top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Övgü, onay ve manipülasyon

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Psikiyatr David Burns, çok çabalamasına rağmen bir türlü beklediği takdiri alamayan danışanına öneride bulunur:


“Kendi sırtını sıvazlamayı öğrenebilirsin.”


İlk başta tuhaf, hatta şımarıkça gelir kişinin kendi sırtını sıvazlaması.


Ama Burns’e göre eğer çevremizdeki insanlardan beklediğimiz takdiri kendimize veremiyorsak, biz de en az onlar kadar hatalıyız demektir.


..


Schopenhauer, başkalarının onayını aramanın bütün kaygılarımızın merkezinde yer alan, mantık dışı bir alışkanlık olduğunu söyler.


Yine de, insanların hakkımızdaki düşüncelerini önemsemediğimize inandığımızda bile, beynimiz onaylandığımızı ve ait olduğumuzu gösteren işaretleri taramaya devam eder.


O soru, dilimizden dökülmese de, zihnimizde sürekli döner:


“Hakkımda ne düşünüyorlar?”


...


Bu soru o kadar önemlidir ki; Baumeister ve arkadaşlarına göre farkındalık yeteneğimiz bu soru sayesinde evrilmiştir; grubumuz içinde hangi konumda olduğumuzu fark edelim de, davranışlarımızı buna göre düzenleyelim diye.


Bu soru o kadar içimizdedir ki, yapılan araştırmalar, bağlanma hormonu olarak bilinen oksitosin reseptörleri ile ilgili bazı genlerin özgüvenimizi azaltmada ve onay ihtiyacımızı çoğaltmada görev aldığını gösterir.


Bir diğer araştırma, bağlanma anksiyetesini yükselten - dolayısıyla onaylanma davranışlarını tetikleyen genlerin bulunduğunu açıklar.


...


Nietzsche, onaylanma açlığını, üstümüzden çıkarması zor, dikenli bir kemere benzetir. Övgülere dikkat etmemizi, çünkü pek çok onay vericinin karşılığında bağımsızlığımızı istediğini söyler.


“Övüldüğümde endişelenirim,” der filozof, “hala kendi yolumda mıyım diye bakarım.”


Onaylama, rahatlıkla bir manipülasyon aracına dönüşebilir. Kulağımıza tatlı gelen o sözleri dinleye dinleye yolumuzdan çıkıp, kendimizi bir başkasının yolunda bulabiliriz.


ÖVGÜ MANİPÜLASYONLARI


Bizi, kendi idealleri doğrultusunda değiştirmeye çalışan kişi, övgüyü iki farklı şekilde kullanabilir:


İlkin, övgüyü seçerek verir. Sadece onun idealine yaklaştığımızda över, diğer çabalarımıza ve başarılarımıza kayıtsız kalır ya da onları küçümser.


İkincisi, bizi bir kimliğin içine hapseder. Hoşlandığı bir şey yaptığımızda bile “iyi,” “başarılı,” “güzel,” "çalışkan" gibi sıfatlarla över.


Böylelikle savunmamız gereken, belki de hiç önemsemediğimiz bir kimliğin altında eziliriz.


...


Dweck ve arkadaşlarının yaptığı araştırma, başarılı bir çalışma sonrası çabaları övülen çocukların özgüvenlerinin geliştiğini ve sonrasında daha zor işlere kalkıştıklarını gösterir.


Çabalarını övmek yerine ne kadar akıllı, zeki ve çalışkan oldukları söylenen çocuklar ise kazandıkları sıfatları kaybetmemek için risk almaz ve daha basit işlere yönelir.


Sonuçta, küçük başarılar bizi “iyi” yapıyorsa, küçük kusurlar da bizi “kötü” yapmaz mı?


Zamanla, yaptığımız küçük hatalar ve kusurlar bile yeteri kadar zeki, akıllı, iyi kalpli, ideal biri olmadığımızı gösteren ispatlara dönüşür.


...


Başkalarının övgüsüne aç bir şekilde yaşamak içimizdeki hakikati öldürür. Bu kadar dışarıya bağlı biri, gerçekten ne istediğini bilebilir mi?


İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon adlı kitapta, ezberletilmiş değerler yüzünden mutsuz evliliğini sürdürmesinin şart olduğuna, yoksa başarısız sayılacağına inanmış Silvia, sonunda fark eder:


“En kesin değerin yalnızca hakikat olduğunu kendime itiraf etmem çok zaman aldı.”


En büyük övgünün, birinin bizimle içtenlikle konuşması olduğunu yazan Nietzsche ne kadar da haklıdır.


...


Değerlerimize uygun bir şekilde yaşamak her zaman yalnızlığın kaygısını, başkalarına karşı çıkmanın endişesini ve gözden düşmenin utancını beraberinde getirir.


Doğru yaşamaya çalışrken, kendi çabalarımızın farkına varmak ve olumlu yönlerimizi övebilmek şımarıklık değil hayat meselesidir.


“En ufak çabanızı dahi atlamayın” diye uyarır David Burns, “hepsini ya kağıda ya da aklınıza not alın ve kendinizi övün. "


Böylelikle başkası tarafından övüldüğümüzde endişelenmemize gerek kalmaz. Artık kendi yolumuzda olduğumuzu biliriz.



Kaynaklar:

David Burns- İyi Hissetmek

Arthur Schopenhauer - Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar

Roy Baumeister - The Self Explained

O. Gillath, G.Karantzas, R. Fraley- Adult Attachment: A Concise Introduction to Theory and Research

Friedrich Nietzsche - Böyle Söyledi Zerdüşt

Carol Dweck - Mindset: The New Psychology of Success

P. Morelli, P. Couderc - İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page