Çocuklarda beyin gelişimi ve yalan




Bu aralar Çınar’la yalan üzerinde çalışıyoruz. Belki de hayat boyu sürecek bir ödevi var: “yalan ve şakanın arasındaki fark nedir?” Her gün bana geldiği vakit, ders ve oyun arasında iki dakika konuşuyoruz bu konuda.


“Bugün bir şey buldun mu Çınar?”


“Yalan komik değil, şaka komik”


“Şaka sana yapılınca da komik mi?”


“Her zaman değil.”


Çocuklardan yalan duymaktan hoşlanmayız. Geleceğe dair kötü bir belirti olarak görürüz. Ama bu bizim bakış açımızdan kaynaklanan bir durum; beyin gelişimiyle karakter gelişimini karıştırırız, oysa ikisi farklı. Yalan söylemek insan beyninin gelişiminin bir uzantısı. Çocuklar elbette beyinleri geliştikçe bu aracı da defalarca deneyecekler ve onlara gelen yaklaşıma göre de yalanı karakterlerinin bir parçası olarak az veya çok kullanmaya devam edecekler. (Konuyla ilgilenenler “Çocuklarda Yalan Paradoksu” yazıma bakabilirler.)


Çocuklar üç nedenden dolayı yalan söyler:


- Olumsuz sonuçlardan veya cezalardan korunmak


- Kendi özdeğerlerine ve özgüvenlerine yapılan saldırılardan egolarını koruyabilmek


- Bir insandan veya durumdan faydalanabilmek.


Yalan söylemek çoğu zaman çocukların yaşadığı stresin fizyolojik ve psikolojik sonuçlarını hafifletir. Ve birçok araştırmadan edindiğimiz bulgulara göre, yalan söylemenin sosyallikle ve yaratıcılıkla ilişkisi olduğu görülüyor.


Yalan söylemenin beyin gelişimiyle ilgili olduğunu gösteren klasik bir deneyde araştırmacılar çocukları gizlice kameraya çekebilecekleri bir odaya koyarlar. Çocuklara, araştırmacının birkaç dakika için odadan ayrılacağını ve bu süre zarfında tam arkalarına konulmuş oyuncağa kesinlikle bakmamaları gerektiği, araştırmacı döndüğünde ise oyuncakla oynayabilecekleri söylenir.


Araştırmacı gittiğinde iki yaşındaki çocukların hepsi oyuncağa bakar tabii. Ama araştırmacılar onlara gerçeği sorduğunda sadece %38’i yalan söyler. Deney altı yaşındaki çocuklarla tekrarlandığında ise bazısı bakar bazısı bakmaz. Ama bakanların %100’ü de yalan söyler, hepsi. Erkek çocuklar, bakmama konusunda kız çocuklardan daha çok zorlanır ancak yalan söyleme konusunda erkek ve kız çocukların arasında fark olmaz.


Yani beynimiz geliştikçe yanlış sinyaller verme ve gerçeği dönüştürme yeteneğine sahip oluruz. Bu, aslında süper güçtür ama sosyal ilişkilerde bizi çıkmaza sokar. Karakter gelişimi için gerekli bilgileri ise toplumumuzdan ve kültürümüzden ediniriz. Çocuklar için yalan söylemek çok doğal bir eylem olabilir ama bunu yaparken aynı zamanda dürüstlüğün de gelecekteki hatalardan kaçınmak veya gerekli önlemleri almak için yararlı bir amaca hizmet ettiğini anlayabilirler. Tabii çevrelerinde dürüstlüğün ödüllendirildiği böyle örnekler varsa.


Dersler bittikten sonra çantasını toplar toplamaz Çınar’la bilgisayar oyunu oynuyoruz. Bu yüzden acele acele topluyor. Ona soruyorum


“düzgün topladın mı çantanı?”


“Evet Emoş”


“Peki şimdi çantanı açarsam bütün kalemlerini kalem kutunun içinde bulacak mıyım?”


“Tabii, Emoş”


"Tamam açalım o zaman"


“Yaa hayır yaa!”


“Bana şaka mı yaptın yoksa yalan mı söyledin?”


“Şaka yapmadım”


“Hmm peki, şimdi bütün çantanı boşaltıp yeniden düzenlemen gerekiyor, sanırım epey vaktini alacak ve oyuna geç başlayacaksın.”


Offlayıp puffluyor,


“Emoş nasıl anlıyorsun?"


Ona yalan uzmanı Paul Ekman’ın kitabını gösteriyorum.


“bak kitabın başlığı neymiş?”


Heceliyor:


“Ya lan Söy le di ği mi Na sıl An la dın”


Merakla sayfaları karıştırıyoruz, ona yalan söyleyen insanların mikromimik ifadelerini gösteriyorum. “Bak” diyorum, “bu işin ustasıyım ben. Midemde yalan detektörü var, gözlerimden çıkan görünmez ışınlarla insanları tarıyorum”


Kopuyor.


“Peki sana yalan mı söyledim, şaka mı yaptım? "


“Şaka yaptın Emoş.”


Acaba?