Haftalık Huzursuz Psikoloji bültenine üye ol.

Teşekkürler!

Böyle vazgeçmiş hissedenler?


Ana fikir: Bir makalede Amerikalı bir psikoloğun, yaşamla mücadele etmekten

vazgeçme kararı almış danışanının düşüncelerine denk geldim. Çevremde

duyduklarıma, gördüklerime ve okuduklarıma tanıdık, hatta epey tanıdık geldi.

Paylaşmak istedim.


Dünyayla sürekli kavga halindeyim. İnsanların aptallığı, medyanın taraflılığı, vasatın tahakkümü, niteliksizlerin ödüllendirilmesi... Sokakta yürürken bile deliriyorum; milletin saçına bıyığına takıyorum. Şişman bir adamın elinde kocaman cips poşetleri görünce mesela, çıldırıyorum.


Yoruldum dostum. Bu savaşı kaybettim. Teslim bayrağını çekiyorum. Sakın endişelenme, intihar edecek değilim. Bana uymaz. Ama her şeyi, evet her şeyi kabulleneceğim. Artık kavga yok. Omuz silkip geçeceğim.


Açacağım biramı, geçeceğim televizyonun karşısına, kimin kazandığını önemsemeden izleyeceğim maçımı.


Hakem taraf tutmuş, saçma karar vermiş, umurumda olmayacak.





Danışanının bu olumsuz düşüncelerini dinleyen psikolog onu “iki avukat oyunu” oynamaya davet ediyor.


Bu oyunda iki avukat var. İlk avukat danışanın teslimiyet kararını savunuyor. Diğer avukat ise mücadeleye devam etmesi gerektiğini söylüyor.


Birinci avukat şöyle diyor: “Hiç olmazsa denemek için bile teslim bayrağını kaldırmalısın. Bakalım ne olacak. Nasıl olsa dilediğin zaman mücadeleye geri dönebilirsin.”


İkinci avukat ise: “Elbette her muharebe, savaşmaya değer değildir. Ama savaşmaya değer kavgalarımız yok mu? Belki de yapman gereken, sahip olduğun duygusal kaynakları hangi alanı korumak için kullanman gerektiğini yeniden düzenlemek ve savaşlarını seçmek.”


“Bu hafta iki avukatı da dinle.” diyor psikolog. “Haftaya hangisini seçtiğini görelim. ”