top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Anlatmadan anlaşılma arzusu

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Hepimiz anlaşılmayı diler ama kendimizi ifade etmekte zorlanırız.


Fernando Pessoa, anlaşılmanın verdiği nefis zevkin, onu en çok dileyenlere yasak olduğunu söyler.


Paradoks şudur: İçimiz ne kadar karışıksa, anlaşılma isteğimiz de o kadar büyük olur.


Ama içimiz karışık olduğu için kendimizi ifade edemez, hatta yanlış izlenimler yaratır, dolayısıyla anlaşılamayız.


--


Birçoğumuz kırıldığımızda kırılmamış, kıskandığımızda umursamamış, üzüldüğümüzde hiç takmamış, özlediğimizde önemsemiyormuş gibi yaparız.


İlişkilerimizde bir sorun olduğunda, nedenleri bildiğimiz halde ima yoluyla konuşur, somurtur, hayıflanır, mızmızlanır, çevremizdekilere yanlış ipuçları, eksik bilgiler, hatalı haritalar verip doğru sonuca ulaşmasını bekleriz.


Romantik ilişkilerimizde mistik bir inanışla, o özel kişinin ortaya çıkmasını ve biz tam aksi şeyler söylesek ve göstersek bile derinlerimize bakıp neye ihtiyaç duyduğumuzu hemen anlayıp bizi tatmin etmesini isteriz.


--


Alain de Botton, böyle tuhaf bir inancın, konuşamadığımız halde ihtiyaçlarımızın karşılandığı bebeklik dönemimize bir özlemden kaynaklandığını söyler.


Adam Phillips katılır bu düşünceye; anlatmadan anlaşılma arzumuz en kindar talebe dönüşebilir. Phillips’e göre böyle tuhaf davranarak, her ihtiyacımızı karşılayamayan ebeveynlerimize duyduğumuz hınca sarılıyor olabiliriz.


“Yetişkinler olarak anlaşılmayı istememiz,” der Phillips, “sahip olduğumuz en vahşi nostalji biçimi olabilir.”


--


Carl Jung da, gölgesiyle yaptığı hayali sohbette, anlaşılma arzusunun çocukluk kökenine değinir:


"Anlaşılmak mı istiyorsun? Bize de tek bu gerek zaten! Kendini anla, o zaman yeterince anlaşılmış olursun. O iş seni yeterince oyalar, anlaşılmaya duyduğun çocuksu özlemi de giderir. Herhalde yine başkalarını kendi tutkularının kölesi yapmak istiyorsun.”


Çocukluk özlemi, hafif bir tabir olarak kalır. Çünkü çok güzel insanları, anlatmadan anlaşılmak için imkansız sınavlara sokarak, kaybederiz.


Ne uğruna?


İÇİMİZE İŞLEMİŞ REDDEDİLME KORKUSU


Duygu ve düşüncelerimizi gizleyip imalar yoluyla anlaşılmaya çalışmak, genellikle çocukluk çağında edindiğimiz bir stratejidir.


Ebeveynlerimiz sık sık pasif agresif davranışlar sergilediğinde veya içimizdekileri paylaştığımızda utançla, alayla, aşağılanmayla, duygusal şantajla karşılaştığımızda, duygu ve düşüncelerimizi kendimize saklamayı öğreniriz.


--


Büyüdüğümüzde, artık ilişki modelimiz çoktan oluşmuş olur. Kendimizi duygu ve düşüncelerimizin aksi şekilde konuşurken ve davranırken buluruz.


Hilebaz, manipülatif, egoist veya yalancı olmamızdan kaynaklanmaz bu, içimize işlemiş reddedilme korkusu o kadar büyüktür ki kendimizi duygusal olarak olduğumuz halimizle, apaçık bir şekilde sunmak çok güç hale gelir.


Bu nedenle bir yandan kendimize ihanet eder gibi davranırken, diğer taraftan, büyülü bir şekilde anlaşılmayı umar, anlaşılmadığımızda hayal kırıklığıyla dolarız.


--


Alain de Botton, farklı bir yola sapmamızı tavsiye eder. Biraz karamsarlıkla, hiçbir zaman anlaşılamayacağımızı baştan kabul etmemiz gerekir.


Böylelikle dayatılan bütün romantik mitlere ve içselleştirdiğimiz stratejilere rağmen,sorumluluğu yüklenir, pasif halden aktif hale geçer, kendimizi net bir şekilde ifade etmemiz gerektiğine karar veririz.


Ve beklenmedik bir şey olur: Kendimizi partnerimize anlattıkça kendimize de anlatır, belki de hayatımızda ilk defa anlaşıldığımızı hissederiz.


--


Korkularımızı, endişelerimizi ve kırılganlıklarımızı açıksözlülükle paylaştığımız ve onaylandığımız bir ilişki, geçmişten süregelen kalıplardan kurtulmamıza yardım eder.


Eskiden öfke veya endişe patlamalarına neden olan akıl yürütmelerimiz, artık sadece birbirimizin anlayabileceği masum sekanslara dönüşür.


Ve böylece, dünya üzerinde sadece iki kişi arasında konuşulan, özel bir dil oluşur.


Bu da, sevginin emek ve anlayışla birleştiği, hiç de mistik olmayan, en yüksek formudur.



Kaynaklar:

Carl Gustav Jung - Kırmızı Kitap

Adam Phillips - Kaçırdıklarımız

Alain de Botton - How to Stop Playing Games in Love

Alain de Botton - How to Handle Sulkers

Fernando Pessoa - Huzursuzluğun Kitabı

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page