Az test, az vaka, çok salgın




Ülkemizdeki bazı İngilizce kurslarının yıllanmış taktiğidir.


Yüzlerce konulardan, kelimelerden, diyaloglardan birkaç tanesini seçerler.


Sadece bunları öğretirler ve daha sonra sadece bu konulardan test yaparlar.


Sonunda birçok öğrenci başarılı olur ve sertifika alır ve kendilerini İngilizce biliyormuş gibi hisseder.


Ta ki ana dili İngilizce olan birisiyle karşılaşana veya TOEFL, IELTS gibi ciddi sınavlara girene dek.

İki gündür vaka ve ölüm sayısı düşüyor.

Ama bakıyoruz ki artması gereken yerde yapılan test sayısı da düşüyor.

Oysa bu aşırı bulaşıcı hastalığı kapmış her yeni hastanın etrafındaki insanların da test edilmeleri gerekiyor, bu da, diğer ülkelerde olduğu gibi, testlerin de katlanarak artması demek.

Böyle yapılmadığına göre sanırım hükümet de bu İngilizce kurslarının yolundan gidiyor; az kişiye test yap, az vaka çıksın, kendimizi sağlıklı hissedelim.

Ta ki İtalya veya İspanya gibi cehenneme dönüşene dek.

Virüsle savaşta nispeten başarılı olan ülkelerin "test yap, izole et"" stratejisini uyguladığını biliyoruz.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus daha bu hafta hükümetlere uyarıda bulundu:


"Salgından korunmanın ve insanların hayatlarını kurtarmanın en etkili yolu virüsün etkileşimini azaltmak. Bunun için de test edip izole etmeniz gerekiyor.

Bu yüzden bütün ülkelere basit bir mesajımız var: test edin! test edin! test edin!"

"Her şüpheli durumu test edin!"

Peki durum ortadayken, biz neden test etmiyoruz?


Test kitimiz var. Hatta fazlasını ABD'ye satıyoruz.


Bakan, "şeffafız" diyor. Doğru, test sonuçlarını ve ölüm sayılarını açıklıyorlar.


Ancak neden bu kadar az sayıda test yaptıklarını açıklamıyorlar.

Hatta önceden her gün yapılan test sayısını da verirlerdi ama dün vermediler. Toplam sayısı verdiler. Kendimiz toplayıp çıkarmak zorunda kaldık.

Neden olabilir?


Holding sahipleri yalılarının önünde kardiyo bisikletleriyle poz verirken işçiler söylenmeden işlerini yapsın, çarklar dönsün diye mi?


Hastane koşulları yetersiz, çok test yaparsak çok vakayla karşılaşırız, hepsini aynı anda tedavi edemeyiz, İspanya gibi sağlık sistemimiz çöker diye mi?


Meğer hiç de öyle anlatıldığı gibi hazır olmadığımız ortaya çıkar, sorumluluk hükümete yüklenir diye mi?


Çok nadir bir durum olarak geçen hafta Merkel, kendi ulusuna seslendi ve şöyle dedi.


"Bugün ekranlarınıza alışılmadık şekilde çıkıyorum çünkü bu durum hakkında ben ve meclisteki arkadaşlarımın nasıl kararlar aldığını anlatmak istiyorum. Bunu açıklamam zaten demokrasinin bir parçası; bizler siyasi kararlarımızı şeffaf biçimde vermeyi ve onları açıklamalıyız. Böylelikle eylemlerimiz meşrulaşır ve halkımız tarafından anlaşılır ve uygulanır."


Biz niye bölük pörçük bilgi alıyoruz?


Nasıl ki dün tartışma programlarına çıkartılan yarım bilim insanlarının verdiği yarım bilgilerin topluma verdiği büyük zararların sonuçlarını bugün yaşıyorsak, bugün "şeffaflık" adı altında verilen yarım bilgilerin zararlarını da yarın yaşayabiliriz.


Gerçeğin yarısını değil, tamamını duymaya hakkımız ve ihtiyacımız var:


Neden az test yapıyoruz?