Öğrenen Beyin



Nesnelerle aram kötüdür ve alışkın olmadığım bir nesneyle buluştuğumda onu sıklıkla etrafımdakileri utandıracak kadar aptalca kullanabilirim. Sanırım bu yüzden eşiyle birlikte nörofelsefe alanının öncülerinden biri olarak kabul edilen Patricia Churchland'in "Güvenen Beyin" kitabından alıntıladığım bu anıyı çok seviyorum. Henüz misk öküzlerini takip etmeyi öğrenemesem de beni biraz iyi hissettiriyor. İyi okumalar.





Teknoloji ve gelenekler açısından zengin bir kültürde öğrendiklerimiz bizi daha akıllı yapar. Eğer el baltalarını sağlam dallara bağlayarak mızrak yapmak ya da birinin alışverişte ne kadar borçlandığını yazmak bana kolay geliyorsa, bunun sebebi kültürümün bu açılardan beni daha akıllı yapmasıdır.


Yaklaşık 20 yıl önce California, San Diego Üniversitesi'nden on maceracı lisans öğrencisini Kuzey Kutbu'na, Firth Nehri'nin kaynağından Beaufort Denizi'ne, Kuzey Buz Denizi'ndeki Herschel Adası'na rafting gezisine götürüşümü anlatacağım. Bunlar tıp fakültesi, doktora, işletme hedefleyen sınıflarının en başarılı öğrencileriydi, ama vahşi doğada yolculuk etmede tamamen acemiydiler.


Yolculuğumuzun ikinci gününde İnuit rehberimiz akşam yemeğinden sonra beni bir kenara çekip öğrencilerin aptal olup olmadığını sordu. Çünkü çadır kurmaya çalışırken, yemek hazırlarken, botları yüklerken ve botlara binerken hep en aptalca şeyi yapmışlardı.


Bizim rehberimizin ve çocuklarının, hava değişikliklerini fark edebilmek için sürekli gökyüzünü kontrol etmek gibi alışkanlıkları, öğrencilerin tamamıyla cahil kaldıkları becerilerdi. Ancak çok kısa zamanda öğrendiler; rehberimiz bunu çok takdir etti ve yedi gün sonra onlara misk öküzü sürüsünü nasıl takip edeceklerini öğretti.


Alıntı: Patricia Churchland - Güvenen Beyin

Görsel: Anthony Cournoyer - Sister of the North