Haftalık Huzursuz Psikoloji bültenine üye ol.

Teşekkürler!

Anksiyeteyi doğru anlamak bizi rahatlatabiliyor




Anksiyete konusunda uzman profesör Tracy Tiwary soruyor, aşağıdaki cümleyi nasıl tamamlarsınız?


Anksiyetemi fark ettiğimde, -endişeli düşünceler, hızlı kalp çarpıntısı, mide krampları- bir sonraki düşüncem şu olur:


a) Bu duyguları bastırıp sakinleşmeliyim çünkü bütün bunlar kontrolümü kaybedeceğimin sinyalleri.


b) Zihnim ve bedenim bir meydan okumayla başa çıkmaya hazırlanıyor.


Çoğumuz o an “a şıkkını” seçeriz, ancak doğru yanıt b’dir.


Seçtiğimiz yanıtın üzerimizde güçlü tesiri olur:


2013 yılında Harvard’da yapılan bir deneyde, araştırmacılar toplum içinde konuşma yapacakları ve matematik testine girecekleri için anksiyete yaşayan kişileri iki gruba ayırdılar.


Birinci gruptakilere, anksiyetenin evrimimiz için çok önemli olduğunu, bedenin, tehlikelerle karşılaşan atalarımıza fazladan güç verebilmek için oksijen sağladığını, kalp atışlarının hızlanmasının ve midedeki krampların nedeninin ise bu mücadeleye hazırlık olduğunu söylediler ve anksiyetelerini bu şekilde düşünmelerini istediler.


Daha sonra stres testi uyguladıklarında, anksiyeteyi yeniden tanımlayan gruptakilerin diğer gruba göre daha az stres yaşadığını bulguladılar.


Anksiyeteyi ne kadar yoğun yaşarsak yaşayalım, durumumuzu açıklayan farklı bir hikaye bedenimizin dışavurumunu dahi değiştirebiliyor.


Anksiyete, kontrolümüzü güçleştiren ve olumsuz düşüncelerle bize işkence eden bir lanet olarak değil, tehlike anlarında daha güçlü odaklanmamızı sağlayan bir araç olarak evrildi ve bu şekilde milyonlarca yıl işe yaradı.


Bizim modern sorunumuz, fiziksel tehditlere karşı sadece birkaç dakika sürmesi gereken bu odaklanma durumunun, hissettiğimiz soyut, sınırları belirsiz, tanımlanması zor psikolojik tehditler nedeniyle günler, haftalar hatta aylar sürüp, bedenimizi tarumar etmesinden kaynaklanıyor.


Dolayısıyla anksiyetenin kendisine odaklanmak yerine, onu bir araç olarak görüp, anksiyeteye neden olan durumlara odaklanmamız ve onları incelememiz gerekiyor. Beynimiz neden bu durumları varoluşsal bir tehdit olarak görüyor?


Beceriksizce yapılacak bir konuşmayı, testten alınacak kötü bir sonucu, ertelediğimiz o tartışmayı atalarımızın bir kaplanla karşılaşınca hissettiği duygularla deneyimlememizin nedeni ne?


İşte bütün bunlar Homo sapiens sapiensi, yani farkındalığının farkında olan insanı eşsiz, psikoloji bilimini de ilginç ve eğlenceli kılıyor.


Alıntılar:


Tracy Tiwary - We Don't Have to Be Anxious About Anxiety