrım az ve kendimden umudu kestim.”


“Annesine yakınan bir çocuk gibi konuşuyorsun,” diye yanıtlar ruhu, “ama ben senin annen değilim.”


...


Sonra Jung, benliğinin neden çoraklaşıp, çöle dönüştüğünü irdelemeye başlayınca ruhu susturur onu: “Sadece bekle.”


Ama Jung sabırsızdır. Eski dervişler, çölde şeytanlarıyla savaşırdı. Oysa modern insan, kaybolmuş hissettiğinde bekleyişle savaşmak zorundaydı.


“Sabrın nerede? Bekleyemiyor musun? Her şey olmuş ve tamamlanmış olarak kucağına mı düşmeli?” diye kızar ruhu:


“Işığın bize nereden geleceğini önceden bilmeyi isteyerek haddini aşmıyor musun?”


...


Çöl, özgürlüğün nimeti ve lanetidir.


Borges’in bir öyküsünde Babil kralı, esir aldığı Arap kralını aşağılamak için onu özenle inşa edilmiş, kapılar ve duvarlarla dolu bir labirente hapseder. Yıllar boyunca labirentte kalan Arap kralı, sonunda kurtulur ve ülkesine kaçar.


Aradan yıllar geçer, bu sefer Babil kralı esir düşer ve Arap kralı onu labirentine hapseder. Bu labirentin ne merdiveni, ne kapısı, ne koridoru, ne de duvarı vardır.


Bu labirent çöldür. Babil kralı orada ölür.


...


Ruhunu dinleyen Jung, neden çölleştiğini anlar. Düşüne düşüne düşünceden ibaret olmuştur. Oysa kişi, düşüncelerinin de ötesine geçmelidir.


Çölde, her şeyin ne kadar basit olduğunu fark ederiz ama bunu kabullenmek istemeyiz. Çünkü zeki canlılarız ve bu kadar basitlik, bizi diğer canlılardan ayıran zekamıza hakaret gibi gelir.


Ruhunun sesini duyar yeniden:


“Dünyayı fethetmek için zekana ihtiyacın var ama beni sadece basitlikle fethedebilirsin."


"Sahte bilgelikten, sahte zenginlikten, sahte hazlardan arın ve sadece bekle.”


ÇÖLÜN ARDINDAKİ EV


Jung’dan yıllar sonra Clarissa Estes, çöl metaforunu ruhlarından ayrı kalmış kadınlar için kullanır:


“Bir kadının psişesinin yolu, geçmişte maruz kaldığı zulümler veya yerüstünde daha geniş bir hayat yaşamasına izin verilmemiş olması yüzünden çöle düşmüş olabilir.”


Çöl, yüzeyde hiçbir şeyin olmadığı ama yüzeyin altında her şeyin olduğu yerdir.


Yeniden filizlenebilmek ve serpilmek için beklemeyi bilmek gerekir.


...


Uzaklaştığımız ruhu, beş yüz kilometre genişliğinde bir çölün ardında bizi bekleyen eski, güzel ama zamanla sıvaları dökülmüş bir eve benzetir Estes.


Aslında her şeyi, en son canlı hissettiğimiz ve özgürce koştuğumuz andaki zihnimize, yani o eve dönmek için yaparız.


“İnsanların psikanaliz yapmasının nedeni budur,” diye yazar Estes, “sanatla uğraşmasının, dans etmesinin, davul çalmasının, tiyatroda oynamasının, dualar etmesinin nedeni budur.”


Ama çölün belirsizliğine katlanamaz, beklemeyi bırakır ve kaçarız ondan.


...


Çöle düştüğümüzde kendimizi kaybolmuş, verimsiz ve çorak hissederiz. Kurtulmak için şifalar, eğlenceler, hedefler, seraplar uydururuz.


“Akılsızlık etmeyin.” diye yazar Estes, “size hangi ışıltılı şehri vadederse etsinler, kendi çölünüzü yürümekten asla vazgeçmeyin.“


Çünkü ilk beş yüz kilometrede hiçbir şey göremesek bile, beş yüz birinci kilometrede bizi bekleyen ev muhakkak orada olacaktır:


"O son zahmetli kilometreyi katedin." der Estes.


...


Jung,beklemeye tahammülü kalmadığını söylediğinde ruhu, atacağı her adımın onu kendisinden uzaklaştıracağını söyler.


“Sen, hedeflerle ve isteklerle dolusun. Oysa çöle düşen, önce hedeflerinden arınmalı.”


Bazen, yaralarımıza, yasımıza, yükümüze bakmadan, yalnızca verimsiz bir şekilde beklemek bizi suçlulukla boğuyor diye telaşla kendimize hedefler buluruz.


Oysa tek yapmamız gereken, basitçe beklemek ve derinlerimizi dinlemektir.


Çünkü çölü güzel yapan, içerlerde bir yerlerde, bizi yeniden canlı kılacak o kuyuyu gizlemesidir.



Kaynaklar:

Carl Gustav Jung - Kırmızı Kitap

Clarissa Estes - Kurtlarla Koşan Kadınlar

Jose Luis Borges - Alef

Antoine de Saint-Exupery - Küçük Prens

Konuyla ilgili okuma önerisi:

Kırmızı Kitap

Carl Gustav Jung

Kaknüs

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page