top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Bataklıktan çıkmanın zorlukları

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Tarkovski’nin bir hikayesinde adam, bataklıkta batmakta olan bir başka adamı kurtarır; bu arada kendi hayatını tehlikeye atar.


İkisi de nefes nefese kalmış bir şekilde bataklığın kenarında uzanırlar.


Bir süre sonra kurtarılan adam der ki, "Ahmak… Bunu neden yaptın?”


“Ben orada yaşıyorum."


..


Bataklık, bize zarar verdiğini bildiğimiz halde uzaklaşamadığımız her yerdir.


Sevdiklerimiz, bize bakar ve nasıl olur da oradan çıkmayı akıl edemediğimizi sorar.


Oysa akıl edemediğimizden değil, cesaret edemediğimizden çıkamayız.


Kendini yetiştirmiş, çok akıllı bir kadının yıllarca hayatını ziyan eden bir ilişkiden sonra söylediği gibi:


“Hala neden kaldığıma değil, ayrılma cesaretini nasıl gösterdiğime hayret ediyorum.”


..


Clarissa Estes, cesaretsizliği, ışığımızın donuklaşması olarak açıklar.


Kendi doğrularımıza aykırı yaşadığımızda içgüdülerimiz ve özgüvenimiz zamanla zedelenir ve seçim yapma gücümüzü kaybederiz.


Gücümüz azaldıkça, yeni bir hayatın getireceği belirsizliğin acısı, alışılmış ızdırabın acısından daha büyük olur.


Belirsizlikten korku ve katlandıklarımızdan utancımız o kadar büyür ki, gitmemekle, hareket etmemekle, öğrenmemekle, arayıp bulmamakla, elde etmemekle, üstlenmemekle ve en önemlisi olmamakla yıllarımızı harcarız.


..


"Ama ruh anımsar," der Estes, onu merhametsizce aç bıraktığımızı bilir ve tekrar canlı hissetmek için adım atmamızı ister.


O adımı atmadıkça bir yandan daha büyük hayaller kurar; diğer yandan biriktirdiğimiz suçlulukla ağırlaşır ve daha da gömülürüz toprağa.


Yıllar boyunca bütün baharları dışarıda olmanın hayaliyle pencereden izleyen şair Furuğ Ferruhzad'ın dediği gibi;


“Cevherim var fakat onu korkudan gönlümün bataklıklarında saklarım.”


YAPAMAZDIM ARTIK


Bataklıktan çıkmak kolay değildir.


Her adımda içimiz kuşkuyla, suçlulukla, başarısızlık korkusuyla ve yeniden geri dönmenin küçük düşürücü ihtimalleriyle dolar.


İçten içe bunu bildiğimizden, ilk adımı atmaktan çekinir, eylemsizliği makul kılmak için uydurduğumuz bahanelerle utanç dolu bir uyku durumuna geçeriz.


Kendi gerçeğini göremeyenler için, “insan rüyasını anlamak için önce uyanmak zorunda,” der Seneca.


...


Bataklık, hayatı daha konforlu gösterirken onun içini boşaltan her şeydir. İnsanın yuvası ise, tek parça hissedebildiği her yerdir.


“Ev, gayret göstermektir,” der Estes, yapmamak için yıllarca nedenler bulduktan sonra tekrar şarkı söylemeye başlamaktır, yürekten istediğimiz yeni bir şeyi öğrenmektir, kaybettiklerimizi aramaktır, sesimizi geri kazanmaktır.


Ev, dünyanın bir köşesini kendimizin kılmak ve güvende hissetmektir.


Ancak gayret gösterdikçe özgüvenimiz gelişir, canlılığımız artar ve güçleniriz.


...


Özgüvenimiz güçlenir, bir gün katlandıklarımızın acısı belirsizlikten duyduğumuz korkuyu geçer.


Her baharı dışarıda olma hayaliyle pencereden izleyen Ferruhzad'ın “artık daha fazla yapamam” dediği o uyanma halini yaşarız. Yol, inkar edilemezdir artık:


“yapamazdım artık yapamazdım


yolun inkarından geliyordu ayak seslerim


ve umutsuzluğum daha büyüktü ruhumun direncinden


ve o bahar, ve o yeşil evham


penceremin önünden geçen gönlüme


”bak" diyordu,


"yol almamışsın hiç, batmışsın sen."


...


Sevgili okuyucu,


Bataklıktan kurtulduğunda, yalnızca sana zarar veren bir ilişkiden kurtulmayacaksın.


Orada kaldığın her gün ruhunu emen, özgüvenini parçalayan, boynuna attığı pençeleriyle seni boğan o utançtan da kurtulacaksın.


"Kopmak zordur" der Nietzsche, “bir bağı ortadan kaldırmak acı vericidir.”


“Fakat çok geçmeden yerine yeni bir kanat çıkar."



Kaynaklar:

Andrey Tarkovski - Nostalji

Clarissa Pinkola Estes - Kurtlarla Koşan Kadınlar

Seneca - Ahlak Mektupları

Furuğ Ferruhzad - Yeşil Evham

Frederic Gros - Yurumenin Felsefesi

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page