Haftalık Huzursuz Psikoloji bültenine üye ol.

Teşekkürler!

Şeffaflık yanılsaması




Konuşmacı olduğum toplantılara katılmak kısa süreli ölüm gibi gelir bana. Ne yazık ki ara sıra işim gereği midemdeki kramp arkadaşlarla birlikte buna cüret eder, tanımadığım insanlara sosyal medya sunumları yaparım. Toplantı bittikten sonra “gezegenimize ilk defa inip insanlarla konuşmak zorunda kaldınız sanırım” gibi şeyler duymak yerine her şeyi rahatça anlattığım için tebrik edilirken her defasında bir mucize gerçekleşmiş ve insanlar başka bir şey izlemiş gibi şaşırırım.


Duygularımızı içimizde yaşadığımız gibi dışarıya yansıttığımıza yönelik inancımıza şeffaflık yanılsaması deniyor ve çoğu zaman ilişkilerimizi mahvediyor.


Başkalarının bizi nasıl gördüğüyle, bizim dışarıya nasıl göründüğümüze yönelik inancımız arasındaki fark iki hatalı varsayımdan kaynaklanıyor:


1. Başkaları beni olduğum gibi, objektif olarak görüyor.


2. Başkaları beni benim kendimi gördüğüm gibi görüyor.


Bu iki hatalı varsayım nedeniyle, kendimizi açıkça ifade etmediğimiz halde karşımızdaki insanların bizleri rahatlıkla anlamaları gerektiğine inanıyor ve ilişkilerimizi içinden çıkması güç kaoslara sürüklüyoruz.


Oysa çoğu zaman duygularımızı öyle hissettiğimiz gibi dışarıya yansıtmıyoruz. Elbette şaşkınlık, nefret, öfke gibi aşırı duygularımız dışarıdan rahatlıkla anlaşılıyor. Ancak genelde hayatımızı daha belirsiz ve karmaşık duygularla yaşıyoruz.


Biraz sinirliyken, biraz endişeliyken ya da azıcık heyecanlıyken dışarıdan pek de farklı görünmediğimizi unutmamamız gerektiğini yazan sosyal psikolog Heidi Grant, "az önce söylediğin sözler beni incitti" bakışımızın "bu sözlerin beni hiç incitmedi" bakışımızdan pek de farklı algılanamayabileceğini hatırlatıyor bize.


Duygularımızın yoğunluğu nedeniyle niyetimizi açıkça belli ettiğimizi veya ne demek istediğimizi kesinlikle gösterdiğimizi düşündüğümüz zamanların çoğunda aslında niyetimiz de, ne demek istediğimiz de anlaşılmıyor.


Açıkça ifade edemediğimiz her duygu testlerdeki boşluk bırakılan sorulara benziyor; karşımızdaki insan onu kendince yorumlayarak dolduruyor.


Ve her ne kadar sunumlarda ve flörtün ilk günlerinde işe yarasa da, boşluk doldurmak genellikle aleyhimize işliyor.


Alıntılar:


Heidi Grant Halvorson - Kimse seni anlamıyor