Ahmet'in Karısının Doktor Arkadaşı Demiş Ki



Salgın etkisini göstermeye başladğından beri sosyal medya platformlarından, whatsapp gruplarından, arkadaşlarımdan, komşularımdan, akrabalarımdan her gün paniğimi artıracak yüzlerce bilgi alıyorum. Bu bilgilerin ortak özellikleri ise olayı kendileri deneyimlememiş ve bir yerlerden duymuş olmaları. Formulü kısaca şu:


“olayı ben deneyimlemedim ama güvendiğim bir tanıdığımın güvendiği bir tanıdığı görmüş...”


Birinci elden, doğrulanmamış bilgiyi yaymak, hastalığı yaymak kadar tehlikeli. Çünkü sadece virüsün ölüm oranlarıyla savaşmıyoruz, insanların paniğiyle ve o panikle yapacakları aptalca davranışlarla da savaşıyoruz. Ve bunu asla unutmamalıyız, çünkü yanlış bilgileri yararak, farkında olmadan virüsün yanında savaşıyoruz.


Peki neden normal şartlarda nispeten akıllı insanlar olsak da, bu gibi durumlarda en saçma bilgiyi bile yayacak kadar aptallaşıyoruz? Bazı nedenleri:

1. Doğrulama yanlılığı


Kendi inancımızı pekiştiren bilgilere inanma eğilimindeyiz. Eğer bize gelen bilgi, bizim inançlarımızla ve beklentilerimizle örtüşüyorsa o bilgiyi daha rahat bir şekilde ve değerlendirmeden kabul ediyoruz. Örneğin eğer koronavirüs vakalarının devlet tarafından saklandığına inanıyorsak, bununla örtüşen bilgileri doğru kabul ediyor ve inancımızla ters düşen bilgileri görmezden geliyoruz.


2. Eksik güvenirlilik değerlendirmesi


Bize haberi veren kişinin inandığı kaynağın birden bire güvenilir olduğunu kabul ediyoruz. Normalde "tanımıyorum” diyeeğimiz insanlar, birden bire sorgulamadan kabul ettiğimiz kaynaklara dönüşüyor. “Ahmet’in karısının doktor akrabası demiş ki onların hastanesinde de 7 koronalı varmış.” Ahmet’in karısının akrabası doktor, ne zamandan beri bizim için güvenilir bir bilgi kaynağını temsil ediyor? Biz, Ahmet’e güvenebiliriz, ama burada kaynağımız o değil. Kaynağımız tanımadığımız, bilmediğimiz biri.


3. Dikkat ve sabırsızlık


Sosyal medya ve internet sayesinde her gün bilgi patlaması yaşıyoruz. Hesaplarımızda akan binlerce bilgi arasından dikkatlerimizi çeken ve üzerinde odaklandıklarımız ender oluyor. Bu hızlılığa o kadar alıştık ki, çoğunlukla başlıkları okuyor, o bilgiyi doğru kabul ediyor ve içeriğini okumadan veya değerlendirmeden hayatlarımıza devam ediyoruz. Bizler “anlamaya çalışan” değil “hızlı cevap bulmaya” alışkın bireyleren oluşan bir toplumun üyeleriyiz.

Ama böyle panik dönemlerinde işin içine korkularımız, paronayalarımız girince, en olmayacak şeylere bile birden bire dikkat kesiliyor ve sabırsızlığımız nedeniyle bütününe bakmadan kabul etme eğiliminde oluyoruz. Halbuki bu dönem, bilgiyi en fazla tartmamız, değerlendirmemiz ve inanmadan ve yaymadan önce binbir elekten geçirmemiz gereken bir dönem.


4. Sosyal baskı


Eğer insanların duymak istemediklerini söylersek tartışabilirler ve bizimle aralarına mesafe koyabilirler.


Sosyal medyada ise içeriklerimizi beğenmez olurlar, hatta bizi arkadaşlıktan atarlar. Bu nedenle gerçekleri, kimseyi üzmeyecek şekilde kırpmaya başlarız ve git gide grup içindeki herkes aynı şeyi söylemeye başlar. “Yankı odası etkisi” dediğimiz fenomen, kapalı gruplarda aynı fikirlerin, aynı şeye inanan insanlar tarafından yüzlerce kez tekrarlanması sonucu bu gruptaki insanların kendi inanışlarının herkesin kabulü olduğunu düşünmesi ve alternatif düşüncelere sağırlaşmasını açıklar. Bunun örneğini seçimlerde görürüz, yankı odalarında sadece kendi partilerinin propagandalarını duyan kişiler, seçim sonucunda büyük bir şok yaşar.


Sonuç olarak, bu berbat salgının etkisinin kötüleşmesine yardımcı oluyor olabiliriz. Şüpheli bilgilerle aramıza mesafe koymalı, sevdiğimiz insanlar anlatıyor diye her bilgiye atlamamalı, sadece söyleyecek bir şeyimiz olsun diye emin olmadığımız bilgieri yaymamalı, özellikle whatsapp gruplarındaki yankı odalarından kurtulmalı, bilgi alma ve yayma konusunda titiz ve sabırlı davranmalıyız.


Ve en önemlisi, nasıl ki sevdiğimiz insanları ellerini yıkamaları konusunda uyarıyorsak, yanlış bilgileri yaymama konusunda da uyarma sorumluluğunu göstermeliyiz.




Yazan: Emre Özarslan (Huzursuz Beyin)


Alıntılar: Baumeister, R. - The psychology of irrationality:

Why people make foolish, self-defeating choices.

D. Kahneman - Hızlı ve Yavaş Düşünme



Instagram: https://www.instagram.com/huzursuz.beyin/

Facebook: https://www.facebook.com/huzursuzbeyin/

Twitter: https://twitter.com/huzursuz_beyin

LinkedIn: https://www.linkedin.com/in/huzursuzbeyin/